Nicin oruc tutuyoruz?
Her sene Ramazan ayi gelince gazetelerde orucun faydalari, kimlerin oruc tutmamasi gerektigi gibi konular yer alir. Ayni konulari uc-bes kisinin bir araya geldigi aile ve arkadas meclislerinde ve daha farkli yerlerde de konusur veya konusanlari duyariz.
Evet, orucun normal saglikli bir insan icin bildigimiz pek cok faydasinin yaninda, henuz tecrube ve tibbin kesfedemedigi farkli faydalari da olabilir, vardir. Zira oruc tutulmasini emreden, tutana ikramda bulunacak olan, insani yaratan ve onun icin en faydali seyin ne oldugunu bilen ihsan sahibi Rabbimiz’dir. Biliyoruz ki, her isinde hikmet vardir, abes islemez Allah.
Faydasi pek coktur; ama biz orucu bu faydalar icin tutmayiz, tutmamaliyiz. Sayet boyle yaparsak belki bazi faydalar elde edebilir, kilo verebilir, vucuda belli bir denge getirebiliriz. Ancak orucun sevabini, uhrevi mukafatini elden kacirabiliriz. Cunku bu dunyevi faydalarda degil, Allah’in rizasindadir. Bu durum bir hadiste soyle ifade edilir: “Allah Resûlu (sas), ‘Insanin amellerinin sevabi on mislinden yedi yuz misline kadar katlanarak verilir.’ Cenab-i Allah soyle buyurmustur: ‘Oruc bu kaidenin disindadir. Cunku o sirf Benim icin tutulur. Onu tutanin mukafatini da bizzat Ben takdir eder, veririm. Kulum sehvetini ve yemegini benim icin terk etmistir. Oruc tutan icin iki sevinc vardir. Biri, orucunu actigi zamanki iftar sevinci, digeri de Rabb’ine kavustugu zamanki sevinctir…” (Buharî, Savm 9; Muslim, Siyam 164) Hadisten de anliyoruz ki, oruc sadece Allah rizasi icin tutulur, onun icin tutulmalidir. Baska niyetlerle oruc tutanlar niyetlerinin karsiligini alacak, ancak ahirete oruc gibi bir cehennem atesinden koruyucu bir kalkan gonderemeyeceklerdir.
Ibadetlerde asil olan Allah’in emridir. Ibadetler yalnizca Allah emrettigi icin ve O’nun emrettigi sekilde yapilir. Buna dinî terim olarak taabudilik diyoruz. Buna gore biz ibadetlerin Allah ve Resûlu tarafindan belirlenmis sekil ve formlarini degistiremez, asli olmayan yeni bir ibadet sekli ortaya koyamayiz. Ibadetlere baska niyetler girerse o ibadeti bosa cikartir. Hatta ahirette, yapanin aleyhine cevirebilir. Biz jimnastik yapmak icin namaz kilmadigimiz gibi, perhiz, diyet veya midemizi dinlendirmek icin de oruc tutmayiz. Bunlar orucun tabii neticeleri olabilir. Ancak niyet, diyet olursa bu oruc olmaz. Nitekim Allah Resûlu bu durumu anlattigi hadislerinde, “Nice oruc tutanlar vardir ki, tuttuklari oructan yanlarina sadece cektikleri aclik ve susuzluk kalir. Nice gece namazi kilanlar vardir ki, onlarin da yanina uykusuz kalmak kalir.” (Ahmed b. Hanbel, Musned, 2/373; Ibn Mâce, Siyâm 21) buyurmuslardir.
Oructan Allah’in elde edecegi bir sey yoktur. O bizim faydamizadir. En buyuk faydamiz da Allah’in rizasini elde etmektir. Efendimiz, orucun insanin butun aza ve duygularina da tutturulmasi gerektigini bildirerek soyle buyurur: “Her kim yalan soylemeyi ve yalanla is gormeyi terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip icmesini birakmasina (oruc tutmasina) Allah’in ihtiyaci yoktur, bunlar Allah nezdinde makbul olmaz.” (Buharî, Savm
Baska bir hadislerinde ise durum su sekilde ifade edilir: “Gercek oruc, sadece yiyip icmeyi degil, bos ve hayâsizca sozleri de terk ederek tutulan oructur.” (Beyhaki, Sunen, 4/270)
Bu sekilde tutulan orucun mukafati da pek buyuktur: “Kim inanarak ve alacagi sevabi Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa onun gecmis gunahlari affedilir.” (Buharî, Savm 6)