<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>imsakiye &#187; İlmihal Bilgileri</title>
	<atom:link href="http://www.iftarsahur.com/ramazan/ilmihal-bilgileri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.iftarsahur.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Aug 2010 21:17:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Teyemmüm Nedir?</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/teyemmum-nedir-224.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/teyemmum-nedir-224.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:25:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/teyemmum-nedir.html</guid>
		<description><![CDATA[Teyemmüm; ellerinin içiyle yeryüzü cinsinden bir şeye vurup yüzünü yıkar gibi bir defa sıvazlamak, tekrar aynı şekilde vurup, sol eliyle sağ kolunu, sağ eliyle de sol kolunu dirseklerle beraber birer defa sıvazlamak ve bunları temizlenme niyyetiyle, yani rastgele değil de, teyemmüm kastıyla yapmaktır. Teyemmümün farzı ikidir: niyyet ve yüzü ve kolları sıvazlamak üzere, ellerle iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Teyemmüm; ellerinin içiyle yeryüzü cinsinden bir şeye vurup yüzünü yıkar gibi  bir defa sıvazlamak, tekrar aynı şekilde vurup, sol eliyle sağ kolunu, sağ  eliyle de sol kolunu dirseklerle beraber birer defa sıvazlamak ve bunları  temizlenme niyyetiyle, yani rastgele değil de, teyemmüm kastıyla yapmaktır.</font></p>
<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Teyemmümün farzı ikidir: niyyet ve yüzü ve kolları sıvazlamak üzere, ellerle iki  vuruş. Buna kısaca &#8220;iki darp bir niyyet&#8221; denir.</font></p>
<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Teyemmümün sağlam olabilmesi için; suyu kullanmaktan aciz olmak, teyemmüm edecek  şeyin temiz olması, teyemmüm edilen organların heryerini sıvazlamak şarttır.</font></p>
<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Toprak, kum, kiremit, tuğla; beton ve taş gibi şeylerle, tozları olmasa dahi  teyemmüm yapılır.</font></p>
<p><span id="more-224"></span><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3">Cünüp, âdetli, lohusa ve abdestsizin teyemmümleri aynıdır.</font></p>
<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Su soğuk olduğu ve ısıtma imkânı bulamadığı için, hasta olmaktan korkuyorsa  gusul yerine teyemmüm yapabilir, ama bu durumda abdest yerine teyemmüm yapamaz.  Gusul yerine teyemmüm eder ve ibadetler için ayrıca abdest alır.</font></p>
<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Su bulunmadığı sürece teyemmüm abdest gibidir, vakit girmeden de alınabilir ve  onunla istenildigi kadar namaz kılınabilir.</font></p>
<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Teyemmüm yapmak isteyen kimsenin; su bulma ihtimalı varsa, dörtbir yanına doğru  bir ok atımı kadar yeri araması, parası varsa normal olan fiyatla suyu satın  alması, su alabileceği bir kimsede su varsa istemesi gerekir. Su bulma ihtimalı  yoksa aramaz.</font></p>
<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Teyemmüm edecek kimsenin, namazı vaktin sonuna kadar geciktirmesi müstehap (hoş)  tır. Belki su bulabilir.</font></p>
<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Times New Roman" size="3"> Teyemmümü; abdesti bozan şeyler ve abdeste yetecek kadar suyu kullanma imkânı  bulunması bozar. Bu imkân, namazda iken bulunursa o namaz batıl olur ve su ile  alınmış abdestle kılınması gerekir. Namaz bittikten sonra bulunursa, tekrar  kılması gerekmez</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/teyemmum-nedir-224.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdesti Bozan Haller</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/abdesti-bozan-haller-223.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/abdesti-bozan-haller-223.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/abdesti-bozan-haller.html</guid>
		<description><![CDATA[ABDESTİ BOZAN DURUMLAR 1- Idrar veya dışkı yollarından yani ön ve arkadan herhangi bir şeyin çıkması. Mâide sûresi 6. âyetinde &#8220;&#8230;sizden birisi abdest bozmaktan geri dönmüşse&#8230;&#8221; ve Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;e &#8220;Hades nedir?&#8221; diye sorulduğunda; &#8220;Her iki yoldan çıkandır&#8221; cevabını vermeleri, ön ve arka yollardan birinden çıkan idrar, dışkı, yel, vedi, mezi, meni, kurt ve diğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/besmele.gif" border="0" height="51" width="300" /></p>
<p align="center"><strong><font color="#4169e1">ABDESTİ BOZAN DURUMLAR</font></strong></p>
<p align="left"><strong><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><font color="#4169e1">1</font>- Idrar veya dışkı yollarından yani ön ve arkadan herhangi bir şeyin çıkması. Mâide sûresi 6. âyetinde &#8220;&#8230;sizden birisi abdest bozmaktan geri dönmüşse&#8230;&#8221; ve Hz. Peygamber (s.a.s.)&#8217;e &#8220;Hades nedir?&#8221; diye sorulduğunda; &#8220;Her iki yoldan çıkandır&#8221; cevabını vermeleri, ön ve arka yollardan birinden çıkan idrar, dışkı, yel, vedi, mezi, meni, kurt ve diğer hususların abdesti bozduğunu ifâde eder.</font></strong></p>
<p align="left"><strong><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><font color="#4169e1">2</font>- Aklın idrak gücünü gideren hususlar; uyumak, bayılmak, delirmek, sarhoş olmak vs.&#8217;dir. Ancak oturduğu yerde kıpırdamadan uyuyan kimsenin abdesti bozulmaz. (Müslim, Vudû&#8217;, 2; Ahmed b. Hanbel, 1, 256).</font></strong></p>
<p align="left"><span id="more-223"></span><strong><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><font color="#4169e1">3</font>- Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin veya sarı su çıkması ve etrafına yayılması. Ağızdan akan kana bakılır, şâyet bu kan tükrük kadar veya tükrükten fazla ise abdesti bozulur.</font></strong></p>
<p align="left"><strong><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><font color="#4169e1">4</font>- Ağız doluşu kusmak. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) &#8220;Kusuntu abdesti bozar&#8221; (Tirmizî, Tahâre, 64) buyurmaktadır. Kusma ağız doluşu değilse abdest bozulmaz.</font></strong></p>
<p align="left"><strong><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><font color="#4169e1">5</font>- Cinsî münasebette bulunmak.</font></strong></p>
<p align="left"><strong><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><font color="#4169e1">6</font>- Tam olarak cinsî ilişki olmasa bile kadın ve erkeğin çıplak veya ince bir elbise ile vücutlarının veya tenâsül uzuvlarının birbirine değmesi.</font></strong></p>
<p align="left"><strong><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><font color="#4169e1">7</font>- Teyemmüm yapan kimsenin su bulması .</font></strong></p>
<p align="left"><strong><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><font color="#4169e1">8</font>- Namazda sesli olarak gülmek. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: &#8220;Sizden biriniz namazdayken kahkaha ile gülerse abdesti ve namazı birlikte iade etsin. &#8221; Kahkaha namazın dışında olursa abdesti bozmaz.</font></strong></p>
<p align="left"><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><strong>Bir kimse abdest alırken bazı organlarını yıkayıp yıkamadığı konusunda endişe ederse, şayet bu ilk defa karşılaştığı bir şüphe ise o organını yeniden yıkar, yok eğer sürekli şüpheye düşüp duruyorsa bu şüpheşinin önemi yoktur. Abdestini tam almış sayılır. Abdestinin bozulup bozulmadığını tam hatırlayamayan kişi kesin olarak abdest aldığını hatırlıyorsa abdestli demektir. Çünkü kesin olarak bilinen bir husus şüphelerle yok olmaz.</strong></font></p>
<p align="left"><font color="#ff4500" face="Verdana" size="2"><strong>Ayrıca namaz haricinde abdestinden şüpheye düşenin abdest almasının takvaya daha yakın olduğu; fakat namaz içinde bulunan kimsenin ise abdestinden şüpheye düşmesi hâlinde namazını bozup abdest alması gerekmediği âlimler tarafından ifâde edilmiştir.</strong></font></p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/abdesti-bozan-haller-223.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdest Alırken Okunacak Dua</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/abdest-alirken-okunacak-dua-222.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/abdest-alirken-okunacak-dua-222.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:24:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/abdest-alirken-okunacak-dua.html</guid>
		<description><![CDATA[ABDEST DUALARINamaz kılabilmek için, Kur&#8217;an&#8217;ı tutabilmek v.s. bazı ibadetleri yapabilmek için abdest almak lazımdır. Abdest alırken okunacak dualar vardır ki bunlar salih atalarımızdan bize kadar nakledilmiştir. Bunların okunması güzel (müstehab) görülmüştür. 1) Abdeste başlarken eûzu besmeleden sonra: &#8220;Elhamdu lillahillezî ce&#8217;ale&#8217;l-mâ&#8217;e tahûran ve ce&#8217;ale&#8217;l-islâme nûra!&#8221; (Suyu temiz, islamı nur kılan Allah&#8217;a hamdolsun) 2) Ağıza su verirken: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/besmele.gif" border="0" height="51" width="300" /><br />
<font color="#ee7700" size="4"><br />
</font><center> <font color="#ee7700" size="4">ABDEST DUALARI</font></center>Namaz kılabilmek için, Kur&#8217;an&#8217;ı tutabilmek v.s. bazı ibadetleri yapabilmek için abdest almak lazımdır. Abdest alırken okunacak dualar vardır ki bunlar salih atalarımızdan bize kadar nakledilmiştir. Bunların okunması güzel (müstehab) görülmüştür.</p>
<hr /><strong>1) Abdeste başlarken eûzu besmeleden sonra:<font color="#000080"><br />
</font></strong><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest1.jpg" border="0" height="65" width="355" /><strong><font color="#000080"><br />
&#8220;Elhamdu lillahillezî ce&#8217;ale&#8217;l-mâ&#8217;e tahûran ve ce&#8217;ale&#8217;l-islâme nûra!&#8221;</font><br />
</strong>(Suyu temiz, islamı nur kılan Allah&#8217;a hamdolsun)</p>
<p><span id="more-222"></span></p>
<hr /><strong>2) Ağıza su verirken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest2.jpg" border="0" height="62" width="355" /><br />
<strong><font color="#000080">&#8220;Allahumme eskınî min havdı nebiyyike ke&#8217;sen lâ azma&#8217;u ba&#8217;dehû ebedâ&#8221;</font></strong><br />
(Allah&#8217;ım, bana peygamberinin havuzundan öyle bir kadeh içir ki, ondan sonra bir daha susamıyayım)</p>
<hr /><strong>3) Burnuna su verirken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest4.jpg" border="0" height="64" width="361" /><strong><font color="#000080"><br />
&#8220;Allahumme lâ tuharrimnî râyihate na&#8217;imike ve cinânike&#8221;</font></strong><br />
(Allah&#8217;ım, bana ni&#8217;metinin ve cennetlerinin kokusunu haram kılma)</p>
<hr /><strong>4) Yüzünü yıkarken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest6.jpg" border="0" height="63" width="355" /><strong><font color="#000080"><br />
&#8220;Allahumme beyyid vechî bi-nûrike yevme tebyeddu vucûhun ve tesveddu vucûh&#8221;</font></strong><br />
(Allah&#8217;ım, bazı yüzlerin beyazlanacağı, bazı yüzlerin kararacağı günde yüzümü ağart)</p>
<hr /><strong>5) Sağ kolu yıkarken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest7.jpg" border="0" height="64" width="355" /><strong><font color="#000080"><br />
&#8220;Allahumme a&#8217;tınî kitabî bi yemînî ve hâsibnî hisâben yesîrâ&#8221;</font></strong><br />
(Allahım kitabımı sağ tarafımdan ver ve hesabımı kolaylaştır)</p>
<hr /><strong>6) Sol kolu yıkarken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest8.jpg" border="0" height="105" width="355" /><strong><font color="#000080"><br />
&#8220;Allahumme lâ tu&#8221;tınî kitâbî bi-şimâlî velâ min-verâ&#8217;i zahrî velâ tuhâsibnî hisâben şedîdâ&#8221;</font></strong><br />
(Allah&#8217;ım, kitabımı sol tarafımdan ve arkamdan verme, beni zor bir hesaba çekme)</p>
<hr /><strong>7) Başı meshederken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest9.jpg" border="0" height="67" width="355" /><strong><font color="#000080"><br />
&#8220;Allahumme ğaşşinî bi-rahmetike ve enzil aleyye min berakatik&#8221;</font></strong><br />
(Allah&#8217;ım, başımı rahmetinle ört, üzerime bereketlerini indir)</p>
<hr /><strong> <img src='http://www.iftarsahur.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Kulakları mesederken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest11.jpg" border="0" height="63" width="355" /><strong><font color="#000080"><br />
&#8220;Allâhumme&#8217;c'alnî minellezîne yestemi&#8217;ûne&#8217;l-kavle fe-yettebiûne ahseneh&#8221;</font></strong><br />
(Allah&#8217;ım, beni, sözü işitip sözün en güzeline uyanlardan eyle)</p>
<hr /><strong>9) Boynu meshederken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest12.jpg" border="0" height="60" width="355" /><font color="#000080"><strong><br />
&#8220;Allâhumme a&#8217;tik rakabetî mine&#8217;n-nâri vehfeznî mine&#8217;s-selâsili ve&#8217;l-ağlâl&#8221;</strong></font><br />
(Allah&#8217;ım boynumu cehennemden âzâd eyle ve beni zincirlerden, bağlardan koru)</p>
<hr /><strong>10) Sağ ayağı yıkarken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest13.jpg" border="0" height="65" width="355" /><strong><font color="#000080"><br />
&#8220;Allâhumme sebbit kademeyye alas-sırâtı yevme tezillu fîhi&#8217;l-akdâm&#8221;</font></strong><br />
(Allah&#8217;ım ayakların kayacağı günde ayaklarımı Sırat üstünde sağlam tut)</p>
<hr /><strong>11) Sol ayağı yıkarken:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest14.jpg" border="0" height="65" width="355" /><font color="#000080"><br />
<strong>&#8220;Allâhumme&#8217;c'al-lî sa&#8217;yen meşkûran ve zenben mağfûran ve ticâraten len tebûra&#8221;</strong></font><br />
(Allah&#8217;ım, bana beğenilecek bir çalışma ver, günahımı affedip makbul amel ve kârlı bir ticaret ihsan eyle)</p>
<hr /><strong>12) Oruçlu değilse abdest aldığı sudan biraz içip,  kıbleye karşı durup kelime-i şehadet getirmeli:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest15.jpg" border="0" height="58" width="355" /><font color="#000080"><strong><br />
&#8220;Eşhedu en lâilahe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlüh&#8221;<br />
</strong></font>(Ben şehadet ederimk ki, Allah&#8217;tan başka ilah yoktur. Yine şehadet ederimki, Muhammed (a.s.), O&#8217;nun kulu ve Rasûlüdür)</p>
<hr /><strong>13) Ve şu duayı okumalıdır</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest16.jpg" border="0" height="106" width="355" /><br />
<strong><font color="#000080">&#8220;Allâhumme&#8217;şfinî bi-şifâike ve dâvini bi devâike va&#8217;sımnî mine&#8217;l-velehi ve&#8217;l-emrâdı ve&#8217;l-evca&#8217;&#8221;</font></strong><br />
(Allah&#8217;ım, bana şifanla şifa ver, devanla deva ver. Beni âfetlerden, hastalıklardan ve acılardan koru)</p>
<hr /><strong>14) Abdestten sonra bir veya üç kez Kadr Sûresini okumak ta abdestin âdâbındandır:</strong><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/abdest17.jpg" border="0" height="162" width="355" /><font color="#000080"><strong><br />
&#8220;İnnâ enzelnâhu fî-leyleti&#8217;l-kadri. Vemâ edrâke mâ leyletu&#8217;l-kadri. Leyletu&#8217;l-kadri hayrun min-elfi şehr. Tenezzelu&#8217;l-melâiketu ve&#8217;r-rûhu fîhâ bi izni rabbihim min-kulli emr. Selâmun hiye hattâ metle&#8217;ıl-fecr&#8221;</strong></font><br />
(Biz O (Kur&#8217;an)&#8217;nu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh, o gece her türlü işle iner. O gece tan yeri ağarıncaya kadar bir esenliktir.)</p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/abdest-alirken-okunacak-dua-222.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Resimli Abdest Alınışı</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/resimli-abdest-alinisi-221.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/resimli-abdest-alinisi-221.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/resimli-abdest-alinisi.html</guid>
		<description><![CDATA[RESİMLERLE ABDESTİN ALINIŞI 1) Önce kollar dirseklerin yukarısına kadar sıvanır, sonra &#8220;Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya&#8221; diye niyet edilir. Ve&#8220;Eûzü billahi mineşşey-tanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm&#8221; okunur. 2)Eller bileklere kadar üç kere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına dikkat edilir. Parmaklarda yüzük varsa oynatılıp altının yıkanması sağlanır. 3) Sağ avuç ile ağıza üç kere ayrı ayrı su alınıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><strong><font color="#ee7700" size="4">RESİMLERLE ABDESTİN ALINIŞI</font></strong> </center></p>
<table id="table34" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="1127" width="99%">
<tr>
<td valign="top" width="44%"></td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R01.jpg" align="left" border="0" height="140" width="97" /><strong>1) </strong>Önce kollar  dirseklerin  yukarısına kadar  sıvanır, sonra <strong><em>&#8220;Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya&#8221;</em></strong> diye niyet edilir. Ve<strong><em>&#8220;Eûzü billahi mineşşey-tanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm&#8221; </em></strong>okunur.</td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R02.jpg" align="left" border="0" height="140" width="97" /><strong>  2)</strong>Eller  bileklere kadar üç  kere yıkanır. Parmak  aralarının  yıkanmasına dikkat  edilir. Parmaklarda  yüzük varsa  oynatılıp altının  yıkanması sağlanır.</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"></td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R03.jpg" align="left" border="0" height="140" width="97" /><strong>3)</strong>  Sağ avuç ile  ağıza üç kere  ayrı ayrı su  alınıp her  defasında iyice  çalkalanır.</td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R04.jpg" align="left" border="0" height="141" width="97" /><strong>4)</strong>Sağ  avuç ile buruna üç  kere ayrı ayrı su  çekilir.</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"></td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R05.jpg" align="left" border="0" height="141" width="97" /><strong>5)</strong>  Sol el ile  sümkürülerek  burun  temizlenir.</td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R06.jpg" align="left" border="0" height="139" width="97" /><strong>6)</strong>  Alında saçların  bittiği yerden  itibaren kulakların  yumuşağına ve çene  altına kadar yüzün  her tarafı üç kere  yıkanır.</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"></td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%">
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"> <img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R07.jpg" align="left" border="0" height="141" width="97" /><strong>7)</strong>  Sağ kol  dirseklerle  beraber üç kere  yıkanır.</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px">Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur.</p>
</td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%">
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"> <img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R08.jpg" align="left" border="0" height="140" width="97" /></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"> <strong> <img src='http://www.iftarsahur.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> </strong>Sol kol dirseklerle beraber üç kere yıkanır.</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px">Yıkarken kolun her tarafı, kuru bir yer kalmayacak şekilde iyice ovulur.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"></td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R09.jpg" align="left" border="0" height="139" width="97" /><strong>9)</strong>Eller  yeni bir su ile  ıslatılır. Sağ  elin içi ve  parmaklar başın  üzerine  konularak bir  kere meshedilir.</td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R10.jpg" align="left" border="0" height="138" width="97" /><strong>10)</strong>Eller  ıslatılarak sağ elin  şehadet parmağı ile  sağ kulağın içi, baş  parmağı ile de  kulağın dışı; sol  elin şehadet parmağı  ile sol kulağın içi,  baş parmağı ile de  kulağın arkası  meshedilir.</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"></td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R11.jpg" align="left" border="0" height="139" width="97" /><strong>11)</strong>Elleri  yeniden  ıslatmaya gerek  olmadan geriye  kalan üçer  parmağın dışı  ile de boyun  meshedilir.</td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R12.jpg" align="left" border="0" height="139" width="97" /><strong>12)</strong>Sağ  ayak üç kere  topuklarla beraber  yıkanır. Yıkamaya  sağ parmak  uçlarından başlanır  ve parmak araları  iyice temizlenir.</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" width="44%"></td>
<td valign="top" width="2%"></td>
<td valign="top" width="49%"></td>
</tr>
<tr>
<td height="140" valign="top" width="44%"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/abdest/R13.jpg" align="left" border="0" height="137" width="97" /><strong>13)</strong>Sol  ayak üç kere  topuklarla  beraber yıkanır.  Yıkamaya sağ  parmak  uçlarından  başlanır ve  parmak araları  iyice  temizlenir.</td>
<td height="140" valign="top" width="2%"></td>
<td height="140" width="49%"><strong>Oruçlu değilse abdest aldığı sudan biraz içip, kıbleye karşı durup kelime-i şehadet getirmeli, duâları ve Kadr Sûresi okunmalıdır. Abdest alırken suyu fazla açmamak, duâların haricinde konuşmamak lazımdır . </strong></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/resimli-abdest-alinisi-221.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinler</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/cinler-220.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/cinler-220.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:21:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/cinler.html</guid>
		<description><![CDATA[Cinler, melekler ve şeytanlar gibi akıl ve duyu organlarımızla kavrayamadığımız, görünmeyen-bilinmeyen varlıklardandır. Cinler hakkında, tüm yaratılanların yaratıcısı Yüce Rabbimizin insanlığa ulaştırdığı mesajların bir arada olduğu Kur&#8217;an-ı Kerim de  bilmemiz gereken ölçüde bilgi verilmiştir. Cinnin yaratılışı şu şekilde ifade olunmaktadır: &#8220;Cinleri öz ateşten yarattı. &#8220;(Rahman Suresi) &#8221; Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.&#8220;(Hicr 27) Kur&#8217;an-ı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><strong>Cinler, melekler ve şeytanlar gibi akıl ve duyu  organlarımızla kavrayamadığımız, görünmeyen-bilinmeyen varlıklardandır. Cinler  hakkında, tüm yaratılanların yaratıcısı Yüce Rabbimizin insanlığa ulaştırdığı  mesajların bir arada olduğu Kur&#8217;an-ı Kerim de  bilmemiz gereken ölçüde bilgi  verilmiştir.</strong><br />
<strong>Cinnin yaratılışı şu şekilde ifade olunmaktadır:</strong><br />
<strong>&#8220;<span style="color: #006600">Cinleri öz ateşten yarattı.</span> &#8220;</strong>(Rahman  Suresi)<strong> &#8221; <span style="color: #006600">Cinleri de daha önce zehirli ateşten  yaratmıştık.</span>&#8220;(Hicr 27)</strong><br />
<strong>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de değişik lâfızlarda 32 yerde cinden bahsedilmektedir.  Bunlardan 22&#8242;si cinn, 5&#8242;i cânn, 5&#8242;i de cinnet olarak geçmektedir;</strong></p>
<p align="justify"><span id="more-220"></span><strong><span style="color: red">Cinn :</span>İsra (88), Kehf (50), Zariyat (56),  Rahman (33), Araf (38,179), Neml (17,39), Fussilet (25,29), Ahkaaf (28,29),</strong><br />
<strong>Sebe (12,14,41), Cinn (1,5,6), En&#8217;am (100,112,128,130)</strong><br />
<strong><span style="color: red">Cânn :</span> Hicr (27), Rahman (15,39,56,74)</strong><br />
<strong><span style="color: red">Cinnet :</span> Hûd (119), Secde (13), Saffat (158) </strong>2kez, <strong>Nâs (6)</strong></p>
<p align="justify"><strong>&#8220;<span style="color: #006600">De ki: Cinlerden bir  topluluğun  dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz,  hârikulâde güzel bir Kur&#8217;an dinledik. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik.  Kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok  yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.  Doğrusu bizim beyinsiz olanımız,  Allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz, gerek insanlar  gerekse cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler,  sanmıştık.  Şu da gerçek  ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların  taşkınlıklarını arttırırlardı. Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah&#8217;ın hiç  kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı. Doğrusu biz, göğü yokladık, fakat  onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyledoldurulmuş bulduk. Halbuki, biz onun bazı  kısımlarında dinlemek için oturacak yerler </span></strong> <span style="color: #006600">(bulup)<strong> oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek  isterse, kendisini gözetleyen  bir alev  huzmesi buluyor. Bilmiyoruz,  yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı  diledi?  Gerçekten biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise bunlardan aşağıda  olmak  üzere- türlü türlü yollar tutmuştuk.  Şu gerçeği şüphesiz anladık ki,  biz  yeryüzünde bulunsak da Allah&#8217;ı âciz</strong></span><br />
<strong><span style="color: #006600">bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden  kurtulamayacağız.  Doğrusu biz, o hidayeti  işitince ona iman ettik. Kim Rabbine  iman ederse,  artık ne bir eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık  edilmesinden korkar.   İçimizde,  teslimiyet gösterenler de var, hak yoldan  sapanlar da var.  Teslimiyet gösteren kimseler, doğru yolu arayanlardır. Hak  yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.</span>&#8221; (Cinn Suresi  1-15)</strong></p>
<p align="justify"><strong>&#8220;<span style="color: #006600">Aldatmak için birbirlerine  cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık.  Bu şeytanlar ahrete inanmayanların kalblerinin o sözlere  yönelmesi, ondan  hoşnut olması ve kendilerinin isledikleri suçları islemeleri için böyle   yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa  bırak.</span>&#8220;</strong><br />
<strong>(En&#8217;am Suresi 112-113)</strong></p>
<p align="justify"><strong>&#8221; <span style="color: #006600">Allah hepsini toplayacağı  gün, &#8220;Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınz&#8221; der, insanlardan  onlara uymuş olanlar, &#8220;Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve  bize tayin ettiğin surenin sonuna ulaştık&#8221; derler. &#8220;Cehennem, Allah&#8217;ın   dilemesine   bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınız&#8221; der. Doğrusu Rabbin  hakimdir, bilendir.  Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir  kısmına böylece musallat ederiz. &#8220;Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi  anlatan, bugünle karşılaşmamızdan siziuyaran peygamberler gelmedi mi?&#8221; &#8220;Kendi  hakkımızda şahidiz&#8221; derler. Dunya hayati onları aldattı da inkârcı olduklarına,  kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.</span>&#8221; (En&#8217;am Suresi 128-130)</strong></p>
<p align="justify"><strong>&#8220;<span style="color: #006600">Cinleri öz ateşten yarattı.  O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?</span>&#8220;(Rahman  Suresi 15-16)</strong></p>
<p align="justify"><strong>&#8220;<span style="color: #006600">Ey cin ve insan  toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz  yetiyorsa  geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.</span>&#8220;   (Rahman Suresi 33)</strong></p>
<p align="justify"><strong>&#8220;<span style="color: #006600"> Sabah gidişi bir aylık  mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da  Süleyman&#8217;a </span> </strong><span style="color: #006600">(onun emrine) <strong>verdik ve onun için erimiş  bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun  önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden  sapsa, ona alevli azabı tattırırdık.   Onlar Süleyman&#8217;a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar </strong>(geniş) <strong> leğenlerden, sabit  kazanlardan ne dilerse  yaparlardı. Ey Davud ailesi!  Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!  Süleyman&#8217;ın ölümüne hükmettiğimiz zaman,  onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen  bir ağaç kurdu gösterdi. </strong>(Sonunda  yere)<strong> yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap  içinde kalmazlardı. </strong></span><strong> &#8221; (Sebe Suresi 12-14)&#8221;</strong></p>
<p align="justify"><strong>Bu bilgiler doğrudan ve işaret yoluyla verilmekte.  Hadislerin ışığında açıklanma gerekirse<span style="color: red"> insan benzeri  varlıklardır</span>. Yeryüzünde yaşadıkları gibi göğe de yükselebilirler. Bizim  anladığımız manada ateşsel değil <span style="color: red">ışınsal yaratıklar</span>  olması muhtemeldir. <span style="color: #000099">Işığın enerjiye dönüştürülmesi</span>nde  sağlanacak ilerlemelerle birlikte onlarla ilgili bir sır perdesininde kalkması  beklenilmektedir.</strong></p>
<p align="justify"><strong>Cinlerinde erkeği ve dişileri olduğu gibi onlarda ürerler  ve ölürler. Akıl ve irade sahibidirler. Onlar da insanlar gibi emir ve yasaklara  uymak Allah&#8217;a ibadet etmek için yaratılmışlardır. İnsanların peygamberleri  onlarında peygamberleridir. Cennetle de nimetlendirilecekleri olduğu gibi  Cehennemle de azablandırlacak olanları vardır.</strong></p>
<p align="justify"><strong>Yeryüzündeki çalışmaları devam etmekle beraber,  peygamberimizden sonragökyüzüne çıkıp bilgi edinme girişimleri, koruyucu  melekler ve  delici alevlerle engellenmiştir.</strong></p>
<p align="justify"><strong>Farklı kültürel seviyelerdedir. Hz.Süleyman devrinde ileri  derecede bilimsel ve sanatsal etkinlikleri görülmüştür. Ordu da yer aldıkları  gibi, mühendislik, ustalık ve dalgıçlık görevi yapmışlar, heykeller, büyük  havuzlar ve sabit kazanlar inşa etmişlerdir. Günümüzde laboratuvar düzeyinde  çalışmaları yapılmakta olan, <span style="color: red">eşyanın ışınlaması</span>na  sahip bilgiyi onlar bundan üçbin yıl önce elde etmişlerdi. Geçen bu kadar süre  içinde teknolojilerinde ilerleme kaydetmedikleri düşünülemez elbette. Çağımızda  görüldüğü söylenen<span style="color: red"> ufolar, uçan daireler, merihliler</span>&#8216;i  n onlar olmadığı ne malum. Yeryüzü medeniyetine katkıda bulunduklarını veya  bulunacaklarını, Hz.Süleyman örneği önümüzde iken söylememek mümkün mü?</strong></p>
<p align="justify"><strong>Işınsal vücut yapılarından kaynaklanan hızları, engelleri  aşma özellikleri yönündeki üstünlüklerinin yanısıra, mantık ve muhakeme yönünden  insanlardan hayli geridirler. Ancak insanların anarşi çıkarma, kan dökme gibi  bazı olumsuz özellikleri daha belirgindir.</strong><br />
<strong>&#8221; <span style="color: #006600">Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde  bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis  edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan  dökecek insanı mı halife  kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben  bilirim, dedi.</span>&#8221; </strong>(Bakara 30)</p>
<p align="justify"><strong>Cinler, ne geleceği bilerler ne de kendileri dışında olan  olayları bilebilirler. Gayb bilgisi Allah&#8217;a mahsustur.</strong><br />
<strong>&#8220;<span style="color: #006600">De ki: Göklerde ve yerde, Allah&#8217;tan başka kimse  gaybı bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler</span>&#8221; </strong>(Neml  Suresi 65). <strong>Medyum, cinci ve falcıların aracılığıyla onlardan edinilecek  gelecek ve geçmişe ait bilgilerle hayatı yönlendirmeye kalkışmak onlara  ibadettir, ilkelliktir, çağ dışılıktır. Allah Resulü&#8217;nün ifadesiyle Kur&#8217;an-a  inançsızlıktır, inkara yuvarlanmaktır. Öyle veya onlardan alınacak bilgiler  İslam hukukuna göre geçersizdir. Doğruların içine ekledikleri yanlışlara  güvenilebilinir mi? Hangisi doğru hangisi yanlış bilinebilinir mi? Bir kere bir  ikileme düşüldükten sonra çıkılabilinir mi?</strong></p>
<p align="justify"><strong>Cinlerin insanları görmelerine bir mani yoksa da vücut  yapılarımızın farklılığı sebebiyle insanların onlarla işitilebilir ve  görülebilir fiziksel bir beraberliğe girmelerinde engeller bulunmaktadır. Bunun  yanı sıra peygamberler ve seçilmişlerin kendilkeri ile görüştükleri gerçektir.  Doğruluklarına artık neredeyse kuşku duyulmayacak şekilde çoklukla yaşanan,  belki de siz şu satırları okuyanlarında yaşadığı ve yaşanmaya devam eden  olaylar, bir cin maskaralığı olan <span style="color: red">ruh çağırma </span> oturumlar ve benzeri müşahedelere dayanan çeşitli TV kanallarının gizemli adlar  altında yayınladıkları istisnai olaylar  insanlarla cinler arasında ilişki  kurulabileceğine bir kanıt olarak niye kabul edilmesin ki?</strong></p>
<p align="justify"><strong>Bu arada unutulmasın ki, onların hep görülmez olmadığını  düşüncesine saplanmayalım. Bazı şeytanlaşmış insanların varlığı malumlarınızdır.  Bu tip insanlardan Allah&#8217;a sığınılması Kur&#8217;an da açıklanmaktadır.</strong><br />
<strong>&#8220;<span style="color: #006600">O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların  göğüslerine </span></strong><span style="color: #006600">(kötü düşünceler)<strong>  fısıldar.  Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden  Allah&#8217;a sığınırım!</strong></span><strong>&#8221; (Nas 4-6)</strong><br />
<strong>Bilmediğimiz yöntemlerle zarar verme kapasitesine sahip şeytanlaşmış cinler  vesvese verebilir, kalplerimize şer tohumları ekebilirler. Dinimizde haram olan  büyü türü işleri oyunlarına alet edebilirler.  Ancak şu unutulmamalıdır ki   mahiyeti bilinmeyen fısıldamalar dışında hayatımıza müdahale yetkileri yoktur.  İnançlarını yaşayan, Allah&#8217;ı zikreden ve kendilerinden Allah&#8217;a sığınan müminler  üzerinde cinlerin hiç mi hiç etkileri yoktur.</strong><br />
<strong>&#8220;<span style="color: #006600">Kur&#8217;an okuduğun zaman o kovulmuş  şeytandan  Allah&#8217;a sığın!  Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler  üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. Onun hakimiyeti, ancak onu dost  edinenlere ve onu Allah&#8217;a ortak koşanlaradır. Kur&#8217;an okuduğun zaman o kovulmuş   şeytandan Allah&#8217;a sığın!</span> &#8221; </strong>(Nahl 98-100)<br />
<strong>Bilinmelidir ki cinlerin muminleri, insanların müminleri gibi bizim  kardeşlerimiz, dünya ve ahiret dostlarımızdır.</strong></p>
<p align="justify"><strong>Bizler gibi mükellef varlıklar olan cinler kendileri gibi  görünmeyen olan, müşterek düşmanlarımız olan şeytanlar tarafından saptırılmaya  çalışılmaktadır. Görrünmez olmalarından dolayı onları birbiriyle karıştırmamak  lazımdır. Şeytanlar cinlerden farklı olup şerlere odaklanmış varlıklardır.</strong></p>
<p align="justify"><strong>Varlıkları peygamberimiz tarafından açıklanan cinler  aleminin hayvanları, mükellef varlıklar olan cinlerle karıştırılarak<span style="color: red">  cinlerin yılan ve köpek gibi suretlere girdikleri  yanılgısı</span>na  düşülebilimnmektedir. Allah&#8217;a muhatap olma yüceliğine erdirilmiş, Kur&#8217;an insanı  olmaya aday varlıklar olan sorumlu cinlerin hayvan suretlerine sokulup korku  salınması maalesef hadislere kadar sokulabilmiştir.</strong></p>
<p align="justify"><strong>Bir diğer yanıltıcı husus da bazı hadisler de hastalık  etkeni olarak gösterilen ve görünmez olma nitelikleri sebebiyle kendilerine  görünmez varlıklar anlamına <span style="color: red">cin denilen mikroplar</span>  türünde varlıkların, mükellef varlıklar olan cinleranlamına algılatabilmesidir.  Bu bir hatadır, bu hataya düşmemelidir.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/cinler-220.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz Değmesi (Nazar)</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/goz-degmesi-nazar-219.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/goz-degmesi-nazar-219.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:20:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/goz-degmesi-nazar.html</guid>
		<description><![CDATA[  Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Hz. Yusuf Aleyhisselâm&#8217;ın kıssası anlatılırken Hz. Yakup Aleyhisselâm&#8217;ın oğullarını Mısır&#8217;a gönderdiği vakit onların şehre girmeleri hakkında onlara şöyle tavsiyede bulunduğu zikredilmektedir: &#8220;(Yakup) dedi: Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin. Ayrı ayrı kapılardan girin (ki size nazar değmesin.) Yine de Allah&#8217;ın takdir ettiği bir şeyi ben sizden gideremem. Hüküm ancak Allah&#8217;ındır. Ben ona [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Verdana,Tahoma,Arial" size="2">  Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Hz. Yusuf Aleyhisselâm&#8217;ın kıssası anlatılırken Hz. Yakup  Aleyhisselâm&#8217;ın oğullarını Mısır&#8217;a gönderdiği vakit onların şehre girmeleri  hakkında onlara şöyle tavsiyede bulunduğu zikredilmektedir:<br />
&#8220;(Yakup) dedi: Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin.<br />
Ayrı ayrı kapılardan girin (ki size nazar değmesin.) Yine de Allah&#8217;ın takdir  ettiği bir şeyi ben sizden gideremem.<br />
Hüküm ancak Allah&#8217;ındır.<br />
Ben ona güvenip dayandım.<br />
Tevekkül edenler de yalnız ona güvenip dayanmalıdırlar. (Yusuf, 12/67)<br />
Hafız İbn-i Kesir, bu ayeti tefsir ederken Selef imamlarından naklettiğine  göre, Hz. Yakup Aleyhisselâm, küçük oğlu Bünyamin&#8217;i hazırlayıp ağabeyleri ile  beraber Mısır&#8217;a göndereceği zaman Mısır&#8217;da şehre girerken hepsinin bir tek  kapıdan değil, muhtelif kapılardan şehre girmelerini onlara emretmişti.<br />
Hz. Yakup Aleyhisselâm&#8217;ın böyle davranmasının sebebi şu idi: Çünkü Hz. Yakup  Aleyhisselâm, insanların, çocuklarına &#8220;nazar&#8221; etmelerinden korkuyordu. Zira  onlar, çok güzel fizikî yapıya sahip idiler.</font></p>
<p><span id="more-219"></span><font style="font-size: 12px; font-family: tahoma; color: #000000" face="Verdana,Tahoma,Arial" size="2"><br />
Yüce Allah (c.c.), kulu ve Resulü Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimize hitaben  şöyle buyurmaktadır:<br />
&#8220;Doğrusu inkâr edenler, Kur&#8217;an&#8217;ı duydukları vakit (sana olan düşmanlıklarından  dolayı) neredeyse gözleri ile seni yere sereceklerdi!<br />
Hâlâ da (senin için): Mutlaka o, delidir! Diyorlar.<br />
Halbuki Kur&#8217;an, bütün âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir.&#8221;  (Kalem, 68/51-52)<br />
Bir kısım müfessirlerin beyanına göre, müşrikler, peygamberimiz tiz. Muhammed  (s.a.v.) Efendimize olan kin ve hasedlerinden dolayı onu gözleri ile öldürmek  istiyorlardı. Yani, gözleri ile ona nazar ediyorlar ve onu kıskanıyorlardı.<br />
Eğer Allah (c.c.)&#8217;ın koruması olmasaydı, ona fenalık yapacaklardı.<br />
Yüce Allah (c. c.), hasedcinin şerrinden kendisine sığınmamızı emretmektedir:<br />
&#8220;De ki: (Karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran) sabahın Rabbine sığınırım.<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden,<br />
(Karanlık çöktüğü zaman) bastıran gecenin şerrinden,<br />
Sihir yapmak için düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden,<br />
Ve kıskandığı zaman kıskanç kişinin hasedinden (Allah&#8217;a sığınırım.)&#8221; (Felâk  Suresi, 113/1-5)<br />
Bu surenin son ayetinde, hased eden kimsenin hasedinden Allah (c.c.)&#8217;a  sığınılması açık bir şekilde emrolunmaktadır,<br />
Hasedci, Cenab-ı Hakk&#8217;ın, kuluna verdiği nimeti çekemez ve o nimetin yok  olmasını ister.<br />
Bu, genel bir tutumdur.<br />
Hasedcinin nazar etmesini ve daha başka musibetleri içine alır.<br />
Yukarıda zikrolunan ayetler, gözdeğmesinin hak ve gerçek olduğuna bir  delildir.<br />
Eğer gözdeğmesi (nazar) diye bir olay olmasaydı, onun şerrinden Cenab-ı Hakk&#8217;a  sığınmaya da gerek olmazdı.<br />
Yine onun hak ve gerçek olduğuna dair sünnetten de deliller vardır.<br />
İnsanlardan pekçoğu gözdeğmesi ile ilgili olaylara daima şahit olmuşlardır ve  şahit olmaya devam etmektedirler.<br />
Bazan bu gözdeğmesinin farkına varırlar ve onu bilirler.<br />
Bazan da onu bilip anlayamazlar.<br />
İnsanların başlarına gelen tecrübeler, zikredilenlerden çok daha fazladır.<br />
Nice ölen kimseler vardır ki, onların ölüm sebepleri bilinmez.<br />
Nice sağlam, kişiler de vardır ki, hasta olup yatağa düşerler fakat  hastalıklarının gerçek sebebini bilmezler.<br />
Nazar (gözdeğmesi), toplumda vâki olan bir hususdur.<br />
Bazı kimselerin gözlerinde bir hâl vardır ki, konsantre olarak baktığı kişiye  çeşitli zararlar verir.<br />
Bir kısım âlimlere göre, insanların gözbebeklerinden ve parmak uçlarından  görünmeyen ışınlar saçılmaktadır.<br />
Gözdeğmesi gerçek olmakla beraber asıl sebebin ne olduğu bilinmemektedir.<br />
Onu ancak Yüce Allah (c.c.) bilir.<br />
Nasıl ki; mıknatıs, demiri kendine çeker. Fakat asıl çekme sebebini, onu  yaratan Rabbimiz bilir. Nazar da öyledir.<br />
İmam Kastalanî diyor ki: &#8220;Bir çanak içinde süt olsa ve hayız gören bir kadın,  elini o sütün içine soksa, o süt özelliğini kaybeder ve bozulur.<br />
Eğer temiz bir kadın, elini o sütün içine soksa, süte bir şey olmaz.&#8221;<br />
Sebebini bilmediğimiz diğer şeyler de buna kıyas olunmalıdır.<br />
Gözü değen bazı kimselerin anlattıklarına göre, bir şeye gıpta ile bakıp  imrendikleri zaman onların gözlerinden bir hararet çıkmaktadır.<br />
Gözdeğmesi ile ilgili olarak pekçok hadis-i şerifler de vardır.<br />
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz nazar olayının, yaşanan bir gerçek olduğunu dile  getirmiş ve şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Gözdeğmesi hak ve gerçektir.&#8221; (Müslim. Abdullah b. Abbas (r.a.)&#8217;dan rivayet  etmiştir.)<br />
Hafız İbn-i Hacer diyor ki: &#8220;Yani, kem göz ile nazar edip gözdeğdirmek,  toplumda var ve sabit olan bir şeydir.&#8221;<br />
İmam el-Kurtubî de gözdeğmesinin sabit olduğunu zikrederek şöyle demiştir: &#8220;Bu  durum, ulemanın ittifak ettiği bir hususdur. Ancak bid&#8217;at ehli olan bir taife  bunu inkâr etmişlerdir.<br />
Onların görüşlerine karşı hadis-i şeriflerden pekçok deliller vardır.<br />
Yine bu olayları müşahede eden pekçok kimseler mevcuttur.<br />
Nice yiğitler vardır ki, gözdeğmesi, onları mezara koymuştur.<br />
Nice güçlü develer vardır ki, nazar, onları da tencereye koymuştur.<br />
Bütün bunların hepsi Cenab-ı Hakk&#8217;ın dilemesi ile olmaktadır.&#8221;<br />
Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:<br />
&#8220;Onlar ise, Allah&#8217;ın izni olmaksızın kimseye bir zarar veremezler.&#8221; (Bkz.  Bakara. 2/102.)<br />
Aslı olmayan ve mesnedsiz bir şekilde inkâr yolunu seçerek şeriata ve akla  muarız (karşı) olan kimseye iltifat olunmaz.<br />
Allâme İbn-i Kayyım diyor ki: &#8220;Vahiyden (dinden) ve akıldan nasibi olmayan bir  taife, gözdeğmesi işini geçersiz saymışlardır.<br />
Onlara göre, bu nazar değme işi ancak bir evhamdan ibarettir. Onun aslı  yoktur!<br />
Bunlar akıl ve nakil bakımından insanların en cahilidirler.<br />
Hicap (utanma) bakımından da insanların en kabasıdırlar.<br />
Sıfatlarıyla,<br />
Fiilleriyle ve tesirleriyle onlar, ruh ve nefisleri bilmekten uzaktırlar.<br />
Akıllı olan kimseler, her ne kadar göz-değmesinin sebebi ve tesiri hakkında  ihtilâf etseler de nazar meselesini inkâr etmezler.&#8221;<br />
Hafız el-Hattâbî de gözdeğmesi gerçeğine değinmiş ve şöyle demiştir: &#8220;Kem  gözle nazar eden kimsenin hain bakışı, karşısındaki şahsa zarar verir.&#8221;<br />
GÖZ DEĞMESİNİN SEBEPLERİ<br />
Bilmiş ol ki;<br />
Gözdeğmesi (nazar) iki sebepten dolayı olur:<br />
Biri, şiddetli düşmanlıktır. Diğeri de, bir şeyi beğenip onu güzel bulmasıdır.<br />
Resulüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:<br />
&#8220;Gözdeğmesi hak ve gerçektir. Eğer kaderin önüne geçen bir şey olsaydı, nazar,  onun önüne geçerdi.&#8221; (Müslim, Abdullah b. Abbas (r.a.)&#8217;dan rivayet etmiştir.)<br />
Bu hadis-i şerifte gözdeğmesinin tesirine ve isabet etmesinin sür&#8217;atine işaret  ve te&#8217;kid vardır.<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz yine şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Allah (c.c.)&#8217;ın kaza ve kaderinden sonra benim ümmetimden ölenlerin çoğu  gözdeğmesindendir.&#8221; (El-Bezzâr. Câbir b. Abdullah (r.a.)&#8217;dan rivayet etmiştir.)<br />
El-Elbânî bu hadis-i şerif için &#8220;Sahih&#8221; demiştir.<br />
Hafız İbn-i Hacer de &#8220;Hasen&#8221; demiştir.<br />
Bazı insanlar bu nazar olayını garip bulurlar.<br />
Bazıları da dehşete kapılırlar. Bununla beraber olaylar onun varlığını tasdik  etmektedir.<br />
Nice kimse vardır ki, Allah (c.c.) ona bolca mal ve nimet vermiştir de bir  hasedcinin nefsi o nimetlere takılmıştır. Böylece o adamın malı bir felâkete ve  zarara uğramıştır. Yahut bütün malı ve mülkü yokolup gitmiştir.<br />
Yine nice insanlar ve özellikle de bazı kadınlar vardır ki, Allah (c.c.)  onlara son derece fizikî güzellik vermiştir de bir hasedcinin nefsi o  güzelliklere takılmıştır.<br />
Böylece o güzele bir felâket.<br />
Yahut bir hastalık,<br />
Ya da benzeri bir musibet gelmiştir de uzman doktorlar onun tedavisinden âciz  kalmışlardır.<br />
NAZARDAN KORUNMA TEDBİRLERİ<br />
Gözdeğmesi (nazar) illetine yakalanmadan önce korunmak için şu tedbirler  alınmalıdır:<br />
1) BİRİNCİ TEDBİR: Sabah ve akşam koruyucu dua, evrad ve zikirlere devam  edilmelidir.<br />
Onları okuyan kimseyi Allah (c.c.) nazardan muhafaza buyurur.<br />
Okunacak sure ve dualar çoktur.<br />
Bazıları şunlardır:<br />
Fatiha Suresi,<br />
Ayetü&#8217;l-Kürsî,<br />
Felâk Suresi,<br />
Nâs Suresi,<br />
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in okuduğu muhtelif dualar.<br />
Şimdi bunları açıklayalım:<br />
a) Fatiha Suresi:<br />
&#8220;Hamd, Âlemlerin Rabbi (olan) Allah&#8217;a mahsusdur.<br />
O, Rahman ve Rahîm&#8217;dir.<br />
Din gününün sahibidir.<br />
Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.<br />
Bizi doğru yola hidayet et.<br />
Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna (ilet). Gazaba uğrayanların ve  sapmışların yoluna değil.&#8221; (Fatiha, 1/1-7)<br />
b) Ayetü&#8217;l-Kürsî:<br />
&#8220;Allah, kendinden başka hiçbir ilâh bulunmayan (Allah)&#8217;dır.<br />
O, Hayy ve Kayyûm&#8217;dur.<br />
Onu ne bir uyku yakalar, ne de bir uyuklama.<br />
Göklerde ve yerde bulunanların hepsi onundur.<br />
Onun izni olmadan katında hiç kimse şefaat edemez.<br />
O, (kullarının) yapmakta oldukları şeyleri ve önceden yaptıklarını bilir.<br />
Onun dilemesi hariç, insanlar onun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler.<br />
Onun kürsüsü, gökleri ve yeri içine alır.<br />
Onları koruyup gözetmek, kendisine ağır gelmez.<br />
O yücedir, büyüktür.&#8221; (Bakara, 2/255)<br />
c) Felâk Suresi:<br />
&#8220;De ki: (Karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran) sabahın Rabbine sığınırım.<br />
Yarattığı şeylerin şerrinden,<br />
(Karanlık çöktüğü zaman) bastıran gecenin şerrinden,<br />
Sihir yapmak için düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden,<br />
Ve kıskandığı zaman kıskanç kişinin hasedinden (Allah&#8217;a sığınırım.)&#8221; (Felâk,  113/1-5)<br />
d) Nâs suresi:<br />
&#8220;De ki: İnsanlann Rabbine sığınırım. İnsanların melikine (mutlak sahibine).<br />
İnsanlann ilâhına (sığınırım.)<br />
Sinsi vesvesecinin şerrinden.<br />
İnsanlann kalplerine şüphe ve tereddüt sokan.<br />
Gerek cinlerden, gerek insanlardan.&#8221; (Nâs, 114/1-6)<br />
e) Peygamberimizin okuduğu muhtelif Dualar:<br />
Nazara karşı şu duayı okumalıdır:<br />
&#8220;Yarattığı şeylerin şerrinden Allah (c. c.)&#8217; in tam olan kelimelerine  sığınırım.&#8221; (Ebu Davûd, Tıp, 19; Dârimî, İsti&#8217;zan, 48; Muvatta, İsti&#8217;zan, 34;  Ahmed b. Hanbel, 4/430)<br />
Yine şu duayı okumalıdır:<br />
&#8220;Bütün şeytanlardan, zararlı hayvanlardan,<br />
Kem gözlerden Allah (c.c.)&#8217;ın tam olan kelimelerine sığınırım.<br />
Hiçbir iyinin ve kötünün yapamadığı ve Allah (c. c.) &#8216;in yaratıp vücuda  getirdiği bütün şerlerin şerrinden,<br />
Gökten inenlerin ve göğe çıkanların şerrinden,<br />
Yerde bitenlerin ve yerden çıkanların şerrinden,<br />
Gecenin ve gündüzün fitnelerinin şerrinden,<br />
İyilik için kapı çalan hariç, gece ve gündüz her kapı çalanın şerrinden Allah  (c. c.) &#8216;ın tam olan kelimelerine sığınırım.<br />
Ey Rahman (olan Allah&#8217;ım)&#8221; (Buharî, Kitabü&#8217;l-Enbiya, 10; Müslim, Kitabu&#8217;z-Zikr,  54, 55; Ebu Davud, Kitabu&#8217;t-Tıb, 19; Kitabu&#8217;l-Edeb, 98; Tirmizî, Kitabu&#8217;t-Tıb&#8217;,  18; Kitabu&#8217;d-Deavât, 40; Ahmed b. Hahbel, 2/181, 290, 375, 448, 4/57.)<br />
Yine şu ayeti okumalıdır:<br />
&#8220;Doğrusu inkâr edenler, Kur&#8217;an&#8217;ı duydukları vakit (sana olan düşmanlıklarından  dolayı) neredeyse gözleri ile seni yere sereceklerdi!<br />
Hâlâ da (senin için) mutlaka o, delidir! Diyorlar.<br />
Halbuki Kur&#8217;an, bütün âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir.&#8221;  (Kalem, 68/51,52.)<br />
İnsanların ahvâline bakan kimse, nazar konusunda onlarda bir umursamazlık  olduğunu görür. Oysa ki, bilhassa bebeklerin ve küçük çocukların şeriata uygun  dualarla nazardan korunmaları gerekir.<br />
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)&#8217;ı şu dua  ile koruyordu:<br />
&#8220;Sizi, bütün şeytanlardan, Zararlı hayvanlardan, Kem gözlerden, Allah (c.c.)&#8217;ın  tam olan kelimelerine sığındırırım.&#8221; (Buharî, Abdullah b. Abbas (r.a.)&#8217;dan  rivayet etmiştir.)<br />
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, torunları olan Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin  (r.a.)&#8217;a hitaben yine şöyle derdi:<br />
&#8220;Şüphesiz ki, sizin atanız (İbrahim Aleyhisselâm) İsmail&#8217;i ve İshak&#8217;ı onlarla  koruyordu.&#8221; (Buharî, İbn-i Abbas (r.a.)&#8217;dan rivayet etmiştir.)<br />
2) İKİNCİ TEDBİR: Nazar değmesinden korunma yollarından biri de, korktuğu ve  şüphelendiği kişilerin yanında güzelliklerini teşhir etmemelidir.<br />
Hafız el-Bağavî &#8220;Şerhü&#8217;s-Sünne&#8221; eserinde anlattığına göre, Hz. Osman b. Affan  (r.a.) çok güzel bir çocuk görmüştü.<br />
Bunun üzerine, onu nazardan korumak için çocuğun velisine şöyle dedi: &#8220;Bu  çocuğun çenesine siyah boya sürerek onun güzelliğini kamufle ediniz.&#8221;<br />
3) ÜÇÜNCÜ TEDBİR: Gözdeğmesinden korunma yollarından biri de, görüp beğendiği  bir şey hakkında, gören kişinin bereketle dua etmesidir.<br />
Bir kimse, kendi gözünün başkasına zarar vermesinden korkarsa, ona baktığı  zaman şöyle demelidir:<br />
&#8220;Allah (c.c.) onu sana mübarek etsin.&#8221; (Benzer ifade ile Bkz. Ebu Davud.  Nikâh, 36; Tirmizî, Nikâh, 7; İbn-i Mâce, Ezan, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned,  3/281.)<br />
Veya şöyle demelidir:<br />
&#8220;Ya Rabbi! Ona mübarek eyle.&#8221; (Benzer ifade ile Bkz. Müslim, Zühd, 74; Ebu  Davud, Vitir, 31; Nesaî, Zekât, 12; İbn-i Mâce, Zühd, 8; Ahmed b. Hanbel, müsned,  3/108, 188, 5/77.)<br />
Yahut şöyle demelidir:<br />
&#8220;Mâşâallah (Allah ne güzel yapmış) Allah&#8217;tan başka kuvvet (sahibi) yoktur.&#8221; (Ebu  Davud, Edeb, 101.)<br />
Ya da buna benzer dualar etmelidir. O zaman Allah (c.c.)&#8217;ın izni ile zarar  defolur gider.<br />
Ebu Ümâme (r.a.)&#8217;dan rivayete göre, Âmir b. Rebîa, Sehl b. Huneyf e uğramıştı.<br />
O sırada Sehl b. Huneyf banyo yapıyordu.<br />
Âmir b. Rebîa dedi ki: &#8220;Bugünkü gibi parlak bir cild görmedim.&#8221;<br />
Bunun üzerine Sehl b. Huneyf in durumu değişti.<br />
Çok geçmeden sar&#8217;a nöbetine tutuldu. Bayılıp yere düştü.<br />
Gelip Peygamber (s.a.v.) Efendimiz&#8217;e haber verdiler.<br />
Ona şöyle dediler: &#8220;Yâ Resûlallâh! Sehl&#8217; in imdadına yetiş. Onu sar&#8217;a iletti  tuttu ve yere düştü.&#8221;<br />
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: &#8220;Kimin nazar etmesinden şüphe ediyorsunuz?&#8221; Diye  sordu.<br />
Dediler ki: &#8220;Âmir b. Rebîa&#8217;dan şüphe ediyoruz.&#8221;<br />
Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Sizden biriniz kardeşinden hoşuna giden bir şey gördüğü zaman onun mübarek  olması için dua etsin.&#8221; (Ebu Ümâme rivayet etmiştir.)<br />
Daha sonra bir kap suya okudu ve Âmir&#8217;in o su ile abdest almasını emretti.<br />
Âmir de o su ile abdest aldı.<br />
Ayrıca yüzünü yıkamasını, Kollarını dirseklere kadar yıkamasını, Dizlerini  yıkamasını, Eteğinin iç kısmını yıkamasını,<br />
Ve yine üzerine su dökmesini emretti.<br />
Zührî diyor ki: &#8220;Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz ayrıca ona, kabı ters  çevirmesini emretti.&#8221;<br />
Hadis-i şerifte gözdeğmesinin ilacı beyan olunmuştur. Buna göre, nazar eden  kimsenin abdest azalarını yıkadığı ve bilhassa cildine temas eden iç  çamaşırlarını yıkadığı su alınır ve nazar olunan kimsenin arkasından dökülür.<br />
Bir hadis-i şerifte Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Sizden yıkamanız istenirse, yıkayınız.&#8221; (Müslim rivayet etmiştir.)<br />
Yani, bir şahıs gelip de sizden birinizin abdest ve gusül suyundan elbisenin  bir kısmına sürmek isterse, bunu yapsın. Bundan dolayı ona kızmasın, demektir.<br />
Kendi nefsinden, başkasına nazar değmiş olmasından şüphelenen ve endişe duyan  kimsenin yapması gereken şey, Allah (c.c.)&#8217;dan korkması ve gözdeğmesine sebep  olabilecek şeylerden sakınmasıdır.<br />
Bunun için Allah (c.c.)&#8217;ı çokça zikretmeye devam etmelidir.<br />
İnsanlardan hoşa giden bir şey gördüğü zaman Allah (c.c.)&#8217;dan, onu mübarek  kılmasını dilemelidir.<br />
Yüce Allah (c.c.)&#8217;ın, insanlara vermiş olduğu nimetlere kesin olarak hased  etmemelidir. Çünkü, eğer onlara hased ederse, sanki Rabbine karşı itirazda  bulunmuş gibi olur.<br />
İşte bu da apaçık bir hüsrandır.<br />
NAZAR DEĞMESİNDEN SONRA<br />
Yukarıda, nazar değmemesi için alınacak tedbirler ve korunma çareleri  açıklanmıştı.<br />
Nazar değdikten sonra da şeriata uygun çareler vardır.<br />
Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de ve hadis-i şeriflerde bu hususa işaret eden deliller  bulunmaktadır.<br />
Yine şu sure ve ayetler dua maksadıyla okunmalıdır.<br />
a) Fatiha Suresi,<br />
b) Ayetü&#8217;l-Kürsî,<br />
c) Felâk Suresi,<br />
d) Nâs Suresi,<br />
e) Ayrıca Cebrail Aleyhisselâm&#8217;ın, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz&#8217;e okuduğu ve  öğrettiği şu dua okunmalıdır:<br />
&#8220;Allah (c. c.) &#8216;in ismi ile sana rukye ederim (okuyup üflerim).<br />
Sana eziyet veren her şeyin şerrinden,<br />
Her nefsin yahut hased edenin kem gözünün şerrinden Allah (c.c.) sana şifa  versin.<br />
Allah (c.c.)&#8217;in ismi ile sana rukye ederim&#8221; (Buharî, Kitabu&#8217;t-Tıb, 38; Müslim,  Kitabu&#8217;s-Selam, 40; Ebu Davud, Kitabu&#8217;t-Tıb. 19; Tirmizî, Kitabu&#8217;l-Cenâiz, 4;  İbn-i Mâce. Kitabu&#8217;t-Tıb, 36. 37; Ahmed b. Hanbel, Müsned. 6/332.)<br />
Yine Resûlüllah (s. a.v.) Efendimiz&#8217; in bir hastalığı olduğu zaman Cebrail  Aleyhisselâm gelir ve şu duayı okurdu:<br />
&#8220;Allah (c.c.) &#8216;in ismi ile sana rukye ederim (okuyup üflerim). Allah (c.c.)  bütün hastalıklardan sana şifa versin.<br />
Hased ettiği zaman hased edenin şerrinden ve bütün kem gözlülerin şerrinden  (seni korusun.)&#8221; (Müslim, Hz. Âişe (r.a.)&#8217;dan rivayet .etmiştir.)<br />
Bazı İslâm büyüklerinden nakledilmiştir ki; gözden sakınmanın şartı,  iyilikleri, güzellikleri, zînetleri gizlemektir. Bir kimsenin kendisini,  ailesini veya çocuğunu süsleyip el âleme teşhir etmesi uygun değildir.<br />
Allâme İbnu&#8217;l-Kayyım diyor ki: &#8220;Kim bu duaları okuyup tecrübe ederse,  faydasının derecesini ve ona ne kadar çok ihtiyaç bulunduğunu anlar. Bu dualar,  nazar edenin tesirine mâni olur. Onu okuyan kimsenin imanının kuvvet derecesine  göre nazarın etkisini giderir. Çünkü bu dualar silahdır. Silah ise, kullanana  göre etkili olur.&#8221;<br />
Kimi, tam merkezden vurur. Kimi de, ıskalar!<br />
Abdullah es-Sâcî (r.a.)&#8217;ın anlattığına göre, kendisinin çok güzel bir devesi  vardı.<br />
Birgün devesine binerek yol arkadaşları ile beraber sefere çıktı. Yolculardan  biri vardı ki, gözü değerdi. Bu durumu bilenler Abdullah&#8217;ı uyardılar. Devesini o  adamın gözünden sakınmasını söylediler. Abdullah o adamın, devesine bir zarar  veremeyeceğini söyleyip pek aldırmadı. Abdullah&#8217;ın sözlerini ve davranışını da o  adama anlattılar. Adam, kendisini ispat etmek için Abdullah&#8217;ı kollamaya başladı.  Bir mola sırasında Abdullah oradan ayrılınca, adam hemen gelerek deveye nazar  etti. Biraz sonra deve hastalanıp yere düştü. O sırada Abdullah da çıkageldi.  Deveyi o vaziyette görünce neler olduğunu sordu.<br />
Dediler ki: &#8220;Sen gidince hemen o adam gelip deveye nazar etti.<br />
Hayvana bakınca o da bu hâle geldi.&#8221;<br />
Bunun üzerine Abdullah: &#8220;O adamı bana gösterin&#8221; dedi.<br />
Onlar da gösterdiler. Abdullah, adamın yanına varıp karşısında durdu.<br />
Sonra şu duayı okudu:<br />
&#8220;Allah (c.c.)&#8217;ın ismiyle hapsedenin hapsinden, Kuru taşın (şerrinden), Yakıcı  kıvılcımın (şerrinden Allah &#8216;c.c.)&#8217;a sığınırım).<br />
Nazar edenin gözdeğmesi, kendi aleyhine dönsün ve en sevdiği kişinin üzerine  dönsün.<br />
Gözünü çevirip de (sema&#8217; ya) bak! Bir bozukluk görüyor musun? Sonra gözünü iki  kez çevir de yine bak. Göz hor, Hakir, Bitkin ve ümidini kesmiş olarak tekrar  sana döner.&#8221; (Bu duanın son kısmı, Mülk Suresi&#8217;nin 3. ce 4. ayetleridir. Bkz.  Mülk, 67/3-4..)<br />
Abdullah es-Sâcî bu duayı okuyunca gözdeğmesi kalktı.<br />
Allah (c.c.)&#8217;ın izni ile devesi iyileşti.<br />
PEYGAMBERİMİZİN (s.a.v.) RUKYELERİ<br />
Buharî&#8217;nin rivayetine göre, birgün Abdülaziz (r.a.), Hz. Sabit (r.a.) ile  beraber Enes b. Mâlik (r.a.)&#8217;ın ziyaretine gitmişlerdi.<br />
Hz. Sabit (r.a.): &#8220;Ya Ebâ Hamza! Biraz rahatsızım&#8221; dedi.<br />
Hz. Enes b. Mâlik (r.a.): &#8220;Senin üzerine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz&#8217;in  rukyesini okuyayım mı?&#8221; diye sordu.<br />
Hz. Sabit (r;a.): &#8220;Oku&#8221; dedi.<br />
Hz. Enes b. Mâlik şu rukyeyi okudu:<br />
&#8220;Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi gider. Şifa ihsan et. Şifa verici  sensin. Senden başka şifa verecek olan hiçbir kimse yoktur. Öyle bir şifa ver  ki, hastalıktan eser kalmasın.&#8221; (Buharî, Abdülaziz (r.a.)&#8217;dan rivayet etmiştir.)<br />
Yine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz hasta olan bazı ashabını eliyle sığayıp  şöyle dua yapardı:<br />
&#8220;Allah&#8217;ım! Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi gider. Ona şifa ver. Şifa  verici sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki,  hastalıktan eser kalmasın.&#8221; (Buharî. Hz. Âişe (r.a.)&#8217;dan rivayet etmiştir.)<br />
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz yine şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Ey insanların Rabbi! Zarar ve fitneyi silip gider. Şifa, senin (kudret)  elindedir. Senden başka ona (yol) açıcı yoktur.&#8221; (Buharî, Hz. Âişe (r.a.)&#8217;dan  rivayet etmiştir.)<br />
UYARILAR<br />
1) BİRİNCİ UYARI: Gözdeğmesi (nazar) bazan insanlardan olur. Bazan da  cinlerden olur.<br />
Mü&#8217;minlerin annesi Ümmü Seleme (r.a.)&#8217; dan rivayete göre, Resûlüllah (s.a.v.)  Efendimiz, evinde bir kız görmüştü.<br />
Kızın yüzünde bir değişme farketti ve şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Ona rukye yapınız (okuyup üfleyiniz). Çünkü onda gözdeğmesi (nazar) vardır.&#8221;  (Buharî ve Müslim, Ümmü Seleme (r.a.)&#8217;dan rivayet etmişlerdir.)<br />
Hafız el-Bağavî diyor ki: &#8220;Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz nazar değmesine  işaret ederken cinlerden nazar değmiş olacağını kasdetmiştir.&#8221;<br />
Deniliyor ki: &#8220;Cinlerin nazar etmesi, mızrak ucundan daha tesirlidir.&#8221;<br />
Şüphe yok ki, insan kirli elbiselerini değişmek için çıkardığı vakit, Yahut  tuvalet ihtiyacını gidermek için, Ya da bir başka sebeple avret yerini açtığı  vakit cinlerin nazarından korunmak için dua etmelidir.<br />
Bu da Cenab-ı Hakk&#8217;ın ismini zikretmekle olur.<br />
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Onlardan (insanlardan) biri helaya girdiği zaman, başka bir rivayette,  elbisesini çıkarıp bir yere koyduğu zaman bismillah demesi, cinlerin gözleri ile  Ademoğlunun avret mahallinin arasında bir perdedir.&#8221; (Tirmizî. Sünen&#8217;inde ve  Ahmed b. Hanbel de Müsned&#8217;inde rivayet etmişlerdir.)<br />
2) İKİNCİ UYARI: Cenab-ı Hakk&#8217;ın ihsan ettiği sağlığı, Güzelliği, Nâli olduğu  nimetler ve sair sebeplerle gözdeğmesine hazır olan kimse, daima tedbirli olmalı  ve kendisini teşhir etmemelidir.<br />
Özellikle kadınlar kendi güzelliklerini ve bilhassa kız çocuklarının  güzelliklerini aşırı derecede teşhir etmemelidirler. Çünkü bunun sonucunda  birçok üzücü olaylara şahit olunmaktadır.<br />
Bu konuda şâir diyor ki:<br />
Kemâl sahibi sevilir,<br />
Olgunluk başta bir taçdır.<br />
Fakat yeri gelince onu<br />
Nazardan koruyan ayba muhtaçtır.<br />
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz Esma binti Umeys (r.a.)&#8217;a hitaben şöyle  buyurmuştur:<br />
&#8220;Bana ne oluyor ki, kardeşoğullarının cisimlerini zayıf görüyorum! Yardıma  muhtaç duruma gelmişler.&#8221; (Müslim, Câbir b. Abdullah (r.a.)&#8217;dan rivayet  etmiştir.)<br />
Bunlar Hz. Cafer b. Ebu Tâlib&#8217;in çocukları idiler.<br />
Esma dedi ki: &#8220;Onların bir hastalıkları yok. Fakat onlara nazar değdi.&#8221;<br />
Bunun üzerine Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu:<br />
&#8220;(O halde) sen onlara rukye yap. (okuyup üfle.)&#8221; (Ahmed b. Hanbel. Müsned,  3/333.)<br />
3) ÜÇÜNCÜ UYARI: İnsanlardan bazıları rukye tedavisi (okuyup üfleme) talep  ettikleri zaman okuyan kişinin inancının sağlam olup olmadığını, Maksadını,  İlmini araştırmıyorlar.<br />
Bu sebeple de sahtekârlara, Büyücülere ve kötü maksadlı olanlara yöneliyorlar.<br />
O bozguncular, yapıcı olmaktan çok yıkıcıdırlar.<br />
Hatta onların içinde niceleri vardır ki, haram olan şeyleri, Yahut bid&#8217;atları,  Ya da şirk olan şeyleri insanlara emrederler. Böyle kimselerin şerlerinden  muhafaza etmesini Yüce Allah (c.c.)&#8217;dan dileriz.<br />
Rukye (okuyup üfleme) talep eden kimseye gereken şey, dikkatli olması ve işini  sağlam yapmasıdır. Yani, ya kendisi okumalı, Yahut da buna ehil olan imanlı ve  ihlâslı kimseleri bulmalıdırlar.<br />
Şunu da iyi bilmelidir ki; Eğer şeriatın uygun gördüğü şartlar uygun olmazsa,  rukye yapmak caiz olmaz.<br />
İslâm şeriatına uygun olan şartlar şunlardır:<br />
a) Okunan şeyler, Kur&#8217;an-ı Kerim ayetleri ya da Resûlüllah (s.a.v.)  Efendimiz&#8217;in okuyup tavsiye buyurduğu dualar olmalıdır.<br />
b) Ayet ve hadisler orijinal metni ile ve mânâsı bilinerek okunmalıdır.<br />
c) Okuyanın şunu da çok iyi bilmesi gerekir ki, rukye&#8217;nin kendisi hiçbir tesir  icra etmez.<br />
Her şey Allah (c.c.)&#8217;ın takdiri ile olur.<br />
Şifayı verecek olan da bizzat Allah (c.c.)&#8217;ın kendisidir. O, bir şeyi sebep  kılmıştır.<br />
d) Aslı esası olmayan vehimlerden ve vesveselerden kaçınarak,<br />
Vesile olacak fiili işleyerek sonucu Allah (c.c.)&#8217;a bırakmalı ve samimiyetle  Cenab-ı Hakk&#8217;a tevekkül etmelidir.<br />
Hz. Yusuf Aleyhisselâm&#8217;ın kıssasını anlatan şu ayetin mânâsını derin derin  düşünmeliyiz:<br />
&#8220;Ayrı ayrı kapılardan (şehre) girin (ki size nazar değmesin.) Yine de Allah&#8217;ın  takdir ettiği bir şeyi ben sizden gideremem. Hüküm ancak Allah&#8217;ındır. Ben ona  güvenip dayandım. Tevekkül edenler de yalnız ona güvenip dayanmalıdırlar.&#8221; (Bkz.  Yusuf, 12/67.)<br />
e) Bilmelidir ki, gözdeğmesinden (nazardan) korunmak ve onu tedavi etmek,  ancak Allah (c.c.)&#8217;dan ve onun Resûlü&#8217;nden gelen şeylerin doğruluğuna inanmakla  mümkün olur.<br />
Eğer bu konuda şüphe ve tereddütleri olursa, ilacın tesiri de azalır.</p>
<p></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/goz-degmesi-nazar-219.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zekad</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/zekad-218.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/zekad-218.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:20:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/zekad.html</guid>
		<description><![CDATA[Zekâtin Faydalari Zekât, kalbi cimrilik hastaligindan, mali fakirin hakkindan temizleyen, zenginlerde sefkat ve merhamet duygularini gelistiren bir ibadettir. Zekât sayesinde fakirlerin kalbindeki haset ve kiskançlik ortadan kalkar. Kendilerine yardim eden zenginlere karsi sevgi ve saygi meydana gelerek toplumda birlik ve kardeslik kuvvetlenmis olur. Islâm Dini, toplumun dertlerini tedâvi eden, ihtiyaçlarini karsilayan birçok esaslar getirmistir. Allah&#8217;in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left">
<p class="news-content" align="left"><strong>Zekâtin Faydalari </strong></p>
<p class="news-content" align="left">Zekât, kalbi cimrilik hastaligindan, mali    fakirin hakkindan temizleyen, zenginlerde sefkat ve merhamet duygularini    gelistiren bir ibadettir.<br />
Zekât sayesinde fakirlerin kalbindeki haset ve kiskançlik ortadan kalkar.    Kendilerine yardim eden zenginlere karsi sevgi ve saygi meydana<br />
gelerek toplumda birlik ve kardeslik kuvvetlenmis olur. Islâm Dini, toplumun    dertlerini tedâvi eden, ihtiyaçlarini karsilayan birçok<br />
esaslar getirmistir. Allah&#8217;in emri olan zekât, bir sosyal yardimlasma    sistemidir. Zekât malin büyümesini ve bereketlenmesini saglar.<br />
Zekâti verilen serveti, yok olmaktan, kötü insanlarin zararindan Allah korur.    Sevgili Peygamberimiz söyle buyuruyor:<br />
&#8221; Mallarinizi zekât ile koruyunuz. &#8221; (et-Tergib ve&#8217;t-Terhib, c.1, s.520)</p>
<p><span id="more-218"></span></p>
<p><strong>Zekat Kimlere Farzdir? </strong></p>
<p align="left">Zekat, Müslüman, erginlik çagina gelmis, akilli, hür ve dinen  zengin sayilan kimselere farzdir. Dinen zengin sayilanlar, borcundan ve aslî  ihtiyaçlarindan baska &#8220;NISAP MIKTARI&#8221; mali olan kimselerdir.<br />
ASLÎ IHTIYAÇ: Oturulan ev, giyim esyasi, binek arabasi, ticaret için olmayan  kitaplar, sanatin icrasi için gerekli aletler<br />
ve ailenin bir yillik nafakasidir.<br />
NISAP: Dinimizin koydugu bir zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçüye göre: Aslî  ihtiyacindan baska 81 gram altini, 561 gram gümüsü veya bu miktarlar karsiligi  parasi veya ticaret mali bulunan, kirk koyun veya keçiye, otuz sigira veya bes  deveye sahip olan müslümanlar &#8220;NISAP MIKTARI&#8221; mala sahip olmus sayilirlar.<br />
Asli ihtiyaçtan baska bu miktarlarda mala sahip olduktan sona tam bir yil  geçince zekat farz olur.</p>
<p align="left">
<p align="left"><strong>Zekât Kimlere Verilir? </strong></p>
<p align="left"><em>Zekât verilecek kimseler sunlardir: </em></p>
<p align="left">1) Fakirler: Dini ölçülere göre zengin sayilmayan, nisab miktari  mali olmayan kimselerdir.<br />
2) Yoksullar: Hiçbir seyi olmayanlar.<br />
3) Borçlular: Borcundan fazla nisab miktari mala sahip olmayanlar.<br />
4) Yolcu: Memleketinde mali oldugu halde yolda parasiz kalan, elinde bir sey  bulunmayan kimselerdir. (Bunlara memleketlerine varacak kadar zekât  verilebilir.)<br />
5) Allah Yolundakiler: Bunlar cihad veya hac için yola çikip parasiz kalanlar  ile isini gücünü birakip kendisini ilme vermis olan kimselerdir.<br />
Zekatin öncelikle fakir olan yakin akrabaya, komsulara, hemsehrilere verilmesi  daha sevaplidir.</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><strong>Zekât Kimlere Verilmez? </strong></p>
<p align="left">1) Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara,<br />
2) Ogluna, oglunun çocuklarina,kizina, kizinin çocuklarina ve bunlardan dogan  çocuklara,<br />
3) Zenginlere,<br />
4) Müslüman olmayanlara,<br />
5) Kari-koca birbirlerine.</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><strong>Zekatin Ödenmesi </strong></p>
<p>Paranin her 40 liradan bir lirasi zekat olarak fakire  verilecektir. Canli hayvanlarin zekati nev&#8217;ine göre degisir. Koyunda: kirkta  bir; devede: bes devede bir koyun, sigirda: otuzda bir danadir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/zekad-218.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hac ve Önemi</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/hac-ve-onemi-217.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/hac-ve-onemi-217.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:19:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/hac-ve-onemi.html</guid>
		<description><![CDATA[Islâm sartlarinin besincisi hac&#8217;dir. Hac,belli zamanda, belirli yerleri özel bir sekilde ziyaret etmektir. Hicretin dokuzuncu yilinda farz olmustur. Hac hem mal, hem de beden ile yapilan bir ibadettir. Belirli sartlari tasiyan müslümanlarin ömründe bir defa hacca gitmesi farzdir. Allah&#8217;in her emrinde oldugu gibi haccin farz kilinmasinda da bir çok hikmetler ve faydalar vardir. Çesitli ülkelerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left">Islâm sartlarinin besincisi hac&#8217;dir. Hac,belli zamanda, belirli  yerleri özel bir sekilde ziyaret etmektir. Hicretin dokuzuncu yilinda farz  olmustur. Hac hem mal, hem de beden ile yapilan bir ibadettir. Belirli sartlari  tasiyan müslümanlarin<br />
ömründe bir defa hacca gitmesi farzdir. Allah&#8217;in her emrinde oldugu gibi haccin  farz kilinmasinda da bir çok hikmetler ve faydalar vardir. Çesitli ülkelerden  mukaddes topraklara gelen, dilleri ve renkleri ayri olan müslümanlarin tek gaye  etrafinda bir araya gelmesi ve hep birlikte Allah&#8217;a yönelmesi Islâm kardesligini  güçlendirir. Müslümanlarin birbiri ile tanismalarini, birbirlerinin dert ve  sikintilarina çare bulmalarini saglar. Zengin-fakir her seviyede müslümanin  ihrama girerek ayni kiyafet içinde bulunmasi insanlara esitlik fikrini asilar,  mahser gününü hatirlatir. Sevgili peygamberimizin dogup büyüdügü, Islâm dini&#8217;nin  cihana yayilmaya basladigi kutsal yerleri görmek ruhlara manevi bir heyecan  verir,dini duygulari kuvvetlendirir. Kutsal yerlerde insan kendisini Allah&#8217;a  daha yakinhisseder, yaptigi ibadetlere kat kat fazla sevab verilir. Allah rizasi  için hac vazifesini yapan ve insanlara kötülük etmekten sakinanlarin (kul  haklari hariç) birçok günahi bagislanir. Bu konuda peygamber Efendimiz  söylebuyurmustur: <strong>Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranislardan  sakinirsa, annesinin onu dogurdugu günkü gibi günahlarindan<br />
arinmis olarak döner. </strong>(Riyazü&#8217;s-Salihin, c.2, s. 521)</p>
<p align="left"> <span id="more-217"></span></p>
<p align="left"><strong>Hac Kimlere ve Ne Zaman Farzdir </strong></p>
<p align="left"><em>Asagidaki sartlari tasiyanlara hacca gitmek farz olur: </em></p>
<p align="left">1) Akilli olmak,<br />
2) Erginlik çagina gelmis olmak,<br />
3) Müslüman olmak,<br />
4) Hür olmak,<br />
5) Haccin farz oldugunu bilmek. (Bu sart müslüman olmayan ülkelerde müslümanligi  kabul edenler içindir. Islâm ülkelerinde yasayan müslümanlar için haccin farz  oldugunu bilmemek özür degildir.)<br />
6) Zorunlu ihtiyaçlardan baska hacca gidip dönünceye kadar kendisinin ve  bakmakla yükümlü oldugu aile fertlerinin geçinebilecegi maddi güce sahip olmak.<br />
7) Durumuna uygun bir vasita ile hac yolculugunu yapabilmesi için vasita ve yol  masraflarini karsilayacak parasi olmak.<br />
 <img src='http://www.iftarsahur.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Hac vazifesini yapabilecek zamana yetismis olmak.<br />
Saydigimiz bu sartlardan baska hac vazifesini bizzat yapmak için su sartlarin da  bulunmasi gerekir. Bunlara haccin edasinin sartlari denir.</p>
<p align="left">
<p align="left"><strong>Haccin Edasinin Sartlari </strong></p>
<p>1) Vücutça saglikli olmak, (Kör, kötürüm ve hac yolculuguna dayanamayacak  derecede hasta ve yasli olmamak.)<br />
2) Hacca gitmesine bir engel bulunmamak, (Hapiste olmak gibi)<br />
3) Yol güvenligi olmak,<br />
4) Kadinin yaninda kocasi veya evlenmesi caiz olmayan bir mahremi bulunmak.<br />
5) Kocasi ölmüs veya bosanmis olan kadinlarin iddet süreleri bitmis olmak.<br />
Bu saydigimiz sartlara sahip olan bir kimsenin önündeki ilk hac mevsiminde hacca  gitmesi farz olur.<br />
<strong>Haccin Vacibleri</strong></p>
<p>1) Müzdelife&#8217;de vakfe.<br />
2) Safa ile Merve tepeleri arasinda sa&#8217;y etmek<br />
3) Cemreleri taslamak (Seytan taslamak)<br />
4) Saçlari tras etmek veya kisaltmak<br />
5) Sader (veda) tavafini edâ etmek</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><strong>Haccin Sünnetleri </strong></p>
<p align="left">Kudûm tavafi yapmak, erkeklerin kudûm ve ziyâret tavafinda remel  yapmalari (Reml: Adimlari kisaltip, omuzlari silkerek çalimli bir sekilde  yürümektir. Tavafin ilk üç savt&#8217;inda yapilir), Safa ile Merve arasinda sa&#8217;y  ederken, orada bulunan iki direk arasinda erkeklerin süratlice geçmeleri, Bayram  gecelerinde Mina&#8217;da yatmak, arefe günü, günes dogduktan sonra Mina&#8217;dan Arafat&#8217;a  gitmek, Müzdelife&#8217;den Mina&#8217;ya bayram günü sabahi, henüz günes dogmadan hareket  etmek, Müzdelife&#8217;de gecelemek ve cemreler arasinda (Seytan taslama esnasinda)  tertibe riayet etmektir.</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><strong>Umre </strong></p>
<p align="left">Umre, belirli bir zamana bagli olmadan usulüne göre ihrama  girdikten sonra tavaf etmek, sa&#8217;y yapmak ve tras olmaktan ibarettir. Umre  sünnettir. Umre için belirli bir zaman yoktur. Arefe ve onu izleyen kurban  bayrami günleri olmak üzere yilda bes günün disinda her zaman umre yapilabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/hac-ve-onemi-217.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Orucu ve Oruç Çeşitleri</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/ramazan-orucu-ve-oruc-cesitleri-216.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/ramazan-orucu-ve-oruc-cesitleri-216.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:19:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/ramazan-orucu-ve-oruc-cesitleri.html</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan orucu müslüman , akilli ve ergenlik çagina gelmis kimselere farzdir. Ramazan orucu, kameri aylardan Ramazan ayinin bazen 29, bazen 30 gün sürmesine göre 29 veya 30 gün olarak tutulur. Oruçlarda niyet önemlidir. Niyet kalp ile olur. Geceleyin imsaktan önce veya imsak vaktinde ertesi gün oruç tutacagini kalbinden geçiren bir müslüman o günün orucuna niyet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left">Ramazan orucu müslüman , akilli ve ergenlik çagina gelmis  kimselere farzdir. Ramazan orucu, kameri<br />
aylardan Ramazan ayinin bazen 29, bazen 30 gün sürmesine göre 29 veya 30 gün  olarak tutulur. Oruçlarda niyet önemlidir. Niyet kalp ile olur. Geceleyin  imsaktan önce veya imsak vaktinde ertesi gün oruç tutacagini kalbinden geçiren  bir müslüman o günün orucuna niyet etmis olur. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur  yemegine kalkan kimse de oruca , niyet etmis sayilir. Ancak oruç tutan kimsenin  hem içinden niyet etmesi, hem de dili ile &#8220;Niyet ettim Ramazan&#8217;in yarinki  orucuna&#8221; diye söylemesi daha iyi olur.<br />
<span id="more-216"></span></p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><strong><u>Bes çesit oruç vardir: </u></strong></p>
<p align="left"><strong>1) <em>Farz oruç:</em></strong> Ramazan orucunun edasi  ve kazasi farzdir. Keffaret oruçlarinin tutulmasi da farzdir.<br />
<strong>2) <em>Vacip oruç:</em> </strong>Adak oruçlari ile bozulan nafile orucun  kaza edilmesi vaciptir.<br />
<strong>3) <em>Sünnet oruç:</em> </strong>Kamerî aylardan Muharrem ayinin 9-10  veya 10-11. günlerinde oruç tutmak sünnettir.<br />
<strong>4) <em>Müstehap oruç:</em> </strong>Kameri aylarin 13. 14. 15. günleri  ile her haftanin Pazartesi ve Persembe günleri, Sevval ayinda 6 gün oruç tutmak  müstehaptir.<br />
<strong>5) <em>Mekruh oruç:</em> </strong>Iki türlü mekruh oruç vardir:<strong><br />
a.</strong> Muharrem ayinin sadece 10. günü, yalniz Cuma veya Cumartesi günleri  oruç tutmak, iki orucu iftar etmeksizin birbirine eklemek veya senenin tamamini  oruçlu geçirmek &#8220;TENZÎHEN MEKRUH&#8221;tur.<br />
<strong>b. </strong>Ramazan bayraminin birinci günü ile Kurban Bayraminin 4 günü  oruç tutmak &#8220;TAHRÎMEN MEKRUH&#8221;tur.</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><strong><u>Ramazanda oruç tutamayanlar ne yaparlar ? </u> </strong></p>
<p align="left">Oruç tutmayacak kadar hasta olanlar, hastaya bakanlar, Ramazan  ayinda yolculuk yapanlar,<br />
gebe veya emzikli olanlar, asiri yaslilar ve düskünler, aybasi hali veya  logusalik halinde bulunan<br />
kadinlar Ramazan ayinda oruç tutmazlar.Bunlardan:<br />
<strong>a. </strong>Aybasi hali veya logusalik halinde olan kadinlar ile emzikli  ve gebe olan kadinlar,<br />
bu özürleri sona erdikten sonra ve Ramazan ayi disinda oruçlarini kaza ederler.<br />
<strong>b.</strong> Yolcular, yolculuklari bitince oruçlarina baslarlar. Ramazan  ayinda tutamadiklari<br />
oruçlarini Ramazan ayindan sonra tutarlar.</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><u><strong>Oruca nezaman ve nasil niyet edilir </strong></u></p>
<p align="left">Orucun sahih olmasi için niyet etmek sarttir. Niyetsiz oruç  makbul degildir.<br />
Ramazan orucuna, aksamdan itibaren kusluk vaktine kadar niyet edilebilir. Söyle  ki:<br />
Normal olarak oruca, sahur yemegini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda  uyanamayip yeme içme zamaninin bittigi imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse,  günes dogmus olsa bile, kusluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir.  Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir sey yapmasin. Sahura kalkmak  istemeyen bir kimse, aksamdan sonra yarinin orucuna niyet edebilir,<br />
geceleyin kalkip tekrar niyet etmesi gerekmez. Ramazan ayinda tutulamayan orucu,  baska günlerde kaza ederken niyetin geceleyin «tan yeri agarmadan önce»  yapilmasi gerekir. Keffaret oruçlari da böyledir. Bu oruçlara imsaktan sonra  niyet edilmez. Niyet esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarin oruç tutacagini  kalbinden geçiren kimse niyet etmis demektir. Oruç tutmak düsüncesi ile sahur  yemegine kalkan kimsenin bu düsüncesi de niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek  yeterlidir. Ancak kalp ile yapilan bu niyeti dil ile söylemek daha iyidir. Bu  sebeple, oruç tutacak olan kimse, hem içinden niyet etmeli, hem de dili ile: &#8221; <em>Niyet ettim Ramazan-i serifin yarinki orucuna </em>&#8221;<br />
diye söylemelidir.</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><strong><u>Orucu bozup kaza ve keffaret gerektiren haller </u> </strong></p>
<p align="left"><em><strong>Oruçlu oldugunu bildigi halde kasden:</strong></em></p>
<p align="left"><em><strong>1)</strong></em> Yemek, içmek, (ister gida maddesi,  isterse ilaç olsun)<br />
<em><strong>2)</strong></em> Cinsi iliskide bulunmak.<br />
<em><strong>3)</strong></em> Sigara içmek<br />
Orucu bozar, kaza ve keffareti gerektirir.<br />
Bozulan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktir.<br />
Bozulan bir gün orucun yerine iki ay veya altmis gün pespese oruç tutmaktir.<br />
Ramazan ayinda niyet ederek oruca baslayan bir kimse özürsüz olarak bile bile  yiyip içse veya cinsi iliskide bulunsa orucu bozulur. Bozulan bu orucun gününe  gün kaza edilmesi, ayrica oruç özürsüz olarak ve bile bile bozuldugu için de  keffaret tutmasi gerekir.<br />
Baslanan bir orucu bilerek bozmanin dünyadaki cezasi keffarettir. Yani altmis  gün birbiri ardinca oruç tutmaktir. Herhangi bir sebeple keffaret orucuna ara  verilir veya eksik tutulursa yeniden baslayip altmis günü kesintisiz tamamlamak  lazimdir. Kadinlar keffaret orucu tutarken araya giren âdet günlerini tutmazlar,  âdet halleri bitince ara vermeden temiz günlerinde oruca devam ederek altmis  günü tamamlarlar.</p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="left"><strong class="sub"><u>Oruçluya mekruh olan hususlar </u> </strong></p>
<p align="left"><em><strong>1)</strong></em> Bir seyi dilinin ucuyla gereksiz  yere tatmak<br />
<em><strong>2)</strong></em> Lüzumsuz yere bir sey çignemek<br />
<em><strong>3)</strong></em> Sakiz çignemek<br />
<em><strong>4)</strong></em> Kendisinden emin olmayan bir kisinin hanimini  öpmesi, boynuna sarilmasi, kucagina almasi<br />
<em><strong>5)</strong></em> Tükrügü agizda biriktirip yutmak<br />
<em><strong>6)</strong></em> Kan aldirmak<br />
<em><strong>7)</strong></em> Kendini zayif düsürecegini tahmin ettigi yorucu bir  iste çalismak<br />
<em><strong> <img src='http://www.iftarsahur.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> </strong></em> Agzina su alip çalkalamak</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/ramazan-orucu-ve-oruc-cesitleri-216.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasihat</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/nasihat-214.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/nasihat-214.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:17:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlmihal Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/nasihat.html</guid>
		<description><![CDATA[(dünyanın insanlara nasihati) EY ADEMOĞLU! Üzerimde ; gezip dolaşıyorsun! İçimde ; hareket edemeyeceksin! Üzerimde ; günah işlersin! İçimde ; hesap vereceksin! Üzerimde ; gülüyorsun! İçimde ; ağlayacaksın! Üzerimde ; neşelenirsin! İçimde ; mahzun olacaksın! Üzerimde ; mal topluyorsun! İçimde ; pişman olacaksın! Üzerimde ; haram yiyorsun! İçimde ; kurtlar seni yiyecek! Üzerimde ; hile yapıyorsun! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left">       (dünyanın insanlara nasihati)</p>
<p align="left"><u>EY ADEMOĞLU!</u></p>
<p align="left">Üzerimde ; gezip dolaşıyorsun!<br />
İçimde ; hareket edemeyeceksin!<br />
Üzerimde ; günah işlersin!<br />
İçimde ; hesap vereceksin!<br />
Üzerimde ; gülüyorsun!<br />
İçimde ; ağlayacaksın!<br />
Üzerimde ; neşelenirsin!<br />
İçimde ; mahzun olacaksın!<br />
Üzerimde ; mal topluyorsun!<br />
İçimde ; pişman olacaksın!<br />
Üzerimde ; haram yiyorsun!<br />
İçimde ; kurtlar seni yiyecek!<br />
Üzerimde ; hile yapıyorsun!<br />
İçimde ; zelil olacaksın!<br />
Üzerimde ; sevinçlisin!<br />
İçimde ; üzüntüye düşersin!<br />
Üzerimde ; ışıkta geziyorsun!<br />
İçimde ; karanlığa düşersin!<br />
Üzerimde ; herkesle berabersin!<br />
İçimde ; yalnız kalacaksın</p>
<p><span id="more-214"></span></p>
<table align="center" width="292">
<tr>
<td width="282"><strong><em>Şu 4 şeyin değerini ancak aşadaki 4 kimse      bilebilir. </em></strong>1. Gençliğin değerini ancak yaşlılar bilir.<br />
2. Huzurun değerini ancak bela çekenler bilir.<br />
3. Sağlığın değerini ancak hastalar bilir.<br />
4. Hayatın değerini ancak ölüler bilir.</td>
</tr>
</table>
<table align="center" width="388">
<tr>
<td width="380">
<p align="center"><em>Gel, gel, ne olursan ol yine gel,<br />
ister kafir, ister mecusi,<br />
ister puta tapan ol yine gel,<br />
bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,<br />
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel&#8230; </em></p>
<p align="center"><em>Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeliyiz,<br />
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeliyiz biz&#8230;<br />
Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?<br />
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik&#8230;<br />
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!<br />
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir. </em></td>
</tr>
</table>
<p align="center"><strong><font>PEYGAMBER EFENDİMİZDEN  NASİHAT</font></strong></p>
<p align="center"><font>Ashâb-ı  Kirâm�dan Ebû Zerr hazretleri bir gün Peygamber Efendimize: �Bana tavsiyede  bulun yâ Rasûlallah� diye ricâda bulununca Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Zerr�e şu  nasîhatlerde bulundu:</p>
<p>� Sana Allah�tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her işin başıdır.</p>
<p>� Kur�ân�ı oku, Allah�ın zikrine sarıl. Çünkü zikrullah senin için yeryüzünde  ışık, gökte de saklanan bir azıktır.</p>
<p>� Sakın çok gülme. Zîrâ çok gülmek kalbi öldürür, yüzünün nûrunu söndürür.</p>
<p>� Çok konuşmamaya çalış çünkü bu, şeytanın senden uzaklaşması için bir vesîle,  dînini koruman hususunda bir yardımcıdır.</p>
<p>� Fakirleri sev, onlarla hemdem ol.</p>
<p>� Senden aşağıdakilere bak, senden üstünlerine bakma. Bu, Allah�ın sana verdiği  nimetleri küçümsememen için en uygun yoldur.</p>
<p>� Acı da olsa hakkı söyle.</p>
<p>� Bildiğin kusurların seni, halkın eksikliklerini araştırmaktan alıkoysun.  Yaptığın bir işi, başkaları yaptığında kızma. Kendi noksanlarını görmeyip,  insanların ayıplarıyla meşgul olman, irtikâb etmekte olduğun bir fiili insanlar  yaptığında kendilerine kızman ayıp olarak sana yeter, dedi ve eliyle göğsüne  vurarak:</p>
<p>� Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak  gibi servet yoktur, buyurdu. (Hayatü�s-Sahâbe 4-206/207)<br />
</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Verdana">HZ. ÖMER (R.A.)�DEN NASİHATLER</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Verdana" size="2">1. Sana kötülük  yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.</p>
<p>2. Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.</p>
<p>3. Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yorman mümkün oldukça  kötüye yorma.</p>
<p>4. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü  düşünenleri kınamasın.</p>
<p>5. Sırrını gizleyen murâdına erer.</p>
<p>6. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu  anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır.</p>
<p>7. Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.</p>
<p>8. Seni ilgilendirmeyen işe karışma.</p>
<p>9. Henüz vukû� bulmamış şeylerden sorma.</p>
<p>10. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.</p>
<p>11. Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.</p>
<p>12. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.</p>
<p>13. Düşmanlarından uzak dur.</p>
<p>14. Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah�tan korkandır.</p>
<p>15. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.</p>
<p>16. Tâat ânında kendini zavallı gör.</p>
<p>17. Günah işlemek istersen sonunu düşün.</p>
<p>18. Herhangi bir işinde, Allah�tan korkanlarla istişâre et. Zîrâ Allah: Meâlen  �Allah�tan, kulları arasında yalnız âlimler korkar,� buyurur. (Hayatü�s-Sahâbe  4-209/211)<br />
</font></p>
<p align="center"><font size="3"><strong>HZ. ALİ�NİN (K.V) OĞLU HZ. HASAN (R.A)�A  ETTİĞİ NASÎHAT</strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font size="2"> <span style="font-family: Verdana">İbn-i Mülcem, Hz. Ali�yi yaralayınca Hz.  Hasan ağlayarak yanına girdi. Hz. Ali:<br />
� �Oğlum, niye ağlıyorsun?� Hz. Hasan:<br />
� �Nasıl ağlamayayım? Âhiretin ilk, dünyânın son gününde bulunuyorsun!<br />
� �Oğlum, dörder maddeden ibâret şu iki tavsiyemi iyi belle, onlara riâyet  edersen, yapacağın hiçbir şey sana zarar vermez:<br />
1- En büyük zenginlik, akıl.<br />
2- En koyu fakirlik, ahmaklık.<br />
3- En yaman yalnızlık, böbürlenmek.<br />
4- En değerli âlîcenâplık, güzel ahlâktır.<br />
Diğer dört şey ise:<br />
1- Ahmakla dostluktan sakın, çünkü o sana faydalı olmak isterken zarar verir.<br />
2- Yalancıyla dost olma. Zîrâ o, senden uzak duranı sana yaklaştırır, yakınını  da senden uzaklaştırır.<br />
3- Cimriyle de dostluk kurma, zîrâ ihtiyaç duyduğun şeyi senden uzaklaştırır.<br />
4- Fâcirle de dost olma, çünkü seni ucuza satıverir.�</span></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/nasihat-214.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->