Taberânî’nin Ali ibn-i Hüseyin’in babasından, yâni Hazret-i Hüseyin’den rivayet ettiğine göre, Peygamber SAS Efendimiz buyuruyor ki:
RE. 74/1 (İ’tikâfi aşrin fî ramedàn) “Ramazanın son on gününde i’tikâf etmek, (kehacceteyni ve umrateyn) iki hac ve iki umre yapmak kadar sevaplıdır. Eh hacca gidemeyenler, parası olmayanlar, izin alamayanlar, işi müsait olmayanlar, bakın işte çeşitli imkânlar var! Cenâb-ı Hak garibanları, fukarayı da nasıl sevaplara eriştirecek yolları nasîb etmiş. Allah-u teàlha Hazretleri onlardan faydalanmayı bilip, faydalanmayı nasîb eylesin…
Nihayet sonuncu bir hadis-i şerifi, İbn-i Abbas RA rivayet etmiş Peygamber Efendimiz’den. Bu hadis-i şerifin mübarek metni şöyle:
RE. 236/10 (Elmu’tekifü ya’küfüz-zünûbe ve yücrâ lehû minel-ecri keecri àmilil-hasenâti küllihâ.)
Biliyorsunuz, mu’tekif, i’tikâf yapan kimse demek. Akif de denilir. Hani Mehmed Akif Ersoy var ya, İstiklâl Marşımızın ibarelerini yazan millî şairimiz, Allah rahmet eylesin Mehmed Akif… Akif ne demek, i’tikâf eden, yâni çok ibadet eden, kendisini belirli zamanlarda mescide tahsis edip, vaktini zamanını ibadete tahsis edip, mescidde kalıp, yatıp kalkıp Cenâb-ı Hakka ibadet eyleyen kimse demek… Akif de aynı mânâya, mu’tekif de aynı mânâya.
(Elmu’tekifü) “İ’tikâf yapan kimse, (ya’küfüz-zünûb) günahlarını durdurur.” Yâni günahları afv ü mağfiret olur, günahların işi biter mânâsına.
Bir de insan i’tikâf ettiği zaman günahlardan uzak kalmış oluyor. Mescid Allah’ın kalesi, mânevî bir kale; orada şeytanın çeşitli aldatmaları ihtimali az oluyor gibi ama, o düz bir mânâ olur. Zâten günah işleyen, kendisini tutmasını bilmezse, mescidde de gıybet eder, dedi-kodu eder, başka şeyler yapar, başkasını ayıplar, yine günaha girebilir. Günah her yerde tehlike olarak mevcut…
Günahlarını affettirir, günahlarını durdurmuş olur, sildirmiş olur, men etmiş olur; günahlar artık hesaba girmez. Yâni günahlarından temizleniyor mu’tekif. Bir…
(Ve yücrâ lehû minel-ecr) “Onun sevabı nasıl verilir? Ecirden ona ne gibi sevaplar kaydolunur, yazılır, akıtılır?.. (Keecri àmilil-hasenâti küllihâ.) Bütün iyi amelleri, hasenâtın hepsini icrâ eden, ifâ eden kimse ne sevaplar alıyorsa, o sevapları alır.”
Tabii, şöyle hasenâtın çeşitlerini düşünelim: Hasenât nedir?.. Namazdır. Namaz var i’tikâfta… Oruçtur. Oruç var i’tikâfta… Zikirdir. Zikir var i’tikâfta… Cihaddır. Nefisle cihad orucun içinde mevcut… Dua, tazarru ibadetin özü; tefekkür ibadetin özü; sükût ibadetin kaynağı sebebi, kendisi de ibadet… Hakîkaten her şey var. Allah da hepsinin mükâfatını kat kat fazla veriyor.
Biliyorsunuz Ramazan’da mükâfat kat kat fazla veriliyor. Hattâ bir insan tahakkuk etmiş zekâtını Ramazanda da verebilir, Şevvalde de verebilir, Recebde, Şa’banda da verebilir ama; Ramazanda verdiği zaman, en aşağı yetmiş kat daha fazla sevap oluyor. Onun için zekâtları da vermiyi bu arada hatırlatmış oluverelim.
Demek ki i’tikâf eden kimsenin günahları silinir. Bir de ecri bütün iyilikleri yapmış insanın ecri gibi olur. Öyle ecirler, sevaplar ona akıtılır, sevap hazinesi zenginleşir. Defterine bu güzel sevaplar yazılır demek oluyor