<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>imsakiye &#187; Mübarek Gün ve Geceler</title>
	<atom:link href="http://www.iftarsahur.com/ramazan/mubarek-gun-ve-geceler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.iftarsahur.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Jul 2011 20:31:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Recep Ayı</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/recep-ayi-196.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/recep-ayi-196.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:14:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/recep-ayi.html</guid>
		<description><![CDATA[Recep Ayının Fazileti (1) Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/images/ucaylar.jpg" align="right" height="112" width="200" /><font color="#ff0000" size="3">  </font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#990000" face="Verdana" size="3"><strong><a name="link1"></a>Recep Ayının Fazileti</strong></font>  (1) </font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb, tazim ve  saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb  ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve  şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar  kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir,  derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa  bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve  korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her  taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle  ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa  bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya &#8220;sağır  ay&#8221; denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb ayına sağır  denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir:  Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve  hataları manen bu ay duymamakta, mü&#8217;minlerin sadece  ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece  Cenab-ı Hak mü&#8217;min kullarının bu ayda işlemiş  oldukları günahları bağışlamaktadır.</font></font></font></p>
<p><span id="more-196"></span><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">İslâmiyet gelince  de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi.  Bilhassa Regaib ve Mi&#8217;rac gibi tecellilerle  şereflendirildi.<br />
Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, �<strong>Allahım!  Receb&#8217;i ve Şâban&#8217;ı hakkımızda hayırlı ve mübarek  kıl, bizi Ramazan&#8217;a ulaştır</strong>� buyururlardı. (2)</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb&#8217;e, �recm ayı�  da denir. Buna göre, mü&#8217;minlerin eziyet ve zahmet  vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup  uzaklaştırılır.<br />
Receb kelimesindeki �R� Allah&#8217;ın rahmetine, �C�  Allah&#8217;ın cömertliğine ve yardımına, �B� ise Allah&#8217;ın  birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.<br />
Receb ayına �mutahhar� denmesinin sebebi, bu ayı  oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip  paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde  ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve  kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan  kurtulmuşlardır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb ayı Hicrî  ayların yedincisi ve Ramazan&#8217;dan iki ay öncesidir.  Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve  Mi&#8217;rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması  faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur&#8217;ân&#8217;da  haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması,  Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha  artırmıştır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb ayı, �üç  aylar� olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk  ayıdır. Bu aylara �çok sevaplı ibadet ayları� diyen  Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve  mükâfatlar bakımından, mü&#8217;minlerin önünde nasıl bir  kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret  eder:</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">�Her hasenenin  (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i  Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden  ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma  gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir  Gecesinde) otuz bine çıkar.� (3)</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Buna göre Receb  ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan  hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz  verilmektedir. Bunun için mü&#8217;minler bu aydaki  nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret  sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık  verirler.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Bazı hikmet ehli  âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları  getirmişlerdir:</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb eza ve cefâyı  terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan  sıdk ve safa içindir.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb tevbe ve  pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan  kurbet (Allah&#8217;a yakınlık) ayıdır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb hürmet  ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb ibadet  ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır,  Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Büyük tasavvuf ehli  Zünnün Mısrî der ki:<br />
�Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan  derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer,  ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi  bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur.  Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.� (4)</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Receb ayının diğer  aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün  mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır.  Ebû Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç  tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü  Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu  rivayet edilir:<br />
�Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak,  haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve  bırak.� (5)</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Hadisin devamında  ravî olan Şahabı şöyle demektedir:<br />
�Resulullah &#8216;tut&#8217; dedikçe, üç parmağını yumdu,  &#8216;Bırak&#8217; deyince de üç parmağını bıraktı.� Böylece  Peygamberimizin o zata, �Üç gün tut, üç gün ara ver�  dediği anlaşılıyordu.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Bilindiği gibi  haram ayları, &#8220;Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb&#8221;  aylarıdır.<br />
Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç  tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban  aylarının Ramazan ayına benzemesinden  kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca  oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ  Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup  bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim  el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi  için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında  devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler.  (6)</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Diğer aylarda  nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli  günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç  tutulması tavsiye edilmektedir.<br />
Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme  hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç  ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir,  sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb  ayını tam olarak tutanlara �Tutma� denilmez, ama  fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Bu arada Ramazan  ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı kefaret  orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi  bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden  itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak  üzere iki ay üst üste oruç tutarsa tam bir kefaret  borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu  da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün dahi  yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu  öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş  ve geliştirmiş sayılır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Madem Receb ayı  günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu  ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor.  Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi  kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2"><strong> �Estağfirullâhe&#8217;l-Azîme&#8217;llezî la ilahe illâ hû  el-Hay-yü&#8217;1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin  zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ  hayâten velâ nüşûrâ.�</strong></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Mânâsı: �Hayat  sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan,  kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah&#8217;tan  mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun  tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki,  kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de  tekrar dirilmeye sahip değildir.� (7) </font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Üç aylar birer dua  ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta  sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden  öğreniyoruz. Hz. Ali&#8217;nin Receb ayında şu şekilde dua  ettiği rivayet edillir:</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">�Allahım, salat  eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine;  hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı  ehl-i beytine.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Allahım, beni her  türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet  üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla  bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin  zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Allahım, beni  bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez.  Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin  ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur.  Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Allahım, bana  sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle.  Şükür ve takvaya ulaştır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Allahım, Senden  sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık  ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma  ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları  mü&#8217;min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan  ayrılmalarını nasip eyle.�</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Bazı Selef  büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua  etmişler:</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">�Allahım, Sana  mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun  dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına  eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile  Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan,  Seni bileyim ve kulluk edeyim.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Yâ Rab, bu gecenin  rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni  nasiptar et.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Allahım,  kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim  Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir  ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini  ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım  dilerim</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Yüce Mevlam, bu  gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker,  saçarsın. Allahım, Sana yalvaran dilleri, Sana  kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla  faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Allahım, salât eyle  Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip  tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ  Rabbe&#8217;l-Âlemin!�</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#990000" face="Verdana" size="4"><strong> <a name="link2"></a>Recep Ayı İbadetleri</strong> <font color="#000000">(8)</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#990000" face="Verdana" size="2"><strong> <a name="link3"></a>Recep Ayı Girdiğince Yapılacak Duâ</strong></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Okunuşu: &#8220;Allahumme  barik lena fi recebe ve şa&#8217;ban ve belliğna ramazan&#8221;<br />
Açıklaması:<br />
&#8220;Allah&#8217;ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için  mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır&#8221;. Amin!..<br />
Üç ayların ilki olan recep ayı girdiğinde bu duayı  sıkça yapalım, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve  Sellem bu duayı yaparlardı ve ümmetinin de yapmasını  istemiştir.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#990000" face="Verdana" size="2"><strong> <a name="link4"></a>Recep Ayı Orucu</strong></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Abbad ibnu hanif  anlatıyor: �Said İbnu Cübeyr Rahimehullah&#8217;a Recep  ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabi verdi.<br />
İbnu Abbas Radıyallahu Anhüma&#8217;yı dinledim, şöyle  demişti:</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">- Resulullah  Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Recep ayında  bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç  yemeyecek (ayın her gününde tutacak) derdik, (bazı  yıllarda da öyle) yerdi ki biz, galiba hiç  tutmayacak derdik.� (9)</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Yukarıda ki hadisi  şeriften anlaşıldığı üzere Recep ayında oruç tutmak  pek faziletlidir. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi  ve Sellem efendimiz bu ayda oruç tutmuştur. Bazı  yıllarda tamamına yakınını oruçlu geçirmiş, bazı  yıllarda da az bir kısmını oruçlu geçirmiştir.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Resulullah  Sallallahu Aleyhi ve Sellem&#8217;in Recep ayı ve Recep  ayında tutulacak oruç hakkında şöyle buyurduğu  rivayet edilmiştir:</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">-�Recep Allah&#8217;ın  ayıdır; Şaban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin  ayıdır&#8221;. Recep ayının niçin Allah&#8217;ın ayı olduğu  sorulduğunda: -&#8221;Çünkü bu ayda özellikle mağfiret  boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır.  Bu ayda, Allah-ü Teala, Peygamberlerinin tövbelerini  kabul buyurmuştur. Allah-ü Teala bu ayda,  peygamberlerini düşmanlarından korumuştur. Birkimse,  recep ayını oruçlu geçirirse, Alla-ü Teala üç şeyi  onun için gerekli kılar. Şöyle ki:<br />
-Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.<br />
-Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.<br />
-Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan  da onu emin kılar.�;</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Resuhullah  Sallallahu Aleyhi ve Sellem&#8217;e sorarlar:<br />
�Ya Resulullah Recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye  gücüm yetmez.<br />
- O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün,  sonundan da bir gün tutarsın. Böyle ettiğinde ayın  tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zira, yapılan  iyilikler on misli sevap getirir&#8221;. (10)</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana" size="2">Ashab&#8217;tan  Mucibetü&#8217;l-Bahiliyle Radıyallahu Anh&#8217;dan: babası  veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber  Sallallahu Aleyhi ve Sellem&#8217;e geldi ve gitti. Bir  sene sonra kılık ve kıyafeti değişmiş olduğu halde  peygamberimizin yanına geldi, ve:<br />
-�Ya Resulallah ! beni tamdınız mı?� dedi.  Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:<br />
- �Sen kimsin?� Diye sordu:<br />
- �Geçen sene huzurunuza gelen Bahili&#8217;yim� dedi.<br />
- �Neden bu kadar değiştin? Halbuki kılık kıyafetin  düzgündü� dedi.<br />
- �Ya Resulullah! Senden ayrıldığım günden beri  yemek yemedim; yalnız geceleri yedim.� Cevabını  verdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve  Selem:<br />
- �Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır ayında  (Ramazan) tamamıyla, diğer ayların her birinden  birer gün oruç tut� buyurdu.<br />
- �Ya Resulullah, günün sayısını artır. Zira bundan  fazla tutmağa gücüm yeter� dedi. Resulullah  Sallallahu Aleyhi ve Sellem:<br />
-�O halde her aydan ikişer gün oruç tut� dedi.<br />
-�Biraz daha arttır ya Resulullah� dedi.<br />
-�Her aydan üç gün� dedi.<br />
-�Daha artır ya Resulullah� deyince,<br />
-�Recep, Zilka�de, Zilhicce, Muharrem aylarında üçer  gün oruç tut, kalan günlerde iftar et.� Emrini üç  defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti. Onları  yumdu sonra bıraktı. (11)</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#990000" face="Verdana" size="2"><strong> <a name="link5"></a>Recep Ayı Namazı<br />
</strong></font><font face="Verdana" size="2"><br />
Recep ayı içinde otuz rekat namaz kılınır. Bu otuz  rekatın on rekatı Recep ayının ilk on günü içinde  kılınır. İkinci on rekatı da ikinci on günü içinde  kılınır. Üçüncü on rekatı da üçüncü on günü içinde  kılınır. Her rekatta fatiha okunduktan sonra üç kere  ihlas suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç  kere de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekatlar bu  şekilde okunarak tamamlanır. Bu namazın kılınma  zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir.  Belli bir vakti yoktur. (12)<br />
</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="tahoma" size="2">(1). Mehmet Paksu,  Mübarek Aylar, Günler ve Geceler, Nesil Yayınları<br />
(2). Camiü&#8217;s-Sağîr, 2:90; Râmuzu&#8217;l-Ehâdis, 532.<br />
(3). Şualar, s. 416.<br />
(4). Abdülkadir Geylânî, Üç Aylar ve Faziletleri.  Haz: Mustafa Güner.<br />
(5). Ebû Dâvud, Savm: 54.<br />
(6). İhya, 1:237; Zâdü&#8217;I-Meâd, 2:64.<br />
(7). Mecmûatü&#8217;l-Ahzâb, 1:599.<br />
(8). Muhammed Yusuf, Üç Aylar İbadet Rehberi, Ekmel  Yayımcılık<br />
(9). Buhari, Savm; Müslim, Sıyam 179,1157;Ebu Davud,  Savm 55, 2430<br />
(10). Gunyet�üt Talibin, Abdulkadir Geylani<br />
(11). Riyazü�s-Salihin<br />
(12). Gunyet�üt Talibin, Abdulkadir Geylani</font></font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/recep-ayi-196.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Regaib Gecesi</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/regaib-gecesi-195.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/regaib-gecesi-195.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:12:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/regaib-gecesi.html</guid>
		<description><![CDATA[Regaib Gecesi Aziz ve sıddık kardeşlerim ve fedakâr ve sadık arkadaşlarım! Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn. ( Kastamonu Lahikası, 84 ) Regaib Nedir? Regâib, arapça bir kelimedir ve &#8220;reğa-be&#8221; kökünden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#ff0000" size="3"><strong>Regaib  Gecesi</strong>  </font></p>
<p align="�justify�"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong>Aziz ve sıddık  kardeşlerim ve fedakâr ve sadık  arkadaşlarım!</strong></p>
<p>Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve  içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri  tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi  sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve  Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin,  âmîn. ( Kastamonu Lahikası, 84 )</p>
<p><strong>Regaib Nedir?</strong></p>
<p>Regâib, arapça bir kelimedir ve &#8220;reğa-be&#8221;  kökünden gelmektedir. &#8220;Reğa-be&#8221;, kelime  olarak, herhangi bir şeyi istemek,  arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde  etmek için çaba sarf etmek demektir. &#8220;Reğîb&#8221;  kelimesi ise, &#8220;reğabe&#8221;&#8216;den türemiş olan bir  isimdir ve kendisine rağbet edilen,  arzulanan, taleb edilen şey demektir.  Müennesi, &#8220;reğîbe&#8221;dir. &#8220;Reğîbe&#8221;nin çoğulu da  &#8220;reğâib&#8221; dir. Kelime olarak &#8220;Regâib&#8221;in aslı  budur.<br />
</font></font><span id="more-195"></span><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Receb�in ilk cuma gecesine <strong>Regaib gecesi</strong>  denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini  melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi  kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya  gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ,  bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar,  ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri  affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur,  namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız  sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle  geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir  günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan  da nafile namaz kılar, Kur�an-ı kerim okur,  tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe  günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok  sevaptır. Receb ayında oruç tutmak  faziletlidir.</p>
<p>Peygamberimiz (a.s.m)� ın Ramazan ayından  sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır.  Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam,  muhteşem sevabları var.</p>
<p>Bir de bu ayda sevablar kulların  defterlerinin sevab hanelerine, bol bol  dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb  denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı  şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek&#8230;  Sabbe, Arapçada dökmek demek&#8230; Nehrin de  böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur  akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da  aynı kökten&#8230; Receb-ül esabb; Allah&#8217;ın  rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının  şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği  ay demektir.</p>
<p>Arifler ve din alimleri kitaplarında  yazmışlar ki, bu ay ekim, ekme, ziraat  ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tevbe  etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün  ekilmesi gibi ziraat, ekim ayıdır. Şa&#8217;ban  bakım ayıdır. Ramazan biçim ayıdır, yâni  mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki  Receb ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan bir  mevsimin ilk adımı olmuş oluyor.</p>
<p>Onun için, &#8220;Receb ayı tevbe ayıdır.&#8221;  demişler. Yâni kul ne yapacak?.. &#8220;Yâ Rabbi!  Ben anlayamamışım, hatâ etmişim,  bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni  affet&#8230;&#8221; diyerek hatâsını itiraf edip,  hatâsından dönerek, Cenâb-ı Hakk&#8217;ın yoluna  girecek.</p>
<p>Şa&#8217;ban ayı ibadetlere devam etme ayıdır.  Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır. Böyle  çeşitli kelimelerle bu ayların birbirleriyle  irtibatlı olduğu beyan edilmiştir.</p>
<p><strong>Regaib ile ilgili ayet-i Kerimeler: </strong></p>
<p>Regâib kelimesi Kur&#8217;an&#8217;da geçmemektedir.  Ancak &#8220;reğabe&#8221;den türemiş olan çeşitli  kelimeler, Kur&#8217;ân&#8217;da sekiz yerde geçmekte ve  &#8220;reğabe&#8221;nin ifâde ettiği mana için  kullanılmaktadır .</p>
<p>Ayrıca, &#8220;Şüphesiz Allah�ın gökleri ve yeri  yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı  on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır.  İşte bu, Allah�ın dosdoğru kanunudur.  Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.&#8221;  (Tevbe Suresi, 36) Hz. Peygamber�in ( a.s.m  ) ( aşağıda hadisler bölümünde bulunan) bir  hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan  haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem  ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır: &#8221;</p>
<p><strong>Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili  Hadis-i Şerifler: </strong></p>
<p>� Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları  mağfiret eder. [Gunye]<br />
� Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün  ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana,  Receb�in hepsini tutmuş gibi sevap verilir.  [Miftah-ül-cenne]<br />
� Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir  gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir  asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden  uzaklaşır.) [Ebu Yala]<br />
� Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez.  Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma,  Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.)  [İbn-i Asâkir]<br />
� �Receb-i Şerîf�in birinci gününde oruç  tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak  iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu  bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret  olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık  küçük günahların af ve mağfiretine vesile  olur.� buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)<br />
� İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri:  �Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-  Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı  ki, biz O�nu hiç iftar etmeyecek  zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar  ederdi ki, biz O�nu hiç oruç tutmayacak  zannederdik.� buyurmuştur. (Müslim)<br />
� Muhakkak zaman, Allah�ın yarattığı günkü  şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır.  Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard  arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce,  Muharrem bir de Cemaziye�l-âhirle Şaban  ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı  Recep ayıdır.&#8221; (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)<br />
� &#8220;Recep ayı Allah�ın ayı, Şaban benim ayım,  Ramazan da ümmetimin ayıdır.&#8221; (Aclûnî,  Keşfu�l-Hafâ, 1/423)<br />
� Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb  ayının önemi ve değeri hakkında Enes b.  Malik ( r.a. )&#8217;dan şöyle rivayet edilir:  Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle  derdi: &#8220;Allahım! Recep ve Şaban&#8217;ı bize  mübarek kıl ve bizi Ramazan&#8217;a ulaştır.&#8221;  (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)<br />
� Receb�in ilk cuma gecesini ihya edene,  Allahü teâlâ, kabir azabı yapmaz. Duâlarını  kabul eder. Yalnız, 7 kimsenin duasını kabul  etmez: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana  babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin  emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın,  çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit  namazı kılmayan. [Bu günahlardan  vazgeçmedikçe, duaları kabul olmaz.]  [Saadet-i Ebediyye]<br />
� Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda  hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün  oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba  kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem  kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin  8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah  istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir  münadi, �Geçmiş günahların affoldu� der.  Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı  gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu  geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını  emretti. [Taberânî]<br />
� Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç  tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip �Ya  Rabbi onu mağfiret et� derler. [Ebû  Muhammed]<br />
� Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, �Resûlullah,  pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya  çok önem verirdi.� buyuruyor. Çünkü Hadis-i  Şerifte, �Ameller Allahü teâlâya pazartesi  ve perşembe günleri arz edilir. Ben de  amelimin oruçlu iken arz edilmesini  istiyorum.� buyururdu. (Tirmizî)<br />
� Receb ayında yapılan dua kabul edilir,  günahlar affedilir. Bu ayda günah işleyenin  cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin ( r.a)  anlatır:<br />
�Kâbe�yi tavaf ederken, yanık sesle Allahü  teâlâya dua eden bir kimsenin sesini  işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel  yüzlü, temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı  felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona,  �Sen kimsin, durumun ne böyle?� dedim. O  kimse dedi ki:<br />
�Adım Menazil&#8230; Ben çalgı çalmak, şarkı  söylemekle şöhret salmış, Arabistan�ın  ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin  arzuları peşinde koştum. Receb ve Şaban  aylarında bile, bu günahlara devam ederdim.  Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya  çalıştı. Bana, �Allahü Teâlânın azabı  şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü  arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak!  Melekler ve bu aylar senden şikâyet  ediyorlar� dedi. Nasihate hiç tahammülüm  yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek  susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, �Bu  aylarda oruç tutup, geceleri ibadet  ediyorum. Beytullah�a gidip şerrinden  korunmak için, Allahü teâlâdan yardım  dileyeceğim� dedi. Bir hafta oruç tutup,  Kâbe�ye giderek, �Ey Rabbim, mazlumların  âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek  yerlerde yapılan duaları red etmezsin.  Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!� diye dua  etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç  oldu. Beni gören, �Baba bedduasına uğramış  kişi� derdi.�<br />
Hz. Hüseyin, �Baban bu hâline ne dedi?�  buyurdu. O genç, �Babamdan özür diledim.  Onun da babalık şefkati galip gelerek beni  bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer  şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve  ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam  düşüp öldü. Şimdi çaresizim.� diyor. Hz. Ali  bu felçli gence dua ediyor, Receb�de yaptığı  bu dua bereketiyle de Hak teâlâ ona şifa  ihsan ediyor.</p>
<p><strong>Regaib Gecesi ile İlgili Risale-i Nur�da  Geçen İfadeler: </strong></p>
<p>Üstadımız! Nur talebelerinin okudukları bir  eşi, bir benzeri daha dünyada olmayan  &#8220;Cevşen-ül Kebir&#8221; isimli Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz  Hazretlerinin duasını ve çok sevablı, çok  nurlu, çok faziletli salavat-ı  şerifelerinizi elde ettik, okumağa başladık.  Sizin devam ettiğiniz bu pek kıymetdar, çok  mübarek evradlar; bizim zikrimiz, bizim  virdimiz oldu elhamdülillah! Fakat en ziyade  Risaleleri okumağa gayret ediyoruz,  ehemmiyet veriyoruz. Çünki Nur Risalelerini  ne kadar sık sık okursak, bu dualardan daha  ziyade feyz alıyoruz. Duaları, evradları  mübarek gecelerde, hususan Leyle-i Regaib ve  Leyle-i Mi&#8217;rac ve Leyle-i Berat, Leyle-i  Kadir ve Cuma geceleri gibi vakitlerde  okuyoruz. (Hanımlar Rehberi: 158)</p>
<p>�Evvelâ: Tekraren hem sizin Receb-i  şerifinizi ve Leyle-i Regaib�inizi tebrik,  hem Safranbolu�lu kardeşlerimizin  tebriklerine mukabeleten şuhur-u  selâselerini ve dört leyali-i mübarekelerini  ve Nurlarla gayet ciddî alâkalarını tebrik  ederiz.&#8221; (Emirdağ L. &#8211; 1: 166)</p>
<p>Evvelâ: Seksen küsur sene bir ömr-ü manevîyi  sizlere kazandıracak olan şuhur-u selâse-i  mübarekeyi ve bilhassa bu geceki Leyle-i  Regaib&#8217;i tebrik ediyoruz. (Kastamonu L.:  147)</p>
<p>�Evvelen: Seksen sene bir manevî ömr-ü bâki  kazandıran şuhur-u selâsenizi ve mübarek  kudsî gecelerinizi ve leyle-i regaibinizi ve  leyle-i mi�racınızı ve leyle-i beratınızı ve  leyle-i kadrinizi ruh u canımızla tebrik ve  herbir Nurcunun manevî kazançları ve duaları  umum kardeşleri hakkında makbuliyetini  rahmet-i İlahiyeden rica ve hizmet-i  Nuriyede muvaffakıyetinizi tebrik ederiz.&#8221;  (Emirdağ L.-2: 121)</p>
<p><strong>Birinci Sualiniz: Mü&#8217;minin mü&#8217;mine en iyi  duası nasıl olmalıdır? </strong><br />
Elcevab: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı.  Çünki bazı şerait dâhilinde dua makbul olur.  Şerait-i kabulün içtimaı nisbetinde  makbuliyeti ziyadeleşir. Ezcümle: Dua  edileceği vakit, istiğfar ile manevî  temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan  salavat-ı şerifeyi şefaatçı gibi zikretmeli  ve âhirde yine salavat getirmeli. Çünki iki  makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.  Hem <strong>bi-zahr-il gayb</strong> yani &#8220;gıyaben ona  dua etmek&#8221;; hem hadîste ve Kur&#8217;anda gelen  me&#8217;sur dualarla dua etmek. Meselâ:</p>
<p><strong>Allahumme inni es�elukel afve vel-afiyete  livelehu fid-dini ved-dünya vel-ahiret<br />
Rebbenatina fid-dünya haseneten ve  fil-ahireti haseneten ve gıne azabennar.</strong></p>
<p>gibi câmi&#8217; dualarla dua etmek; hem hulûs ve  huşu&#8217; ve huzur-u kalb ile dua etmek; hem  namazın sonunda, bilhassa sabah namazından  sonra; hem mevâki&#8217;-i mübarekede, hususan  mescidlerde; hem Cum&#8217;ada, hususan saat-ı  icabede; hem şuhur-u selâsede, hususan  leyali-i meşhurede; hem ramazanda, hususan  leyle-i kadirde dua etmek kabule karin  olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen  me&#8217;muldür. O makbul duanın ya aynen dünyada  eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine  ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur.  Demek aynı maksad yerine gelmezse, dua kabul  olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette  kabul edilmiş denilir. (Mektubat)</p>
<p><strong>Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl  Değerlendirmeliyiz? </strong></p>
<p>1. Kur&#8217;an-ı Kerim okuyarak,<br />
2. Peygamberimiz ( a.s.m)�ın mübarek duası  olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak,<br />
3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve  ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,<br />
4. Allah rızası için namaz kılarak,<br />
5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları  hakkında muhasebe yaparak,<br />
6. Günahlarımızın bağışlanması için  Allah&#8217;tan af dileyerek,<br />
7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve  selâm okuyarak,<br />
8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için  dua ederek,<br />
9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek;  yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek,<br />
10. Eş, dost ve yakınlarımızla  tebrikleşerek,<br />
11. Dargın ve küskünleri barıştırarak,  değerlendirebiliriz</p>
<p><strong>Regaib Gecesi Namazı Nasıl Kılınır? </strong></p>
<p>Regâib Gecesi Namazı: Bu geceyi ibâdetle  geçirmenin sevabı pek çoktur. Bu gecede  kılınacak namaz 12 rek�attir. Bu namazın  kılınışı şöyledir:</p>
<p>Her rek�atta fatihadan sonra üç kadir suresi  ile 12 adette ihlas suresi okunur. Her iki  rek�atta bir selam verilerek 12 rek�at  tamamlanır. On ikinci rek�at kılınıp selam  verildikten sonra yerinden kalkmadan yetmiş  kere � Allahumme salli ala Muhammedinin  nebiyyil ummiyyi ve ala alihi� denilir.  Sonra secdeye varılır. Secdede yetmiş kere �  subbuhun kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi�  denir.</p>
<p>Sonra secdeden kalkılarak ettahiyyatta  oturulur. Ve yetmiş kere �Rabbiğfir ve erham  ve tecavez ta�lemü� dedikten sonra tekrar  secde edilir. Secdede yetmiş kere � subbuhun  kuddusun Rabb-ul melaiketi verruhi� dedikten  sonra, isteklerimizi alemlerin Rabbine arz  edilir. ( İhya ulumuddin, Bedir yayınları,  1974, c:1, s:555)</p>
<p>Regâib namazını cemaatle kılmak bid&#8217;attir.  Zaten terâvihten başka hiçbir nâfile namaz  cemaatle kılınmaz.<br />
</font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/regaib-gecesi-195.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miraç Kandili</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/mirac-kandili-194.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/mirac-kandili-194.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:12:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/mirac-kandili.html</guid>
		<description><![CDATA[MİRAÇ KANDİLİ Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur&#8217;ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"> <font color="#990000" size="3"> <strong><a name="b1"></a>MİRAÇ  KANDİLİ</strong></font><br />
Feyiz ve bereketin  coştuğu mübarek  gecelerimizden biri de  Miraç Gecesidir. Miraç  bir yükseliştir, bütün  süfli duygulardan,  beşeri hislerden ter  temiz bir kulluğa, en  yüce mertebeye terakki  ediştir. Resulullahın  (a.s.m.) şahsında  insanlığın önüne açılmış  sınırsız bir terakki  ufkudur.<br />
Bu ulvi seyahat,  mucizelerin en  büyüğüdür. Miraç  mucizesi Kur&#8217;ân-ı  Kerimde âyetlerle  anlatılmış ve varlığı  inkâr edilemeyecek bir  şekilde ortaya  konmuştur. Bu îlâhî  yolculuğun ilk merhalesi  olan Mescid-i Aksâya  kadarki safha Kur&#8217;ân&#8217;da  şöyle anlatılır: </font> </font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"> </font></font></font><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"> �Âyetlerimizden bir  kısmını ona göstermek  için kulunu bir gece  Mescid-i Haram&#8217;dan alıp  çevresini mübarek  kıldığımız Mescid-i  Aksâ&#8217;ya seyahat ettiren  Allah, her türlü  noksandan münezzehtir.  Şüphesiz ki O her şeyi  hakkıyla işiten, herşeyi  hakkıyla görendir.�  (İsra Suresi, 1)</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"> Miraçın ikinci merhalesi  de Mescid-i Aksâdan  başlayarak semânın bütün  tabakalarından geçip tâ  İlâhi huzura varmasıdır.  Bu safha da Necm  Sûresinde şöyle&#8217;  anlatılır:</font></font></font></font></p>
<p><span id="more-194"></span><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2">�O  ufkun en yukarısında  idi. Sonra indi ve  yaklaştı. Nihayet  kendisine iki yay kadar,  hatta daha da yakın  oldu. Sonra da  vahyolunacak şeyi Allah  kuluna vahyetti. O�nun  gördüğünü kalbi  yalanlamadı. Şimdi O�nun  gördüğü hakkında onunla  mücadele mi edeceksiniz?  And olsun ki onu bir  kere daha hakiki  suretinde gördü. Sidre-i  Müntehâda gördü. Ki,  onun yanında Me&#8217;vâ  Cenneti vardır. O zaman  Sidre&#8217;yi Allah&#8217;ın nuru  kaplamıştı. Gözü ne  şaştı, ne de başka bir  şeye baktı. And olsun ki  Rabbinin âyetlerinden en  büyüklerini gördü.�  (Necm Suresi, 7-18.)</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#990000" size="3"> <strong><a name="b2"></a>Miraç  nasıl oldu?</strong></font><font size="2"><br />
Miraç, Receb ayının 27.  Gecesi Cenab-ı Hakkın  daveti üzerine Cebrail  Aleyhisselâmın  rehberliğinde Peygamber  Efendimiz Aleyhissalâtü  Vesselamın Mescid-i  Haramdan Mescid-i  Aksâ&#8217;ya, oradan semaya,  yüce âlemlere, İlâhî  huzura yükselmesidir.<br />
Peygamber Aleyhissalâtü  Vesselam Mescid-i  Haramdan (Mekke&#8217;den),  Mescid-i Aksâ&#8217;ya  (Kudüs&#8217;e) ata benzer  beyaz bir Cennet bineği  olan Burak ile geldi.  Kudüs&#8217;e gelmeden yol  üzerinde Hz. Musa&#8217;nın  makamına uğradı, orada  iki rekât namaz kıldı,  daha sonra Mescid-i  Aksâ&#8217;ya geldi. Orada  bütün peygamberler  kendisini karşıladı.  Miraçını kutladılar.  Peygamber Aleyhissalâtü  Vesselam burada  peygamberlere iki rekat  namaz kıldırdı, bir  hutbe okudu.<br />
Bir rivayette Hz.  İsa&#8217;nın doğduğu yer olan  Betlaham&#8217;a uğradı, orada  da iki rekât namaz  kıldı. Ve bugün  Kubbetü&#8217;s-Sahra&#8217;nın  bulunduğu yerden Muallak  Taşının üzerinden Miraça  yükseldi.</p>
<p>Semanın bütün  tabakalarına uğradı.  Sırasıyla yedi sema  tabakalarında bulunan  Hz. Adem, Hz. Yahya ve  Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz.  İdris, Hz. Harun, Hz.  Musa ve Hz. İbrahim gibi  peygamberlerle görüştü,  Onlar kendisine �Hoş  geldin� dediler, tebrik  ettiler.<br />
Bundan Sonra Hz. Cebrail  ile birlikte imkân ile  vü-cub ortası (kâinatın  bittiği yer)  Sidretü&#8217;l-müntehâ&#8217;ya  geldiler. Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  orada ikisi gizli, ikisi  açıktan akan (Nil,  Fırat) dört nehir gördü.  Sonra hergün yetmiş  meleğin ziyaret ettiği  Beytü&#8217;l-Ma&#8217;mur&#8217;u ziyaret  etti.<br />
Hz. Cebrail&#8217;in buradan  öteye gitmesi mümkün  değildi. Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  bundan sonra Refref  adında bir vasıta ile  zaman ve mekândan  münezzeh (uzak) olan  Cenab-ı Hakkın cemaliyle  müşerref oldu.<br />
Süleyman Çelebi&#8217;nin  dediği gibi</p>
<p>�Aşikâre gördü  Rabbü&#8217;l-izzeti/Âhirette  öyle görür ümmeti�  İnşaallah&#8230;</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"> Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  Rabbinin huzurundan  döndükten sonra Hz. Musa  ile karşılaştı., �Allah  ümmetine neyi farz  kıldı?� diye sorunca,  Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  �50 vakit namaz�  buyurdu.</p>
<p>Hz. Musa&#8217;nın, �Rabbine  dön, azaltması için  Rabbinden niyazda bulun,  ümmetin buna güç  yetiremez� demesi  üzerine, Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam,  beş sefer Cenab-ı Hakka  niyazda bulundu, her  seferinde 10 vakit indi,  sonunda beş vakitte  karar kıldı.</p>
<p>Daha sonra Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  Hz. Cebrail&#8217;in  rehberliğinde Cenneti,  Cehennemi, âhiret  menzillerini ve bütün  âlemleri gezdi, gördü,  Mekke&#8217;ye döndü.</p>
<p>Sabah olunca Kabe&#8217;nin  yanında Mekkelilere  Miraçı anlattı. Onlar  Peygamberimizden delil  istediler. Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  de onlara yolda gördüğü  kafilelerinden haber  verdi. Kureyşliler hemen  kafileleri karşılamak  için Mekke dışına  çıktılar. Gelenleri  aynen Peygamberimizin  Aleyhissalâtü Vesselam  haber verdiği gibi  gördüler, ama iman nasip  olmadı.</p>
<p>Ama yine de  Peygamberimizden üst  üste Miraça çıktığına  dair delil istediler.  Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  Kudüs&#8217;e, Mescid-i  Aksâ&#8217;ya uğradığını  anlatınca Kureyşliler,  �Bir ayda gidilebilen  Bir yere Muhammed nasıl  bir gecede gidip  gelebilir?� diye itiraz  ettiler, ardından da  Mescid-i Aksâ&#8217;yı görmüş  olanlar, �Mescid-i  Aksâ&#8217;yı bize anlatır  mısın?� diye  Peygamberimize soru  yönelttiler.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"> Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  şöyle anlattı:<br />
�Onların  yalanlamalarından ve  sorularından çok  sıkıldım. Hatta o ana  kadar öyle bir sıkıntı  hiç çekmemiştim. Derken  Cenab-ı Hak birden  Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;i bana  gösterdi. Ben de ona  bakarak her şeyi birer  birer tarif ettim. Hatta  bana, �Beytü&#8217;l-Makdis&#8217;in  kaç kapısı var?� diye  sordular. Halbuki ben  onun kapılarını  saymamıştım.  Beytü&#8217;l-Makdis karşımda  görününce ona bakmaya ve  kapılarını teker teker  saymaya ve anlatmaya  başladım.�</p>
<p>Bunun üzerine müşrikler:<br />
�Vallahi dos doğru tarif  ettin� dediler, ama yine  de iman etmediler.</p>
<p>O esnada Hz. Ebû Bekir  çıkageldi, müşrikler  durumu ona haber  verdiler. Hz. Ebû Bekir,  �Eğer bu sözleri ondan  duymuşsanız seksiz  şüphesiz doğrudur�  diyerek hemen tasdik  etti ve bundan sonra Hz.  Ebû Bekir �Sıddîk,  tereddütsüz inanan�  ünvanını aldı.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><strong> <font color="#990000" size="3"> <a name="b3"></a> Peygamberimiz neden  mirac�a çıktı?</font></strong><br />
Bir padişahın iki türlü  konuşması vardır. Biri,  bir vatandaşla telefon  ederek küçük bir  meseleyi görüşmesi.  Diğeri de devlet  başkanı, halifelik yönü  ve milletin idarecisi  olarak, emirlerini her  tarafa duyurmak için  özel bir elçisi ile  konuşması, sohbet  etmesi, onun aracılığı  ile ferman  yayınlamasıdır.<br />
Bu örnekte olduğu gibi  Cenab-ı Hakkın da  kulları ile iki tarzda  muhatap olması vardır.  Biri, özel ve cüz&#8217;i,  diğeri de geniş ve genel  mahiyette bir konuşması.  Cenab-ı Hakkın bazı  velilerle özel ve cüz&#8217;i  anlamda ilham etmesi  birinciye örnektir.</p>
<p>Ama Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  bütün velayet  mertebelerinin üstünde  bir büyüklük ve  yücelikte, kâinatın  Rabbi, bütün varlıkların  Yaratıcısı olarak  Cenab-ı Hakkın sohbetine  müşerref olması ise  ikinci ve mükemmel  olanına misaldir.</p>
<p>Peygamber Aleyhissalâtü  Vesselam elçiliği iki  taraflıdır. Birisi  halktan Hakka, diğeri de  Haktan halka. Birisi  mi&#8217;râcin bâtıni tarafı  olan velayet yönüdür,  diğeri de zahiri tarafı  olan risalet yönüdür.</p>
<p>Yani Peygamber  Aleyhissalâtü Vesselam  bizi temsilen Cenab-ı  Hakkın huzuruna çıktı,  başta insanlar olmak  üzere bütün varlıkların  ibadet, kulluk, tesbih  ve zikirlerini toplu  olarak (askerin komutana  tekmil vermesi gibi) arz  etti. Bu yönüyle Miraç  halktan, insanlardan,  varlıklardan Hakka bir  gidiştir. Diğeri de  Cenab-ı Hakkın biz  kullarından  istediklerini, emir ve  yasaklarını Resul olarak  getirmiştir. İbadetlerin  özü ve esası olan beş  vakit namazı Miraç  hediyesi olarak  getirmesi gibi&#8230;</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><strong> <font color="#990000" size="3"> <a name="b4"></a> Peygamberimiz, Allah ile  nasıl görüşebilir?</font></strong><br />
Soru: �Bize herşeyden  daha yakın olan Cenab-ı  Hakka binlerce senelik  mesafeyi aşarak yetmiş  bin perdeyi geçtikten  sonra Rabbiyle görüşmesi  ne demektir?�</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"> Cenab-ı Hak herşeye  herşeyden daha yakındır,  fakat herşey O� na  sonsuz şekilde uzaktır.<br />
Meselâ, güneşin insan  gibi aklı olsa da  bizimle konuşacak olsa,  elimizdeki ayna  aracılığıyla bizimle  konuşabilir.<br />
Diğer taraftan biz bir  çeşit ayna olan  gözümüzle güneşe  yaklaşabiliyoruz. Oysa  güneş bize 150 milyon  km. uzaklıkta bulunuyor,  hiçbir şekilde ona  yanaşamayız. Güneşe bir  derece yaklaşmak için  ancak Ay kadar büyümek  lazım. Bu da mümkün  değildir.<br />
Bu misalde olduğu gibi,  gerçek anlamda Cenab-ı  Hak herşeye yakındır,  ama herşey ona sonsuz  derece uzaktır. Ancak  Peygamber Aleyhissalâtü  Vesselam, Cenab-ı Hakkın  lütfuyla bir anda  binlerce perdeyi geçerek  Miraça yükselmiş; bütün  manevi mertebeleri  aşarak huzura varmıştır.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#990000" size="3"> <strong><a name="b5"></a>Bir  insan nasıl göklere  çıkabilir?</strong></font><font size="2"><br />
Soru: �Bunun bir örneği  var mıdır? Bir uçak  ancak 10-15 bin metre  yukarı çıkabiliyor, bir  uzay gemisi ancak Ay&#8217;a  ve Venüs&#8217;e ulaşabiliyor.  Bir insan birkaç dakika  gibi kısa bir sürede  milyonlarca metre  uzaklara nasıl gidip  gelebilir?�</p>
<p>Yerküremiz, yani Dünya  bir yılda yaklaşık 188  saatlik bir mesafeyi bir  dakikada döner, yirmi  beş bin senelik mesafeyi  bir senede alır. Bu  muazzam hareketi ona  yaptıran ve bir sapan  taşı gibi döndüren bir  Kudret, bir insanı Arş-ı  Âlâya getiremez mi?  Güneşin çevresinde o  ağır cisim olan dünyayı  gezdiren bir hikmet bir  insan bedenini şimşek  gibi Rahman&#8217;ın Arşına  çıkaramaz mı?</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><strong> <font color="#990000" size="3"> <a name="b6"></a> Peygamberimiz sadece  ruhuyla gitse olmaz  mıydı?</font></strong><br />
Soru: &#8220;Öyleyse ise neden  Miraça çıktı? Ne lüzumu  var? Evliya gibi ruhu ve  kalbi ile gitse yetmez  miydi?&#8221;</p>
<p>Cenab-ı Hak görünen ve  görünmeyen âlemlerdeki  güzellikleri göstermek  için, kâinat fabrikasını  ve merkezini gezdirmek,  insanlığın amel ve  ibadetlerinin âhiretteki  neticesini göstermek  için Efendimiz  Aleyhissalâtü Vesselamı  oralara davet etmesi  gayet makuldür. Sadece  ruhu ve kalbi ile değil,  bu seyahate bedeninin de  iştirak etmesi gerekir.</p>
<p>Görünen âlemin anahtarı  olan gözünü, işitilen  âlemin anahtarı olan  kulağını Arşa kadar  birlikte alması  gerektiği gibi, ruhunun  sayısız görevlerini  üstlenen âlet ve  makinesi hükmünde olan  mübarek bedenini Arşa  kadar çıkarması akıl ve  hikmet gereğidir.</p>
<p>Zaten Cenab-ı Hak  Cennette bedeni ruha  arkadaş ediyor. Çünkü  pekçok kulluk görevine  ve sınırsız lezzetlere  ve acılara beden  kaynaklık etmektedir.<br />
Öyle ise bu mübarek  beden ruha arkadaşlık  edecektir. Cennette ruh  bedenle birlikte  olacaksa  Cennetü&#8217;1-Me&#8217;vâ&#8217;nın  gövdesi olan  Sidretü&#8217;l-Müntehaya  Efendimiz Aleyhissalâtü  Vesselamın zatının  arkadaşlık etmesi  hikmetin tâ kendisidir.</p>
<p>Peygamberimiz Miraça  sadece ruhen çıkmış  olsaydı, zaten mucize  olmazdı. Çünkü her veli  ruhen ve kalben o  âlemlere çıkabiliyor.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#990000" size="3"> <strong><a name="b7"></a> Peygamberimiz kısa  zamanda nasıl gidip  geldi?</strong></font><font size="2"><br />
Soru: &#8220;Birkaç dakikada  binlerce yıllık mesafeye  gidip gelmek aklen  mümkün müdür?&#8221;</p>
<p>Cenab-ı Hakkın sanatında  hareket ve hızın  derecesi farklı  farklıdır. Sesin hızı  ile ışığın hızı,  elektriğin hızı, hatta  ruhun ve hayalin hızı  birbirinden bütünüyle  farklıdır. Gezegenlerin  hızları da birbirinden  farklıdır. Meselâ ışığın  hızı 300.000 km/sn iken  sesin hızı 360  km/sn&#8217;dır.</p>
<p>Acaba Peygamberimizin  lâtif bedeninin yüce  ruhuna tabi olması, ruh  hızında hareketi nasıl  akla ters gelebilir?</p>
<p>Yine bir insan on dakika  uyusa bazı olur ki, bir  yıllık iş görebilir.  Hatta bir dakikada  insanın gördüğü rüyayı,  rüyada işittiği sözleri,  konuştuğu kelimeleri  toplansa uyanıkken bir  gün, belki daha fazla  bir zaman gerekir.</p>
<p>Demek ki bir zaman  dilimi iki kişiye göre  değişebiliyor, birisine  bir gün, diğerine de bir  yıl hükmüne geçebilir.</p>
<p>İşte Peygamber Efendimiz  Aleyhissalâtü Vesselam,  Burak&#8217;a binerek şimşek  gibi bütün kâinatı gezip  İlâhi huzura çıkıp  Rabbiyle sohbet şerefine  ermiş, Onun cemalini  görmüş, emirlerini alıp  dönüp gelmiştir.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#990000" size="3"> <strong><a name="b8"></a>Miraçın  benzeri bir olay var  mıdır?</strong></font><font size="2"><br />
Soru: &#8220;Peygamberimizin  Miraça çıkması  mümkündür. Fakat her  mümkün gerçekleşmiyor.  Bunun bir benzeri var mı  ki kabul edelim?&#8221;</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"> Miraçın çok örnekleri  vardır:<br />
Bir insan, gözüyle bir  saniyede Neptün  gezegenine çıkabilir.<br />
Bir bilim adamı,  astronomi kanunlarına  binerek tâ yıldızların  arkasına bir dakikada  gidebilir.<br />
İman sahibi her insan,  namazın hareketlerine  düşüncesini bindirerek  bir çeşit Miraçla  kâinata arkasına alarak  İlâhî huzura girebilir.<br />
Kalb gözü açık bir veli,  İlâhî sırlara kırk günde  ulaşabilir. Hattâ  Abdülkadir Geylânî ve  İmam-ı Rabbanî gibi bazı  evliyanın bir dakikada  Arş-ı Âlâya kadar ruhen  çıktıkları bildiriliyor.<br />
Yine nurlu bir cisme  sahip olan melekler bir  anda yerden Arşa, Arştan  yeryüzüne gidip  geliyorlar.<br />
Cennette, Cennet ehli  mü&#8217;minler, Cennet  bahçelerine kısa bir  zamanda çıkabiliyorlar.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2">Bu  kadar örnekler  gösteriyor ki, bütün  evliyanın sultanı, bütün  mü&#8217;minlerin imamı, bütün  Cennet ehlinin reisi ve  bütün meleklerin makbulü  olan Resul-i Ekrem  Efendimizin bir anda  Miraça çıkması, dönmesi,  bütün yüce âlemleri  gezip görmesi gayet  makuldür ve şüphesizdir.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#990000" size="3"> <strong><a name="b9"></a>Miraçla  gelen hediyeler</strong></font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><strong> Birincisi:</strong>  Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  bütün iman hakikatlerini  gözleriyle gördü.  Melekleri, Cenneti,  âhireti, hattâ Cenab-ı  Hakkın cemâlini  gözleriyle müşahede  etti. Sözlerinde ve  vaadinde en küçük bir  hilafı, aksi beyanı  olmayan o yüce insan  mü&#8217;min ruhlara manen  şöyle diyordu: �Sizin  inandığınız, melekleri,  âhireti, Rabbinizin Nur  cemâlini bizzat gördüm;  bu iman esasları vardır,  mevcuttur; tereddüt ve  şüphe etmeyiniz.�  Böylece mü&#8217;minler sonsuz  bir imana ermenin  saadetine kavuştular.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><strong> İkincisi:</strong> İnsan  herşeyi merak ediyor.  Ayda hayat var mı, yok  mu diye araştırıyor.  Halbuki Ay O Ezelî  Sultanın memleketinde  ancak bir sinek kadar  yer kaplıyor.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"> Mü&#8217;minler merak  ediyorlar. �Rabbimiz  bizden ne istiyor? Acaba  ne yaparsak Rabbimiz  bizden razı olur? Bir  yolunu bulsak da  doğrudan doğruya  Rabbimizle muhatap  olsak, bizden ne  istiyor, anlasaydık�  derken, İki Cihan  Serveri yetmiş bin perde  arkasından ezel ve ebed  Sultanının razı olacağı  amelleri Miraç meyvesi  olarak getirdi beşere  hediye etti. Bu hediye  başta namaz olmak üzere  İslâmın diğer esasları  ve ibadetleridir.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><strong> Üçüncüsü:</strong>  Peygamberimiz  Aleyhissalâtü Vesselam  ebedî saadet definesinin  anahtarını alıp  getirmiş, cinlere ve  insanlara hediye  etmiştir. Peygamber  Efendimiz kendi gözüyle  Cenneti görmüş, sonsuz  saadetin varlığını  müşahede etmiş ve bu  büyük müjdeyi haber  vermiştir. Öyle ki, bir  adama idam edileceği  anda affedilerek  padişahın yakınında bir  saray verilse ne kadar  sevinir.<br />
Öyle de bütün cinler ve  insanlar sayısınca toplu  bir müjde olan bu sevinç  ne kadar önemli ve  değerlidir.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><strong> Dördüncüsü:</strong>  Peygamber Efendimiz  Miraçta Cenab-ı Hakkın  cemalini görme nimetini  tattı. Bu manevi nimetin  Cennette mü&#8217;minlere de  nasip olacağı müjdesini  verdi. �Ayın on dördünü  nasıl açıkça gözünüzle  görüyorsanız, Rabbinizi  de öyle Cennette apaçık  göreceksiniz� buyurarak  bu ezelî müjdeyi bizlere  hediye olarak getirdi.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><strong> Beşincisi:</strong> İnsan  kâinatın en kıymetli bir  meyvesi ve Kâinat  Sahibinin en nazlı bir  sevgilisi olduğu Miraçla  anlaşıldı. Kâinata  nisbetle küçük bir  varlık, zayıf bir canlı  olan insan bu meyve ile  öyle bir dereceye çıktı  ki, bütün varlıklar  üzerinde bir makam ve  mevki kazandı. Çünkü  rütbesiz bir askere,  �Sen paşa oldun� dense  ne kadar sevinir.<br />
Öyle de âciz, fani,  devamlı ayrılık ve zeval  tokadını yiyen biçare  insana birden, &#8220;Sonsuz  ve baki bir Cennette  Rahman ve Rahîm olan  Allah&#8217;ın rahmetine  gireceksin&#8221; dendiğinde o  insan ne kadar büyük bir  mevki ve makama çıkar.  Cennette hayal hızında,  ruh genişliğinde, akıl  akıcılığında, kalbin  bütün arzularında  Cenab-ı Hakkın ebedi  mülkünde seyir ve  seyahate erecektir.  Cenab-ı Hakkın nur  cemalini seyretme  nimetini tadacaktır.  Böyle bir insanın kalb  ve ruhu ne kadar büyük  bir sevince kavuşur  değil mi? Miraçın bu  meyvesi insanın en büyük  arzu ve hedefidir.  (Bediüzzaman Said Nursî,  Sözler, 31. Söz.)</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#990000" size="3"> <strong><a name="b10"></a>Miraç  Gecesi Namazı</strong></font><font size="2"><br />
Miraç gecesi kılınacak  namaz on iki rekattır.  İki rekatte bir selam  verilerek kılınacak olan  namaz on iki rekat ile  bitirilir. Her rekatte  Fatihadan sonra on kere  ihlas okunur. Kılınma  zamanı yatsı namazı  kılındıktan sonra, imsak  vaktine kadar ki  herhangi bir vakit  olabilir. Bu oniki rekat  namaz bittiği zaman  selamdan sonra yüz defa  :</p>
<p>�Sübhanallahi vel  hamdülillahi vela ilahe  illallahü vallahü ekber  vela havle vela kuvvete  illa billahil aliyyül  azim� duası okunur.</p>
<p>Ardından da yüz kere  istiğfar yapılır.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font color="#990000" size="3"> <strong><a name="b11"></a>Miraç  Gecesinin Gündüzünde  Kılınacak Namaz</strong></font><font size="2"><br />
Miraç gecesinin  gündüzünde öğlen  namazını kıldıktan sonra  sonra dört rekat namaz  kılınır.<br />
Bu namazın;birinci  rekatında Fatiha� dan  sonra bir kere Felak  suresi, ikinci rekattan  sonra bir kere Nas  suresi, üçüncü rekatta  üç kere Kadr suresi,  dördüncü rekatta elli  kere İhlas suresi  okunur.</font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif"><font size="2"><br />
<strong> <font color="#990000" size="3"> <a name="b12"></a>Kaynaklar:</font></strong><br />
1. Bediüzzaman Said  Nursi, Risale-i Nur  Külliyatı, Sözler, 31.  Söz<br />
2. Mübarek Aylar Günler  ve Geceler<br />
3. Üç Aylar İbadet  Rehberi</font></font></font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/mirac-kandili-194.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şaban Ayının Fazileti</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/saban-ayinin-fazileti-193.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/saban-ayinin-fazileti-193.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:11:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/saban-ayinin-fazileti.html</guid>
		<description><![CDATA[Şaban Ayının Fazileti İlâhî feyz ve bereketin yeryüzünü şenlendirdiği bu mübarek ay, mü&#8217;minler için en kârlı ve kazançlı fırsattır. Çünkü Şâban&#8217;ın değer ve kıymetini arttıran en önemli tarafı, diğer aylara göre (Ramazan hariç) yapılan her amelin ve ibadetin sevabının üç yüz kattan fazla oluşudur.(1) Diğer vakitlerde kılınan bir rekât namazın sevabı on ise, Şaban ayında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#ff0000" size="3"> <strong> Şaban  Ayının  Fazileti</strong>  </font> <font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"> İlâhî  feyz  ve  bereketin  yeryüzünü  şenlendirdiği  bu  mübarek  ay,  mü&#8217;minler  için  en  kârlı  ve  kazançlı  fırsattır.  Çünkü  Şâban&#8217;ın  değer  ve  kıymetini  arttıran  en  önemli  tarafı,  diğer  aylara  göre  (Ramazan  hariç)  yapılan  her  amelin  ve  ibadetin  sevabının  üç  yüz  kattan  fazla  oluşudur.(1) </font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Diğer  vakitlerde  kılınan  bir  rekât  namazın  sevabı  on  ise,  Şaban  ayında  üç  yüzden  fazladır.  Okunan  her  bir  Kur&#8217;ân  harfi  için  üç  yüz  Cennet  meyvesi  vardır.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Yine  bu  ihsan  ve  bağış  ayı  olan  günlerde  amel  defterimizin  sevap  hanesine  kaydettirdiğimiz  ibadetler,  her  an  şeytan  ve  nefsin  fırlattığı  gaflet,  vesvese  ve  şüphe  oklarına  birer  kalkan  vazifesi  görerek  gerçek  huzurumuzun  kaynağı  olur.  Çünkü  farkında  olmadan  veya  bir  anlık  gaflet  sonunda  işlediğimiz  hatâ  ve  kusurların  keffareti  olabilecek  hasenat  ve  iyilikler  en  bereketli  şekilde  bu  günlerde  elde  edilmektedir.  Ayrıca  bu  ibadetler  ileride  hücumuna  maruz  kalabileceğimiz  günahlar  için  de  bir  siper  hüviyetini  taşır.</font></font><br />
<span id="more-193"></span><br />
<font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Resul-i  Ekrem  Efendimiz  Aleyhissalâtü  Vesselam  diğer  aylara  göre  bu  ayda  daha  çok  ibadet  ve  taatte  bulunurlardı.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Şaban  benim  ayımdır.&#8221;</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Şaban  günahları  temizleyendir&#8221;  buyurarak  kadrini  yüceltirdi.(2)</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Receb  ayı  geldiği  zaman  da  &#8220;Allahım,  Receb  ve  Şaban  (ayını)  bize  mübarek  ve  bereketli  kıl&#8221;  buyururdu.(3)</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Böylece  dua  ve  niyazlarında  bu  ayların  kudsiyetini  dile  getirmişlerdir.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Peygamberimizin  Şaban  ayına  gösterdiği  bu  hürmetin  bir  sebebi  de  devamında  gelecek  olan  Kur&#8217;ân  ayı  olan  Ramazan&#8217;dan  dolayı  idi.  Hz.  Enes&#8217;in  rivayetine  göre,  Peygamberimizden  sual  ederler:</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Ya  Resulallah,  Ramazan&#8217;dan  başka  en  faziletli  oruç  ayı  hangi  aydadır?&#8221;<br />
Bu  soruya  Peygamberimiz  Aleyhissalâtü  Vesselam,<br />
&#8220;Ramazan&#8217;ı  tazim  için  (Ramazan  hürmetine)  Şâban&#8217;  da  tutulan  oruçtur&#8221;  cevabını  verirler.(4)</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Basta  Hz.  Âişe  Validemiz  olmak  üzere  Sahabilerin  beyanına  göre  Peygamberimiz  bazan  Şaban  ayının  tamamını,  çok  kere  de  çoğu  günlerini  oruçlu  geçirirdi.  Zaten  diğer  günler,  bilhassa  Pazartesi  ve  Perşembe  günleri  de  oruçlu  bulunan  Resul-i  Ekrem  Aleyhissalâtü  Vesselam  maddî  ve  manevî  pekçok  hikmetinden  dolayı  oruç  ibadetini  sıkça  yapardı.<br />
Bu  hususta  Hz.  Âişe&#8217;nin  (r.a.)  şöyle  bir  rivayeti  vardır:</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Resulullah  Aleyhissalâtü  Vesselam  bazı  aylarda  çok  oruç  tutardı.  Hattâ,  biz,  onu  bu  ayda  hiç  iftar  etmedi  sanırdık.  Bazı  aylarda  da  çok  iftar  ederdi.  Hattâ,  biz,  onu  bu  ayda  hiç  oruç  tutmadı  derdik.  Resulullahın  Aleyhissalâtü  Vesselam  Ramazan&#8217;dan  başka  bir  ayın  orucunu  tamamladığını  görmedim.  Şaban&#8217;daki  kadar,  kendisinde,  çok  oruçlu  olduğu  bir  ay  da  görmedim&#8221;(5)</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Hz.  Âişe  başka  bir  rivayetinde  bu  konuda  şunları  söyler:<br />
&#8220;Resulullah  Aleyhissalâtü  Vesselam  senenin  hiçbir  ayında  Şaban  ayındakinden  fazla  oruç  tutmaz  ve  şöyle  buyururdu:<br />
&#8220;Amellerden  gücünüzün  yettiğini  yapın.  Çünkü  siz  bıkmadıkça,  Allah  da  size  asla  bıkmış  muamelesi  yapmaz.  Allah  yanında  amelin  en  makbulü,  kişinin  az  da  olsa  devam  üzere  işlediği  ameldir.&#8221;(6)</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Yine  Hz.  Âişe,  İbni  Mâce&#8217;de  geçen  başka  bir  rivayetinde  de,  &#8220;O  (Resul-i  Ekrem)  Şaban  ayının  tamamını  oruçla  geçirerek  nihayet  Şâban&#8217;ı  Ramazan&#8217;la  birleştirirdi&#8221;(7)  diyerek  Peygamberimizin  bu  ayda  daha  çok  oruç  tuttuğunu  ifade  etmektedir.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bu  iki  rivayetten  hadis  âlimleri,  Peygamberimizin  bazı  seneler  Şâban&#8217;ın  tamamını,  bazı  zamanlarda  da  çok  günlerini  oruçlu  geçirdiği  kanaatine  varmışlardır.  Zaten  hadiste  geçen  &#8220;tamamı&#8221;  mânâsına  gelen  &#8220;küll&#8221;  kelimesi  Arapçada  çoğunluk  mânâsında  kullanılırdı.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bir  kimse  bir  ayın  çok  günlerini  oruçlu  geçirirse,  tamamını  oruçlu  geçirdiği  ifadesi  yer  alırdı.<br />
Her  iki  rivayetten  Şaban  ayının  tamamını  oruçlu  geçirmenin  veya  bir  kısmında  oruç  tutmanın  caiz  olacağı  hükmü  çıkarılmaktadır.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Şaban  ayında  oruç,  namaz,  sadaka  gibi  ibadetlerin  ve  diğer  imâni  ve  İslâmî  hizmetlerin  fazla  yapılmasının  bir  hikmeti  de,  devamında  gelecek  olan  Ramazan  ayı  için  zihnen,  bedenen  ve  ruhen  bir  hazırlık  ve  alışkanlığa  sebep  olmasıdır.  Çünkü  bazı  insanlar,  &#8220;Nasıl  olsa,  Ramazan  gelince  daha  çok  ibadet  ederiz&#8221;  diye  gaflet  ve  tembelliğe  kapılabilirler.  İşte  Şâban&#8217;da  yapılan  ibadetler  bu  perdeyi  yırtmaktadır.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bu  hususa  Peygamberimiz,  Hz.  Üsame  bin  Zeyd&#8217;in  suâli  üzerine  işaret  etmektedir.  Hz.  Üsame  sorar:<br />
&#8220;Yâ  Resulallah,  Şaban  ayında  tuttuğunuz  kadar  hiçbir  ayda  oruç  tuttuğunuzu  görmedim.&#8221;<br />
Bunun  üzerine  Peygamber  Aleyhissalâtü  Vesselam  şöyle  buyururlar:<br />
&#8220;Receb  ve  Ramazan  ayları  arasında  şu  Şaban  ayında  insanlar  gafildir.  Bu  öyle  bir  aydır  ki,  ameller,  Alemlerin  Rabbine  bu  ayda  yükseltilir.  Ben  oruçlu  iken  amellerimin  yükseltilmesini  severim.&#8221;(8)</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bu  mübarek  günleri  değerlendirerek  gün  ve  gecelerimizi  manevî  yönden  daha  çok  bereketli  kılarsak,  bu  ayın  feyzinden  daha  fazla  istifade  etmiş  oluruz.  Bu  aylarda  tutulan  oruç  farz  ve  vacip  olmayıp  sadece  sünnettir.  Peygamberimize  uyarak  sevap  ve  mükâfatına  nail  olmak  için  oruç  tutmaya  gayret  ederiz.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Cenab-ı  Hak  bizleri  Şaban  ayının  nurundan  ve  feyzinden  en  azami  mertebede  istifade  eden  kullarından  eylesin.  Amin.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><br />
Kaynaklar<br />
1)  Şualar,  s.  416.<br />
2)  Keşfü�l  Hafâ.  2:9<br />
3)  Müsned,  1:259<br />
4)  Tirmizı,  Zekât:  28.<br />
5)  Buhari,  Savm:  51.<br />
6)  Müslim.  Sıyam:  177.<br />
7)  İbni  Mâce,  Savm:  4.<br />
 <img src='http://www.iftarsahur.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' />  Nesei,  Savm:  70.</font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/saban-ayinin-fazileti-193.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Berat Kandili</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/berat-kandili-192.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/berat-kandili-192.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:10:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/berat-kandili.html</guid>
		<description><![CDATA[BERAT KANDİLİ Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr&#8217;in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir&#8217;de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat&#8217;ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur&#8217;anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#000000" face="Tahoma" size="2"><font color="#990000" size="4"><strong> BERAT KANDİLİ</strong></font><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/images/berat_kandili.jpg" align="right" height="162" width="100" /><br />
Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr&#8217;in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir&#8217;de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat&#8217;ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur&#8217;anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505) </font></font></font> <font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"> </font></font></font><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><font color="#990000" size="3"><strong><a name="link1"></a>Hadislerle Berat Kandili</strong></font></font></font></font><br />
<span id="more-192"></span><br />
<font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:<br />
�Recep, Allah�ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır�. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem�in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Ebu Hüreyre Radıyallahu And�dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
��Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:<br />
��Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.<br />
��Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:<br />
��Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: &#8220;Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.<br />
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: &#8220;Ne mutlu bu gece rüku edenlere.<br />
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece secde edenlere ne mutlu&#8221;.<br />
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece dua edenlere ne mutlu.&#8221; Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -&#8221;Bu gece, Allah&#8217;ı zikredenlere ne mutlu&#8221;.<br />
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.&#8221;<br />
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: &#8220;Bu gece Müslümanlara ne mutlu.&#8221; Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: &#8220;Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.<br />
Bunları gördükten sonra, Cebrail&#8217;e sordum: &#8220;Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?<br />
Şöyle dedi: &#8220;Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.&#8221; </font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: &#8220;Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: &#8220;Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa&#8217;ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.&#8221; </font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><font color="#990000" size="3"><strong><a name="link2"></a>Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi</strong></font></font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra <img src="http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/images/berat_kandili.jpg" align="right" height="182" width="100" />da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.<br />
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.<br />
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.<br />
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.<br />
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:<br />
&#8220;O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.&#8221;<br />
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil&#8217;in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><strong><font color="#990000">Yıllık kader programı</font></strong><br />
İbni Abbas&#8217;tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:<br />
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.<br />
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.<br />
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.<br />
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil&#8217;e verilir ki bu büyük bir melektir.<br />
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.<br />
Fahreddin er-Râzî&#8221;nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.1<br />
Berat Kandilinin &#8220;bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde&#8221; olması bu manalara dayanmaktadır.2<br />
Kur&#8217;ân&#8217;ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:<br />
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><font color="#990000" size="3"><strong><a name="link3"></a>Berat Gecesinin özellikleri</strong></font><br />
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü&#8217;min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: &#8220;Mübarek Gece&#8221;, &#8220;Berae Gecesi&#8221;, &#8220;Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü&#8217;min kullarına beraet yazar)&#8221;, &#8220;Rahmet Gecesi.&#8221;<br />
&#8220;Berat, beraet&#8221; kelimesi &#8220;el-berâe&#8221; kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.<br />
&#8220;Berâet&#8221; iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü&#8217;minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.<br />
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs&#8217;teki Mescid-i Aksâ&#8217;dan Mekke&#8217;deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3<br />
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.<br />
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.<br />
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.<br />
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.<br />
4. Allah&#8217;ın af ve bağışlamasının coşması.<br />
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.<br />
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban&#8217;ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah&#8217;tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka&#8230;<br />
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><img src="http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/images/berat_kandili.jpg" align="left" height="182" width="100" />Peygamber  Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin  feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara  vermektedir.<br />
&#8220;Şâban&#8217;ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık  ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece  güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya  semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:<br />
&#8220;İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. &#8220;Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.<br />
&#8220;Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.<br />
&#8220;Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.&#8221;s<br />
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><font color="#990000" size="2"><strong><font size="3"><a name="link4"></a>Bu gece af dışı kalanlar</font></strong></font><br />
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.&#8221;6 &#8220;Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;7<br />
&#8220;Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah&#8217;a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.&#8221;8<br />
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi<br />
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü&#8217;1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.&#8221;5</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.&#8221;6 &#8220;Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.&#8221;7<br />
&#8220;Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah&#8217;a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.&#8221;8<br />
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi<br />
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü&#8217;1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.<br />
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:<br />
&#8220;Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban&#8217;ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.&#8221;9</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><font color="#990000" size="2"><strong><font size="3"><a name="link5"></a>Berat Gecesi ibadeti</font></strong></font><br />
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur&#8217;ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur&#8217;ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.<br />
&#8220;Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221;10</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü&#8217;min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ&#8217;da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs&#8217;te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid&#8217;at bile olduğunu ifade eder.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.<br />
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><font color="#990000" size="3"><strong><a name="link6"></a>Berat Gecesi Duası</strong></font><br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/images/berat_kandili.jpg" align="left" height="182" width="100" />Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
&#8220;Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.&#8221;11</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><font color="#990000" size="2"><strong>Berat Duası</strong></font><br />
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:<br />
&#8220;Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, &#8216;Allah dilediğini<br />
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.&#8221;12<br />
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.</font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><font color="#990000" size="3"><strong><a name="link7"></a>Berat Gecesi Namazı -I</strong></font><br />
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.<br />
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır. </font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma">Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh&#8217;den gelen rivayete göre:<br />
&#8220;Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: &#8220;Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala&#8217;nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala&#8217;nın mağfiretidir. </font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font face="Tahoma"><br />
<font color="#990000" size="3"><strong>Berat Gecesi Namazı -II</strong></font><br />
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.<br />
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.<br />
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar&#8230;<br />
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum&#8217;a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem&#8217;in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.<br />
-&#8221;Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende<br />
-&#8221;En iyisini, Allah ve Resulü bilir.&#8221; Dedim. Şöyle buyurdu:<br />
-&#8221;Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin&#8221;?<br />
-&#8221;Olur&#8221; dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:<br />
&#8220;Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem&#8230;&#8221;<br />
Sonra kendisine sordum: &#8220;Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: &#8220;Sen onları öğrenebildin mi&#8221;? Bu sorusuna karşılık: &#8220;Evet&#8221; deyince, şöyle buyurdu:<br />
&#8220;Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.&#8221; </font></font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"> </font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#990000" face="Tahoma" size="3"><strong>Kaynaklar</strong></font><font color="#000000" face="Tahoma" size="2"><br />
1 Hülâsâtü&#8217;l-Beyân. 13:5251.<br />
2 Şualar, s,426.<br />
3 TDİ.&#8221;Berat&#8221; maddesi.<br />
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295<br />
5 İbni Mâce, İkame, 191.<br />
7 et-Tergîb ve&#8217;t-Terhib, 2:118.<br />
8 İbni Mace, İkametü&#8217;s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.<br />
9 Tirmizî, Savm:39.<br />
10 Şualar, s.426.<br />
11 et-Tergib ve&#8217;t-Terhîb, 2:.119, 120.<br />
12 Ra�d Suresi, 39; Mecmuatü�l-Ahzab, 1:597.</font></font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/berat-kandili-192.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Müjdesi</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/ramazan-mujdesi-191.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/ramazan-mujdesi-191.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:10:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/ramazan-mujdesi.html</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan Müjdesi Ramazan&#8217;ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü&#8217;minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı&#8230; Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü&#8217;minlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#ff0000" size="3"><strong>Ramazan Müjdesi</strong>  </font></p>
<p align="justify"> <font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ramazan&#8217;ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz  dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat  şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir  hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve  mübarek sakinleri öbek öbek mü&#8217;minlerin  çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler,  kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri  getirir, Ramazan ayı&#8230;<br />
Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü  mü&#8217;minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı,  çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve  deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve  görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram  havası yaşanır.<br />
<img src="http://www.sorularlaislamiyet.com/yazi/sahmet2.gif" align="right" height="154" hspace="15" vspace="10" width="215" /><br />
Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri  vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak  seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş  tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur&#8217;ân-ı  Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi  diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş  olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini  artıran diğer bir husustur.</p>
<p>Mü&#8217;minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri  birer güzel fırsat bilerek değerlendirme,  Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona  muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir  ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.</p>
<p>Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız  kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir  kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı  yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete  de mazhar olurlar.<br />
</font></font><span id="more-191"></span><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ubâde bin Samit anlatıyor:<br />
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah  Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;<strong>İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık  Allah&#8217;ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne  bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar  kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette  yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı  iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi  Allah&#8217;a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda  Allah&#8217;ın rahmetinden nasibini alamayandır.</strong>&#8220;(1)</p>
<p>Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her  mü&#8217;min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve  duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya  çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu  günahları için Allah&#8217;tan af diler. Rabbine  niyazda bulunur.</p>
<p>Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını  karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder,  rahmetine garkeder.<br />
<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/images/suleymaniye.gif" align="left" height="189" hspace="10" vspace="10" width="209" /><br />
Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren  şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber  Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize  vermektedir.</p>
<p>Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:<br />
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam  Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir  hutbede şöyle buyurdu:</p>
<p>&#8220;<strong>Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay  yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu  öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı  olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın  gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile  namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir  hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda  etmiş gibi sevap alır.<br />
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş  farz yerine geçer.<br />
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve  ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül  ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.<br />
Bu ay yardımlaşma ayıdır.<br />
Bu ay mü&#8217;minlerin rızkını arttıracak aydır.<br />
Bu ayda her kim oruçlu bir mü&#8217;mine iftar edecek  bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının  bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep  olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey  eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.</strong>&#8221;</p>
<p>Ashâb-ı Kiramdan bazıları, &#8220;Ya Resulallah,  hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup  verecek durumda değiliz&#8221; dediler.<br />
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz  Aleyhissalâtü Vesselam, &#8220;Allah bu sevabı bir tek  hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile  oruçlu mü&#8217;mine iftar ettirene de verir&#8221;  buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:</p>
<p>&#8220;<strong>Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu  da Cehennemden kurtuluştur.<br />
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin)  işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve  Cehennemden uzak tutar.<br />
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti  fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört  hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz,  diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı  kalamazsınız.</p>
<p>Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin  birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri  de Allah&#8217;tan mağfiret dilemenizdir.<br />
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah&#8217;tan  Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah&#8217;a  sığınmaktır.<br />
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da  ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su  içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha  susuzluk çekmeyecektir.</strong>(2) </font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong>Kaynaklar:</strong><br />
(1) et-Tergib ve&#8217;t-Terhîb, 2:99.<br />
(2) A.g.e, 2:94.</font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/ramazan-mujdesi-191.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesi</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/kadir-gecesi-3-190.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/kadir-gecesi-3-190.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:09:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/kadir-gecesi-3.html</guid>
		<description><![CDATA[Kadir Gecesi En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur&#8217;ân&#8217;da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#ff0000"><strong><a title="b1" name="b1"></a>Kadir  Gecesi</strong></font> </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">En nurlu ve feyizli geceyi Kadir  Gecesinde idrak ederiz. Kur&#8217;ân&#8217;da adı geçen tek ay  Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu  bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın  Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin  faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o  vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî  hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre  inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin  kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç  defa &#8220;Leyletü&#8217;1-Kadr&#8221; ifadesini açıkça  zikretmektedir:<br />
&#8220;<strong>Şüphesiz, o Kur&#8217;ân&#8217;ı Kadir Gecesinde  indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir  Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.</strong>&#8220;</font></font><br />
<span id="more-190"></span></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda  şöyle ifade buyurulur :<br />
&#8220;<strong>O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin  izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan  yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir.</strong>&#8220;</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Kadir Gecesinin en önemli  özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti  bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan  yüce kitabımız Kur&#8217;ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak  dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise  ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin  mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama  Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Yine bu mübarek gecede insanlığın  ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü  kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi  dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen  sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve  sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş  olacaktır.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve  Kur&#8217;ânî sofraya başta Kur&#8217;ân-ı Mübini Resulullah  Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren  Cebrail olmak üzere melekler de inerek  şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan  mü&#8217;minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir.  Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir  tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye  başlar. Mü&#8217;minlerin etrafını kuşatarak onlara  Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri  ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i  Muhammed&#8217;in gönüllerine engin bir huzur ve saadet  dalgası estirir.<br />
Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin  yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle  de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî  havasından istifade etmiş oluruz.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong><font color="#ff0000"> <a title="b2" name="b2"></a>Hadislerde Kadir Gecesi</font></strong></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">- Ubâde b. Sâmit (r.a) şöyle  demiştir: Resûlu&#8217;llâh salla&#8217;llâhu aleyhi ve sellem,  Kadir Gecesi&#8217;ni haber vermek üzere Hâne-i  Saâdetinden çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi  kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir  Gecesi&#8217;ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile  filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi  kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha  hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi&#8217;ni yirmiden  sonraki yedinci veya dokuzuncu veya beşinci  gecelerde arayınız</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">- İbn-i Abbâs (r.a)�dan rivâyet  edildiğine göre, Nebî salla&#8217;llâhu aleyhi ve sellem  şöyle buyurmuştur: Ashâb&#8217;ım! Siz leyle-i Kadr&#8217;i  Ramazan&#8217;ın aşr-ı ahîrinde arayınız!. Leyle-i Kadir,  ya Ramazan� dan dokuz gece kala, yâhut yedi gece  kala, yâhut da beş gece kaladır </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">- Âişe (r.a)�dan şöyle dediği  rivâyet edilmiştir: Ramazan&#8217;ın son on günü girince,  Nebî salla&#8217;llâhu aleyhi ve sellem ibâdet konusunda  daha da ciddî bir sa&#8217;y ü içtihâd arz ederlerdi.  Gecesini ihyâ eder, ehl ü âilesini de ibâdet için  uyandırırdı. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">- Ebû Hüreyre radiyallâhu  anh&#8217;den: Şöyle demiştir: Resûlu&#8217;llâh salla&#8217;llâhu  aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim, imânından  dolayı ve mükafatını yalnız Allâh&#8217;tan umarak Kadir  Gecesi&#8217;ni ihya ederse, geçmiş günahları affedilir. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong><font color="#ff0000"> <a title="b3" name="b3"></a>Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti  nedir?</font></strong><br />
&#8220;Bin ay&#8221; seksen üç sene dört aylık bir süreye  tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür  boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde  elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere  İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay  boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı.  Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi  amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi  indirildi.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Başka bir rivayette Peygamberimiz  Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen  sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini  anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail  Aleyhisselâm geldi, &#8220;Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç  kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler.  Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir&#8221;  diyerek Kadir Suresini okudu ve, &#8220;İşte bu senin ve  ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır&#8221;  buyurdu.(1)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Diğer bir rivayette Resulullah�a  bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi  ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan  ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu  kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara  ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah  da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini  vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı  kıldı. (2)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Kadir Suresi bu hadiseler üzerine  nazil olmuştur.<br />
Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir  suredir.<img src="http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/images/cicek.jpg" align="right" height="133" hspace="10" vspace="10" width="200" /></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong><font color="#ff0000"> <a title="b4" name="b4"></a>Kadir Gecesinin Bu Kadar Faydalı  Olmasını Nasıl Açıklarsınız?</font></strong><br />
Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, Kur&#8217;an�ın bildirmesiyle bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra kat�i bir delildir. Evet nasılki bir padişah, saltanatında belki her senede, ya tahta geçme merasimi namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Halkını, o günde umumî kanunlar dairesinde değil; belki hususî ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan onsekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal&#8217;i; o onsekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur&#8217;an-ı Hakîm&#8217;i Ramazan-ı Şerifte indirmiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, Cenab-ı Hakkın hikmetinin muktezasıdır. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, adî ve hayvanî meşguliyetten insanları çekmek için oruca emredilecek.<br />
<strong><font color="#ff0000"><br />
Sure neden Kadir Gecesinde indi?</font></strong><br />
Peygamber (a.s.m.) her şeyden önce bir uyarıcıdır. Bu ikaz görevini doğrulukla yapması için emri önce kendi nefsinde uygulaması lazımdı. Nefsine uygulamanın en uygun vakti de gece vaktidir.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#ff0000"><strong><a title="b5" name="b5"></a>Neden &#8220;Kadir&#8221; Gecesi?</strong></font><br />
Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır. (3)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Kadr&#8221; kelimesinde &#8220;tazyik&#8221; manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bir hadiste, &#8220;<strong>O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır</strong>&#8221; buyurularak buna işaret edilir. (4)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Kadir Gecesinin Ramazan&#8217;ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte, Ramazan&#8217;ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. &#8220;<strong>Onu yirmi yedinci gecede arayınız</strong>&#8221; mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir. (5)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bu rivayetlerin ışığında, İslâm âlimleri Kadir Gecesinin Ramazan&#8217;nın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir.<br />
Bunun için mü&#8217;minler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur&#8217;ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir.<br />
Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kur&#8217;ân okunur, Kur&#8217;ân tefsirleri mütâlâa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir, Allah&#8217;a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;<strong>Kim inanarak, sevabını ancak Allah&#8217;tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir.</strong>&#8221; (6) </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><font color="#ff0000"><strong><a title="b6" name="b6"></a>Bu gecede nasıl dua edelim?</strong></font><br />
Bunu da Hazret-i Âişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimizden, öğrenelim:<br />
&#8220;<strong>Dedim ki, &#8216;Yâ Resulallah, Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?�<br />
Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam &#8220;Allahümme inneke afüvvün tuhibbü&#8217;l-afve fa&#8217;fu annî (Allah�ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle) dersin&#8217; buyurdu</strong>&#8220;</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong>Kaynaklar</strong><br />
1) Hak Dini Kur an Dili. 6:4592<br />
2) Muvatta. İtikâf:6<br />
3) Duhan Suresi, 3.<br />
4) Hak Dîni Kur&#8217;ân Dili, 9:5970.<br />
5) Müsned, 2:27.<br />
6) Buhari, Siyam: 71, İbni Mâce, Dua</font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/kadir-gecesi-3-190.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramı</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/ramazan-bayrami-189.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/ramazan-bayrami-189.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:09:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/ramazan-bayrami.html</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan Bayramı Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin mü&#8217;minler arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır. Bayram insanları kaynaştırıp biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, dünyadan gidip kabirlerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#ff0000" size="3"><strong>Ramazan Bayramı</strong>  </font></p>
<p align="justify"> <font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce  duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin  mü&#8217;minler arasında alabildiğine canlandığı güzel  günlerden biridir. O günde yardımlaşma ve  kaynaşma son sınırına varır. <img src="http://www.islamiyet.gen.tr/mubarek_gun_ve_geceler/images/rbayrami.jpg" align="right" height="213" hspace="15" vspace="15" width="250" /></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bayram insanları kaynaştırıp  biraraya getiren en güzel vesilelerden biridir. Öyle  ki, bayramda şahlanan yardımlaşma ve hediyeleşme  ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz,  dünyadan gidip kabirlerinde bir Fatiha bekleyenlere  kadar uzanır. Onların bu dileğini yerine getirmek  için mü&#8217;minler bayramda kabirleri ziyaret ederler;  ruhlarına Kur&#8217;ân&#8217;lar, Fatihalar ve dualar okuyarak  onları da sevindirirler.<br />
Ramazan Bayramının mü&#8217;minler arasında ayrı bir yeri  vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutulan orucun  iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık  orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay  gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan&#8217;ın yaz  mevsimine denk geldiğinde sıcak günlerde nefislerine  oruç tutturan mü&#8217;minler, sabır imtihanını vererek  manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan  Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ramazan ve Kurban bayramları  Hicretin 2. yılından İtibaren kutlanmaya  başlanmıştır. Ramazan orucu da ilk defa bu yıl farz  kılınmış, bu ayı oruçla geçiren rnü&#8217;minler sonraki  ayın (şevval) ilk üç gününü bayram olarak  kutlamışlardır. Bu sebeple bu bayrama Ramazan  Bayramı denmiştir.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;<strong>Bu günümüzde yapacağımız  ilk şey namaz kılmaktır</strong>&#8220;(1) mealindeki  hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramları bayram  namazlarının kılınmasıyla başlar.</font></font></p>
<p align="justify"><span id="more-189"></span><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Hz. Peygamber, &#8220;Arefe günü,  kurban günü ve teşrik günleri biz Müslümanların  bayramıdır. Bu günler yeme içme günleridir&#8221;(2)  buyurmuştur.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ramazan Bayramım da bu manada bir  gün olarak kabul etmiş ve bu bayramı Ramazan  orucunun iftar günü olarak nitelendirmiştir.(3) Bu  sır içindir ki, Ramazan ve Kurban Bayramlarında oruç  tutmak haram kılınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak  haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram olması,  mü&#8217;minlerin düşünce ve duygu dünyasında nimetlerin  gerçek Sahibini hatırlatan en etkili bir sebeptir.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Herkes bir gün önce kimin emrine  uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun rızasına uyarak  orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi olduğunu  hakkıyla idrak ederek, gerçek bir şükre yol bulur.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bayram bir aylık orucun toplu bir  iftarı olduğu için, günlük iftarların sünnet  türünden âdabı bayramda da yerine getirilir. Nitekim  orucunu tatlı bir şeyle açmayı adet edinen Peygamber  Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Ramazan Bayramına  da tatlı yiyerek başlarlardı. Bayram sabahında hurma  gibi bir tatlı ile bir aylık oruçlarını açmadan  evlerinden ayrılmazlardı. (4)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Her vesile ile bizleri ibadete ve  ahiret amellerine teşvik buyuran Peygamber Efendimiz  Aleyhissalâtü Vesselam, yılın iki bayram gecesinde  kalkıp ibadet etmeyi tavsiye ederlerdi. Bu gecelerde  uyanık bulunmanın, kalbin uyanıklığına vesile  olduğunu bildirirlerdi. Bunu bir hadis-i  şeriflerinde şöyle ifade etmişlerdi:<br />
&#8220;<strong>Sevabını Allah&#8217;tan umarak iki bayram  gecesinde kalkıp ibadet eden kimsenin kalbi,  kalblerin öldüğü gün ölmez.</strong>&#8221; (5)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bayramlar saadet asrında da  bambaşka bir hava ve neş&#8217;e içinde yaşanırdı.  Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bayram  sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımlarının  da, diğer hanımlar ve kızlarla birlikte namazgaha  çıkması istenirdi. Kadınlar cemaatin arka tarafında  yer alırlardı.(6) Kılınan bayram namazından sonra  Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam cemaate  hitaben bir hutbe okuduğunu anlatan îbni Mes&#8217;ud  (r.a.) devamla şöyle der:</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Resuîullah Aleyhissaiâtü  Vesselam üzerine şehadet ederim ki, o namazı  hutbeden önce kıldı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra  kadınlara işittiremediğini düşünüp onların yanına  geldi. Onlara hatırlatmalarda bulundu, öğüt verdi ve  sadaka vermelerini emretti. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bilal de elbiselerini açmış,  vermelerini işaret etmekte idi. Kadınlar yüzük,  halka ve diğer kıymetleri şeyleri atmaya  başladılar.&#8221; (7) </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bu hadiseyi anlatan sahabilerden  biri, &#8220;Kadınların bu verdikleri Ramazan Bayramı  zekatı mı idî?&#8221; sualine şöyle cevap verdi: &#8220;Hayır,  lakin o vakit verdikleri bir sadaka idi. Kadınlar  yüzüklerini atıyor ve atıyorlardı.&#8221;(8)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Aynı olaya işaret eden Ebu  Saidi&#8217;l-Hudri de (r.a.) bayram gününde en çok sadaka  verenlerin kadınlar olduğunu anlatır.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ramazan Bayramı, bağışlanmış  olmanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışlanma  müjdesini insanlara melekler veriyor.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Sa&#8217;d bin Evs el-Ensârî anlatıyor:  Resulullah Sallal-lahü Aleyhi Vesellem şöyle  buyurmuştur.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ramazan Bayramı sabahı melekler  yollara dökülür ve şöyle seslenirler:<br />
&#8220;Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan  Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve  ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar  verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve  emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla  emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat  ediniz, mükâfatınızı alınız.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Bayram namazını kıldıktan sonra  bir münadi şöyle seslenir:<br />
&#8220;Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışladı,  evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram  günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat  günü olarak ilan edilir.&#8221;(9)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bayram günleri sevinç günleri  olduğu için, bu sevincin açıkça gösterilmesine  vesile olacak meşru oyun ve eğlencelere de müsaade  edilmiştir. Bu hususta Müslim&#8217;de ayrı bir bab  ayrılmış ve misaller verilmiştir. Bunlardan birinde  Hazret-i Âişe (r.a.) şöyle anlatır:</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Bir grup Habeşli, bir bayram  günü mızrak ve kalkanlarıyla gösteriler yaparken  rakseder gibi oynuyorlardı. Peygamber Aleyhissalâtü  Vesselam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım.  Bu vaziyette onların harp oyununa bakmaya başladık.  Ta onlara bakmaktan ilk vaz geçen ben oluncaya  kadar.&#8221;(10)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ancak bayramdaki sevincin gaflete  dönüşecek kadar taşkınlığa varmaması lazımdır.  Eğlence meşru dairede olmalı ve günah unsurlarını  taşımamalıdır. Esasen bayram Allah&#8217;ın bize verdiği  İlahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en  çok Allah&#8217;ı hatırlayıp şükretmeye ihtiyacımız  vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir  değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe  vaktidir. Ömürden bir yılın daha geçip gittiğini,  kabir alemine doğru bir adım daha yaklaşıldığını  hatırlatan vesilelerden biridir.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">&#8220;Bunun içindir ki, bayramlarda  gaflet istila edip gayr-i meşru daireye sapmamak  için, rivayetlerde zikrullaha (Allah&#8217;ı zikretmeye)  ve şükre azim tergibat (büyük teşvikler) vardır. Ta  ki, bayramlarda o sevinç ve sürür nimetlerini şükre  çevirip, o nimeti idame ve ziyadeleştirsin. Çünkü  şükür nimeti ziyadeleştirir,, gafleti kaçırır.&#8221; (11)</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Nitekim büyük cemaatler halinde  kılınan bayram namazları esnasında getirilen  tekbirler, gafletin giderilmesine ve şükür  vazifesinin yerine getirilmesine en büyük bir  vesiledir. Sadece bir ülke halkının değil,  yeryüzünde sayısı milyarlara varan Müslümanların hep  beraber aynı anda tekbir getirdiklerini hayal  ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tablo,  bayramlarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur.  O anda adeta yeryüzü tek bir ağız olur, tekbir  getirip namaz kılar gibi bir hale bürünür. Misâl  âleminde birleşen o seslerin bir anda yeryüzünden  yükselişi, adeta muhteşem bir koro halinde  dünyamızın göklere doğru tevhidi haykırmasıdır.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bu muhteşem manaların yaşandığı  bayram günlerinde küçük meselelerden çıkan  kırgınlıkların, dargınlıkların ne önemi olabilir?  Onun için bayramda her mü&#8217;minin kardeşleriyle  kardeşlik sözleşmesini yenilemesi, kuvvetlendirmesi,  fakirlerin yardımına koşması, çocuklarını  sevindirmesi lazımdır ki, o manalar yaşanan hayata  geçsin.<br />
Bayramların asıl süsü ve zineti tekbirlerdir.  Getirilen her tekbir ruh ve gönüllerde manevi  coşkuyu ve heyecanı canlandırır. Kulu, Rabbinin  azameti karşısında yüce duygulara taşır.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ebû Hüreyre anlatıyor:<br />
Resulullah Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesellem  şöyle buyurmuştur:<br />
�<strong>Bayramınızı tekbir getirmek suretiyle  süsleyiniz.</strong>� (12)</p>
<p>Bayramlara sünnet çerçevesinde hazırlanmak bu âdeti  de ibadet haline getirir, bu sevinç günlerini biri  iman şuuru içinde geçirmeyi temin eder.<br />
Bunun için sünnette yer aldığı gibi bayrama önceden  hazırlanmak, temiz ve güzel elbiseleri giymek,  gusletmek, misvak kullanmak veya dişleri fırçalamak,  güzel kokular sürünmek, güler yüzlü olmak, namazdan  önce Ramazan Bayramında hurma vb. tatlı bir şey  yemek bugünlerimize ayrı bir mana kazandırır.</p>
<p>Asıl itibariyle fıtır sadakası olarak bildiğimiz  fitre de bayram günü verilir. Ramazan ayı içinde  verilmemişse fitrenin de o gün verilmesi gerekir.  Zaten Ramazan Bayramının hadislerde geçen adı  &#8220;İydü&#8217;I-fıtr&#8221;, yani Fıtr Bayramı demektir.  Yaratılışın gereği olan kulluk görevleri yapıldığı  için bu adı almıştır.</font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bayramların en güzel şekli  tanısın tanımasın mü&#8217;minlerin tokalaşarak,  kucaklaşarak birbirleriyle bayramlaşması,  bayramlarını kutlaması ve tebrikleşmesidir. Saadet  Asrında Sahabiler birbirleriyle &#8220;Bârekâllâhü lenâ ve  leküm&#8221; diyerek bayramlaşılardı, yani &#8220;Allah bizden  de, sizden de kabul etsin&#8221; dedikleri rivayet  edilir.(13) Bu tebrikleşme bizim dilimizde  &#8220;Bayramınız mübarek olsun, bayramınızı kutlu olsun,  hayırlı bayramlar&#8221; gibi sözlerle ifade edilir.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong>Kaynaklar</strong><br />
1) Buhârî, İydeyn: 3; &#8216;Müslim, edâhi: 7.<br />
2) Ebu Davud, Şavm:50; Tirmizi, Savm:59; Nesai,  Menasik:195.<br />
3) îbni Mace, Sıvam: 32.<br />
4) A.g.c., Siyam: 49.<br />
5) A.g.e., Siyam: 67.<br />
6) Müslim, Selatü&#8217;l-İydeynyn: 11.<br />
7) A. g .e., Salatü&#8217;l-lydeyn, 2.<br />
 <img src='http://www.iftarsahur.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> A.g.e., Salalü&#8217;l-İydeyn, 3.<br />
9) el-Tcrgîb ve&#8217;t-Terhîb Trc. 2:332.<br />
10) Müslim, Salatiül-îydeyn, 20.<br />
11) Lem�alar, 230.<br />
12) et-Tergîb ve&#8217;t-Terhîb Trc. 2:332.</font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/ramazan-bayrami-189.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şevval Ayı</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/sevval-ayi-188.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/sevval-ayi-188.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:08:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/sevval-ayi.html</guid>
		<description><![CDATA[Şevval Ayı Ramazan-ı Şerif&#8217;ten sonraki şevval ayında oruç tutmak öteden beri sevimli bir adet olarak gelmiştir. Bir ay boyunca oruca alışmış olan insanlar, şevval ayında da altı gün oruç tutmaya büyük bir ilgi göstermiş, hatta teravih gibi sıcak bir ilgiyle şevval ayı orucunu sürdüre gelmişlerdir&#8230; Elbette bu sıcak ilgi sebepsiz değildir. Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#ff0000" size="3"> <strong>Şevval Ayı</strong>  </font> <font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"> </font></font></p>
<p align="justify"> <font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ramazan-ı Şerif&#8217;ten sonraki  şevval ayında oruç tutmak  öteden beri sevimli bir adet  olarak gelmiştir.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bir ay boyunca oruca alışmış  olan insanlar, şevval ayında  da altı gün oruç tutmaya  büyük bir ilgi göstermiş,  hatta teravih gibi sıcak bir  ilgiyle şevval ayı orucunu  sürdüre gelmişlerdir&#8230;  Elbette bu sıcak ilgi  sebepsiz değildir. Nitekim  Efendimiz (sas) Hazretleri,  şevval ayı orucunun bir sene  oruç tutmuş gibi sevaba  vesile olacağını duyurmuş,  bu yüzden de bir ay Ramazan  orucu tutanlar, şevvalde  altı gün oruç tutmakla bütün  seneyi oruçlu geçirmiş olma  sevabını kaçırmak  istememişlerdir. Bu konudaki  hadisi ve yorumunu şöyle  ifade edebiliriz: </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong>&#8220;Kim  oruçla geçirdiği Ramazan ayından  sonraki şevvâl ayında altı gün  oruç tutarsa, bütün seneyi  oruçla geçirmiş gibi olur!.&#8221;</strong> </font></font></p>
<p><span id="more-188"></span></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Demek ki, bir  aylık Ramazan orucundan sonra  şevvâlde de altı gün oruç  tutarak orucunu otuz altıya  çıkaran kimse, bütün seneyi  oruçlu geçirmiş gibi sevap  almaktadır. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Âlimlerimiz,  bütün seneyi oruçla geçirmiş  gibi sevap almanın izahını şöyle  yapmaktalar: </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Ramazan  boyunca oruç tutan insan her  orucuna on sevap almışsa yekûnu  üç yüz eder. Şevvâl ayında  tuttuğu altı orucuna da onardan  altmış sevap alınca, eder üç yüz  altmış. Yani bir sene..  Dolayısıyla hadîsin işaret  ettiği sırra nâil olur. Bütün  seneyi oruçla geçirmiş gibi  mânevî kazanç elde edebilir.. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Aslında bu  gibi mânevî konularda esas olan,  o işi ihlasla yapmak, büyük bir  gönül arzusu ile talip olmak  mühimdir. Bâzen öyle oruçlar  olur ki, tutanın gönlünde  beslediği derin ve sâfî ihlas  yüzünden 360 gün değil, belki  360 senelik nâfile oruç sevabını  alabilir.. İhlas ile kim ne  isterse Rabbimiz onu verebilir.  Bu bir niyet ve yorum  meselesidir. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Tıpkı yolun  kenarına uzaklardan bir taşı  yuvarlayarak güç bela getirip  yerleştiren adamla, bu taşı  oradan aynı güçlükle  uzaklaştıran bir başka adamın  niyeti ve yorumu gibi. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Biri düşünmüş  ki: </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">- Bu çölün  ortasında yaşlı bir adam yolda  giderken bineğine binmek istese,  üzerine çıkıp da hayvana  binebileceği yüksek bir yer  yoktur. Öyle ise şu taşı  yuvarlayıp yolun kenarına  getireyim de, yolda gitmekte  olan yaşlı ve çocuklar  hayvanlarına binmek  istediklerinde taşın üstüne  çıkıp bineklerinin üzerine  kolayca atlasınlar, sevabı da  bana olsun. Adamın bu hâlis  niyetine bakan Rabbimiz ondan  razı olmuş, istediği sevabı  ihsan eylemiş. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Böyle güzel  niyetle getirilen taşı oradan  öfke ile yuvarlayıp uzaklaştıran  adam ise şöyle düşünmüş: </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">- Bu taşı  buraya getiren kimse ne kadar da  yanlış bir iş yapmış. Hiç  düşünmemiş ki, gözleri  görmeyenler, karanlıkta fark  edemeyenler taşa takılıp yere  düşerler. Şu taşı buradan  uzaklaştırayım da kimse takılıp  yere düşmesin, sevabı da bana  olsun. .. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">İşte bu adam  da taşı buradan  uzaklaştırdığından dolayı Allah  rızasını kazanmış, ümit ettiği  sevaba nail olmuş.. Her ikisinde  de niyet hâlis, yorum makul&#8230; </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Biz de sâfi  bir niyetle altı gün orucumuzu  tutarsak, belki Rabbimiz bu  niyetimize, bu bağlılığımıza  bütün seneyi oruçlu geçirmiş  gibi sevaplar ihsan edebilir,  hatâlarımızı affedebilir..  Rabbimizin hudutsuz rahmetine  kimse sınır çizemez. Kimse kendi  cimriliğini O&#8217; na da şâmil  kılamaz. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong>Bu  orucun arka arkaya olması şart  değildir. Şevvâl ayı içinde  olması yeterlidir. </strong></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bir de  Ramazan içinde tutulamayan  oruçlar varsa, önce o borç olanı  tutmak da makul ve meşru olur.  Bir an önce borçtan kurtulmayı  düşünmek elbette çok yerindedir.  Ancak borcu sonra da tutabilirim  diye de düşünebilir.. Bu bir  tercih meselesidir. Her ikisi de  caizdir. </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2">Bir diğer  husus da, <strong>şevval ayında  iki bayram arası nikah yapılmaz  iddiası vardır ki, artık bu  batıl iddia etkisini  kaybetmektedir.</strong> Çünkü  Aişe validemizin nikahı şevvalde  olmuş, yani iki bayram arasında  yapılmış, ne uğursuzluk, ne de  bir başka dinî yasak söz konusu  olmuştur. Bu yanlış yorum  şuradan da beslenmiş olabilir.  Şayet bayram cuma gününe  rastlarsa, bayram namazı ile  cuma namazı arası iki bayram  namazı arasıdır. Böylesine dar  bir vakte nikahı sıkıştırmayın,  iki bayram namazının dışında  yapın nikahınızı, tavsiyesini,  Ramazan ve Kurban Bayramı arası  gibi geniş zamana yayanlar,  böyle bir yanlış anlamaya sebep  olmuşlardır, diye de  düşünülebilir.</font></font></p>
<p><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><strong>Bir Menkîbe</strong><br />
</font></font></p>
<p align="justify"> <font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>Süfyanı Sevri anlatıyor: </em></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>- Ben  Mekke-i Mükerreme&#8217;de üç sene  oturdum. Mekkelilerden bir kimse  her gün Harem-i şerife gelir,  tavaf eder, namaz kılar ve sonra  bana selam verip giderdi. Ben bu  kimse ile tanıştım. Bir gün o  kimse beni yanına çağırdı. Bana  dedi ki: </em></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>-Ben  öldüğüm vakittekendi elinle beni  yıka, namazımı kıl ve defneyle.  O gece beni terk etmeyip  kabrimde gecele. Mükireyn suali  anında bana Tevhid&#8217;i telkin et!,  dedi. </em></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>Ben de o  kimsenin istediklerini yapmayı  kabul ettim. Bana emrettiğinin  aynını yaptım: Kabrinde  geceledim. O gece uyku ile  uyanıklık arasında iken : </em> </font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>-Ya  Süfyan! Beni korumaya ve senin  telkinine ihtiyaç kalmadı, diye  bir ses işittim. </em></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>O zaman: </em></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>-Ne  sebeple bu lütfa eriştin, diye  sordum </em></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>Bana  cevap olarak:- Ramazan-ı Şerifin  orucunu tutup Şevval&#8217;den altı  gün daha eklemem sebebiyle,  dedi. </em></font></font></p>
<p align="justify"><font color="#ff0000" size="3"><font color="#000000" size="2"><em>O zaman  ben uyandım. Yanımda kimseyi  göremedim. Abdest aldım, namaz  kıldım, uyudum; böylece üç kere  gördüm. Bildim ki bu Rahmanîdir;  şeytandan değildir. O zaman da  kabrin yanından ayrıldım ve &#8220;Ya  Rabbi! Beni Ramazanın orucuna ve  Şevval&#8217;den altı gün orucuna  muvaffak kıl&#8221; diye dua ettim.  Allahü Teala Hazretleri beni de  muvaffak kıldı.<br />
</em></font></font></p>
<p align="right"><font color="#ff0000" size="3"> <strong>Ahmed Şahin </strong></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/sevval-ayi-188.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/kurban-bayrami-187.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/kurban-bayrami-187.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 18:07:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mübarek Gün ve Geceler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/kurban-bayrami.html</guid>
		<description><![CDATA[Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir. Kurban, Allah Tealâ&#8217;nın ihsan buyurduğu varlığa bir teşekkürdür. Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı Cenab-ı Hakk&#8217;ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim (a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah&#8217;a kurban edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="2"> Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini  keserek yapılan bir ibadettir. Kurban, Allah Tealâ&#8217;nın ihsan buyurduğu varlığa  bir teşekkürdür.</p>
<p><strong>Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı<br />
</strong><br />
Cenab-ı Hakk&#8217;ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim  (a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah&#8217;a kurban  edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o, adağını  nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. Hz. İbrahim  bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi onlar  tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim a.s. da rüyasını, oğlunu  kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy  olmuştur. Artık Hz. İbrahim&#8217;in bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu.<br />
</font><span id="more-187"></span><font size="2">Elbette bu çok zordu ama Allah&#8217;tan aldığı vahye uymaması daha zordu. İbrahim a.s  büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden Allah&#8217;a  teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi&#8217;s-selâm&#8217;a açmaya karar verdi.</p>
<p>Şimdi konu ile ilgili olarak Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in açıklamalarını dinleyelim: Allah  Teala buyuruyor:</p>
<p>&#8220;<strong>İbrahim &#8216;Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et&#8217; dedi. Biz de  kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince,  &#8216;Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı gôrüyorum, bir düşün, ne dersin ?&#8217;  dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşaallah beni  sabredenlerden bulacaksın.&#8217; dedi. Her ikisi de Allah&#8217;a teslim oldular (Allah&#8217;ın  emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle  seslendik: &#8216;Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki bu  apaçık bir imtihandı.&#8217; Dedik ve ona (İsmail&#8217;e karşılık ) büyük bir kurbanlık  fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık. Selam  olsun İbrahim&#8217;e. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim  mümin kullarımızdandır.&#8221; (1)<br />
Görülüyor ki, Kur&#8217;an da Hz. İbrahim&#8217;in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit  etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: &#8220;Ey İbrahim, gördüğün rüyaya  gerçekten sadakat gösterdin</strong>.&#8221; buyurmuştur.<br />
İbrahim a.s, Allah&#8217;ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı  üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail&#8217;in yerine bir koyun kurban etmesini  emretmiştir. Bu, Allah&#8217;ın insanlığa büyük bir lütfudur. Allah, insanları Hz.  İbrahim&#8217;in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen  insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve  insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı.</p>
<p>İbrahim a.s oğlu yerine Cenâb-ı Hakk&#8217;ın kendisine gönderdiği koçu kurban  etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim&#8217;den sünnet olarak bize intikal etmiştir.</p>
<p>Kurban, insanın Allah&#8217;a yaklaşmasına ve O&#8217;nun rızasını kazanmasına vesile olan  bir ibadettir. &#8220;Kurban&#8221;kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban kesmekle İbrahim  (a.s.) gibi Allah&#8217;a ve O&#8217;nun emirlerine bağlılığını, gerekirse O&#8217;nun rızasını  kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını göstermiş olur.</p>
<p>Allah&#8217;ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir.  Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır. Bakınız, bu konuda Kur&#8217;an-ı  Kerim&#8217;de şöyle buyuruluyor:<br />
&#8220;<strong>Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah&#8217;a ulaşır. Fakat O&#8217;na  sadece sizin takvanız ulaşır.</strong>&#8221; (2) Esasen Allah Teâla ancak takva  sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Maide suresindeki şu ayet-i  kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor. Allah Tealâ buyuruyor.</p>
<p>&#8220;<strong>(Ey Muhammed) Onlara Adem&#8217;in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyle oku. Hani  her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul  edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine).<br />
-Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise :<br />
- Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti :  &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni  öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;tan  korkarım</strong>.&#8221; dedi. (3)</p>
<p>Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah&#8217;tan korkması sebebiyle  sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul  edilmemiştir.</p>
<p>Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur :<br />
&#8220;<strong>Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise  eline geçecek olan ancak odur.</strong>&#8221;(4)</p>
<p>Kurban, İslâm&#8217;daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir. Her  gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı kimseler  yararlanır. Halbuki kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha çok yoksullar ve  hayır kurumları istifade eder.</p>
<p><strong>Kurban Bir İbadet midir Yoksa Gelenek midir?<br />
</strong><br />
Kurban bir gelenek değil, kitap ve sünnetle meşrûiyeti sabit olan bir ibadettir.  Kurban da zekat gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kur&#8217;an-ı  Kerim&#8217;de şöyle buyuruluyor:<br />
&#8220;Kurbanlık deve ve sığırlar, Allah&#8217;ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin  için onlarda hayır vardır. O halde onları ön ayaklarından biri bağlı olduğu  halde keserken üzerlerine Allah&#8217;ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit  onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin.  Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz.&#8221;(5)</p>
<p>Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:<br />
&#8220;Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir  iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları  ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında  kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin.&#8221;(6)</p>
<p>Peygamberimiz kurbanı tavsiye ederlerken kendileri bizzat kurban keserek de  örnek olmuşlardır. Müslim&#8217;in rivayetine göre Enes (r.a.) şöyle demiştir :<br />
&#8220;<strong>Allah&#8217;ın Resûlü, beyaz renkli iki koç kurban ederdi.</strong>&#8221; (7)</p>
<p><strong>Kurbanın Hükmü<br />
</strong><br />
İslâm alim ve müçtehitleri kurbanın hükmü hakkında farklı içtihatlarda  bulunmuşlardır.</p>
<p>İmam Azam Ebû Hanife&#8217;ye göre kurban vaciptir. Delili de:&#8221;Rabbin için namaz kıl  ve kurban kes&#8221;(8) âyet-i kerimesinin delâletiyle peygamberimizin :<br />
&#8220;Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgahımıza yaklaşmasın.&#8221;(9)  Hadisindeki vaid (korkutma) dır. Böyle bir korkutma ancak vacip olan bir  ibadetin terki için yapılır. Yani İmam Azam demek istiyor ki, kurban vacip  olmasaydı peygamberimiz onu terkedene böyle bir tehditte bulunmazdı.</p>
<p>Şâfiî, Mâliki ve Hanbelîler ile Hanefîlerden İmam Ebû Yusuf&#8217;a göre ise kurban  vacip değil, sünnet-i müekkededir.(10)<br />
Kurbanın sünnet olduğunu söyleyenlerin dayandıkları delillerin bir kısmı  aşağıdaki hadis-i şeriflerdir:<br />
Ümmü Seleme (r.a.)&#8217; den rivayete göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;Bilinen on gün girdiği vakit elinde kurbanı olup kurban kesmek isteyen kimse  (bedeninden) asla bir kıl almasın, tek bir tırnak kesmesin.&#8221;(11)<br />
Bu hadis-i şerifte Peygamberimiz kurbanı kişinin isteğine bırakmıştır. Bu ise  onun vacip olmadığını gösterir.<br />
Bir başka hadis-i şerif ise meâlen şöyledir:<br />
&#8220;Üç şey vardır, bunlar bana farz, size nafiledir. Onlar da vitir, kurban ve  kuşluk namazıdır.&#8221;(12)</p>
<p>Kurbanın hükmü (yani vacip mi sünnet mi olduğu) hakkındaki bu farklı görüş ve  içtihatlar sebebiyle; bir kimsenin zekât, hac, sadaka-i fıtır, ve kurban borcu  olduğu halde vefat edip bu borçlarının ödenmesi için malının üçte birini vasiyet  etse (ki ancak malının üçte birini vasiyet etmeye mezundur) malının üçte biri  yeterse borçlarının tamamı ödenir. Malının üçte biri borçlarını ödemeye  yetmediği takdirde önce zekât borcu ödenir. Çünkü borçların içerisinden önemli  olanı zekâttır. Bu borcu ödendikten sonra malı artarsa haccı yaptırılır. Bundan  sonra sadaka-i fıtır borcu ödenir. Daha sonra da malı kalırsa kurban borcu  ödenir.</p>
<p><strong>Kurban Kimlere Borçtur?<br />
</strong><br />
Kurban, mukim olan ve sadaka-i fıtır nisabına malik olan her kadın ve erkek  müslümana vaciptir.<br />
Bu tariften şu anlaşılıyor: Müslüman olmayan, seferde bulunan müslümana ve fakir  olana kurban vacip değildir.</p>
<p>Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer seferde bulunduklarında kurban kesmemişlerdir. Şayet  seferde olan kimse kurban kesmek isterse, kurban kendisine vacip olduğu için  değil, nafile olarak kesebilir, kesmediği takdirde sorumlu olmaz.</p>
<p>İmam Azam Ebû Hanife ile Ebû Yusuf&#8217;a göre kurbanın vacip olmasında akıl ve  erginlik çağına gelmiş olma şart değildir. Yani zengin olan çocuğun ve delinin  mallarından babaları veya vasileri kurban keserler. Bu kurbanlardan sadece  kendileri yiyebilir, başkaları yiyemez.</p>
<p>İmam Muhammed ile İmam Züfer&#8217;e göre kurbanın vacip olması için akı1 ve erginlik  çağına gelmiş olma şarttır. Bu itibarla zengin olan çocuklarla deli olanların  mallarından kurban kesilmez. (13) Fetvâ da bu görüşe göredir, yani zengin de  olsalar çocuklarla delilerin kurban kesmesi gerekmez. (14)</p>
<p><strong>Zenginliğin Ölçüsü<br />
</strong><br />
Herhangi mali bir ibadetin borç olması için ön görülen zenginlik ölçüsü &#8216;Nisap&#8217;  kelimesi ile ifade edilmektedir.<br />
Kurban nisabı, kişinin temel ihtiyaçları olan oturacak evi, evinin yeter  derecede eşyası, binek için olan hayvanı, üç kat elbisesi, kendisinin ve  bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakalarından ve borcundan fazla  80, 18 gr. altın veya bunun kıymeti para ve eşyaya malik olan kimse kurban  kesecek kadar zengin demektir. Bu kimseye yılda bir defa kurban günlerinde  kurban kesmek vacip olur.<br />
Bu ölçü aynı zamanda zekat için de geçerlidir. Ancak zekat nisabında malının  artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması şarttır.<br />
Kurban nisabında bunlar aranmaz. Kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye  kurban kesmek vacip olur.</p>
<p><strong>Hangi Hayvanlar Kurban Edilir?<br />
</strong><br />
<strong>Kurban edilecek hayvanlar; koyun, keçi, deve, sığır ve mandadır.</strong></p>
<p>Bu hayvanlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin 1 yaşını  doldurmuş olmaları gerekir. Ancak koyunlar altı ayı tamamladıkları halde bir  yaşını doldurmuş gibi gösterişli olurlarsa bunlar da kurban edilebilir.</p>
<p>Bir koyun veya keçiyi ancak bir kişi kurban edebilir. Fakat sığır, manda ve deve  yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Ortakların tek veya çift  olmalarında bir sakınca yoktur.</p>
<p>Ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılmak durumundadır. Meselâ ortaklardan biri  vacip olan kurbanı, diğeri adak kurbanı, bir diğeri de nafile kurbanı niyet  edebilir. Çünkü hepsinin niyeti ibadettir. Fakat ortaklardan biri her hangi bir  ibadet değil de et kasdiyle katılmış olsa bu sahih olmaz, diğerleri de niyet  etmiş oldukları kurbanı kesmiş, sayılmazlar.</p>
<p><strong>Hangi Ayıplar Hayvanın Kurban Olmasına Mani Olur?<br />
</strong><br />
Bilindiği üzere kurban bir ibadettir. Bunun için kurbanlık hayvanların kusursuz  olmaları esastır. Her kusur olmasa da bazı kusurlar kurbana manidir. Bu kusurlar  kısaca şunlardır:<br />
-İki veya bir gözü kör olan,<br />
-Aşırı derecede zayıf olan,<br />
-Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olan,<br />
-Kulağının, kuyruğunun veya tenasül organının üçte birinden fazlası gitmiş olan,<br />
-Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olan,<br />
-Doğuştan kulağı ve tenasül organı olmayan,<br />
-Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan,<br />
-Burnu kesilmiş olan,<br />
-Dilinin çoğu kesilmiş olan,<br />
-Ölüm derecesinde hasta olan.<br />
Böyle kusuru olan hayvanları kurban etmek câiz değildir. Bunun için kurbanlık  satın alınırken kusurlu olup olmadığına dikkat etmek gerekir.<br />
Kurban, bayram namazı kılınan yerlerde namazdan sonra olmak üzere bayramın ilk  üç günüdür. (Şafiîlerde dördüncü günü de olabilir.)<br />
Arefe günü veya bayramın ilk üç gününden sonra kurban kesmek, kurban olmaz.  Peygamberimiz buyuruyor :<br />
&#8220;Bu günümüzde yapacağımız ilk şey bayram namazı kılmaktır. Sonra evlerinize  dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim böyle yaparsa sünnetimize uygun iş yapmış  olur. Kim önce kurban keserse o da ancak ailesine bir et sunmuş olur, bu kestiği  kurban olmaz.&#8221;(15)</p>
<p><strong>Kurbanın Bedelini Yoksullara Vermekle Kurban Kesilmiş Olur mu?<br />
</strong><br />
Bazı kimseler hemen her yı1 kurban bayramında bu soruyu sorarlar: Hayvanı  kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksullara vermekle kurban kesilmiş olur mu?  Kurbanın rüknü, kurban edilmesi câiz olan hayvanlardan birini kesmek olduğundan,  hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksula vermekle kurban ibadeti  yerine getirilmiş olmaz, bu ancak sadaka olur.<br />
Yalnız kurban kendisine vacip olan kimse satın aldığı kurbanı her hangi bir  sebeble kurban günlerinde kesmez veya hiç kurban satın almaz ise kurban günleri  geçtikten sonra, bu kimse kurbanlık hayvanının kıymetini fakirlere sadaka olarak  verir. Satın alıp kesmediği kurbanını ise canlı olarak fakire verir. Kurban  günleri geçtikten sonra daha önce satın alınmış kurbanlık artık kesilmez.</p>
<p>Kurbanı kesebiliyorsa kendisi keser. Çünkü bu bir ibadettir. Onu, kişinin  kendisinin yapması, başkasına vekâlet vermesinden daha faziletli ve sevaptır.  Peygamberimiz vedâ haccında yüz deve kurban etmiş, bunların altmış üç tanesini  bizzat kendileri kesmiş, kalanlarını da Hz. Ali&#8217;ye vekâlet vererek  kestirmiştir.(16) Şayet kendisi kesemiyorsa o takdirde ehil olan birisine  vekâlet vermek suretiyle kestirir ve kendisi de orada hazır bulunur.  Peygamberimiz kızı Hz. Fâtıma&#8217;ya :<br />
&#8220;Kurbanın kesilirken orada hazır bulun. Zira işlemiş olduğun her günah, kurbanın  kanından ilk damlası yere düştüğünde, bağışlanır&#8221; (17) buyurmuştur.</p>
<p>Az önce de söylediğimiz gibi, kesebiliyorsa kendisi, kesemiyorsa ehil olan  birisine kestirmelidir. Hayvan kesmede ehil olmayan yani bunu beceremeyen  kimseler, hayvana eziyet ederler ki, bu haramdır, günahtır. Bir ibadet  yapılırken günah işlenmez.<br />
Hemen her yıl kurban bayramı günlerinde televizyon ekranlarına yansıyan  görüntüler, seyredenlere büyük rahatsızlık vermektedir. Bu görüntülerin ortadan  kalkması, kurbanların ehil olan kimseler tarafından kesilmesine bağlıdır. Ehil  kimse bulamayanlar kurbanlarını mezbahalarda kestirmelidirler.</p>
<p>Yurtdışında bulunanlardan kurbanlarını memleketlerinde kestirmek isteyenler, bir  tanıdıklarına vekâlet vermek suretiyle kurbanlarını kestirebilirler. Böyle  yaptıkları takdirde hem kurbanları kesilmiş, hem de daha iyi değerlendirilmiş  olur.</p>
<p><strong>Kurban Nasıl Kesilir?<br />
</strong><br />
Hayvan incitilmeden kesilecek yere götürülür. Devenin dışındakiler kıbleye karşı  sol tarafları üzerine yavaşça yatırılır. Kolaylık olması için üç ayağı da  bağlanır. Sonra kesecek olan:<br />
&#8220;Allahü ekber, Allahü ekber, lâ İlâhe illallahü vellahü ekber, Allahü ekber ve  Lillahilhamd. Bismillâhi Allahü ekber&#8221; der, ara vermeden büyük ve keskin bir  bıçakla keser.<br />
Sadece &#8220;Bismillâhi Allahü ekber&#8221; diye kesse de olur.<br />
Usulüne göre bir kesim yapmış olmak için, hayvanın yemek ve nefes boruları ile  iki şah damarının kesilmesi gerekir.<br />
Kurban kesildikten sonra sahibi, Allah rızası için iki rekat namaz kılar, sonra  da dua ederek Cenâb-ı Hak&#8217;tan dileklerde bulunur.</p>
<p><strong>Kurban Etinin Taksimi<br />
</strong><br />
Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde etleri ortaklar  arasında tahmini olarak değil, tartılarak taksim edilir. Ancak bir ailenin  fertleri için kurban edilen hayvanın etini taksim etmek gerekmez. Bunun gibi  ortaklaşa kurban kesenler kurban etini tamamen yoksullara veya bir hayır  kurumuna verecek olurlarsa yine kurban etini taksim etmeleri gerekmez.<br />
Kurban etinin hepsini yoksullara sadaka olarak dağıtmak veya kendisi ve çoluk  çocuğu için alıkoymak caiz ise de, en uygun olanı, kurban etini üçe taksim edip,  birini kurban kesmeyen yoksullara sadaka olarak dağıtmak, bir bölümünü de  akraba, tanıdık ve komşulara ikram etmek, birini de kendi çoluk çocuğu ile  yemektir.</p>
<p><strong>Kurban etinden müslüman olmayan komşulara da vermek caizdir.<br />
</strong><br />
Şayet kurban kesen kimsenin çoluk çocuğu kalabalık ve hali vakti de çok iyi  değilse bu takdirde kurban etini sadaka ve hediye olarak dağıtmayıp, tamamını  çoluk çocuğu için alıkoyması daha uygun olur. Çünkü kan akıtmakla kurban  vecibesi yerine getirilmiştir.</p>
<p><strong>Bayram<br />
</strong><br />
Peygamberimizin Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicretlerinin ikinci yılında meşru  kılınmıştır.</p>
<p>Peygamberimiz Medine&#8217;ye hicret buyurduklarında Medinelilerin eğlendikleri iki  günleri vardı. Peygamberimiz: &#8220;Bu günler ne oluyor?&#8221; diye sorduğunda, onlar &#8220;Biz  cahiliyette bu günlerde oynayıp eğlenirdik.&#8221; dediler. Bunun üzerine  peygamberimiz : &#8220;Bunların yerine Allah Teâla size daha hayırlı iki gün verdi:  Ramazan bayramı, kurban bayramı&#8221; (18) buyurdu. Ramazan bayramı namazı gibi  kurban bayramı namazı da vaciptir ve Cuma namazının şartlarına tabidir. Yani  Cuma namazını kılmakla yükümlü olanlar, bayram namazını kılmakla da  yükümlüdürler. Ancak Cuma namazı farz, bayram namazı ise vaciptir.</p>
<p><strong>Bayram namazı<br />
</strong><br />
Güneş doğduktan ve kerahet vakti çıktıktan sonra, öğleye kadar kılınır. Herhangi  bir sebeple ilk günü kılınamazsa ertesi günü kılınır. Bayram namazı Cuma namazı  gibi ancak cemaatle kılınır. İki rekattır. Şöyle niyet edilir:<br />
&#8220;Niyet ettim Allah rızası için kurban bayram namazını kılmaya, uydum imama.&#8221;  Bundan sonra tekbir alınır. Birinci rekatta &#8220;Süphaneke&#8221; okunur. Sonra imam  açıktan, cemaat tarafından da gizlice üç defa &#8220;Allahü ekber&#8221; diye tekbir alınır.  İlk iki tekbirde eller yukarı kaldırılır, sonra yanlara salıverilir. Üçüncü  tekbirin peşinden eller yanlara salıverilmeyip bağlanır. İmam Fatiha ve sure  okur; cemaat dinler. Sonra diğer namazlarda olduğu gibi rukû ve secde yapılır.  İkinci rekata kalkıldığında imam önce Fatiha ve sûre okur. Sonra birinci rekatta  olduğu gibi üç defa tekbir alınır. Her üç tekbirde de eller yukarı kaldırılıp  yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rukûa gidilir ve secdeler yapılarak  oturulur, tehiyyât ve salli barik okunur, sonra selâm verilir.</p>
<p><strong>Bayram Gecesi ve Günlerinde Yapılması Müstehap Olan Şeyler<br />
</strong><br />
a) Bayram gecelerini dua ve ibadetle ihya etmek, kaza namazı kılmak, Kur&#8217;an  okumak ve Allah Teâlâ&#8217;dan af ve mağfiret dilemek. Çünkü duaların makbul olduğu  gecelerden birisi de bayram geceleridir. Nitekim Peygamberimiz şöyle  buyurmuştur:<br />
&#8220;Ramazan ve kurban bayramı gecelerini, sevabını umarak ibadetle geçiren kimsenin  kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez.&#8221;(l9)<br />
b) Bayram sabahı erken kalkarak yıkanıp temizlendikten sonra namaza gitmek.<br />
c) Güzel koku sürünmek.<br />
d) Temiz ve yeni elbise giyinmek.<br />
e) Gücü yetiyorsa namaza yürüyerek gitmek.<br />
f) Güler yüzlü ve sevinçli görünmek.<br />
g) Yoksullara çokça sadaka vermek.<br />
h) Bayram namazına giderken yolda tekbir getirmek.<br />
i) Kurban kesecekse kurban etinden yiyinceye kadar oruç tutuyormuş gibi bir şey  yiyip içmemek.<br />
j) Kurban etinden iftar etmek. Çünkü peygamberimiz böyle yaparlardı.<br />
k) Çoluk çocuğuna bolluk göstermek.<br />
Bütün bunlar bayramda yapılması müstehap olan işlerdir.</p>
<p>Bayram günleri sevinç günleridir. Bu günlerde sevinçli ve güler yüzlü görünmek  tavsiye edilmiştir.</p>
<p>Bu itibarla bayramın toplum hayatımızda üstün yeri ve değeri vardır. Bayram  günleri toplum şuuru bütünleşir. Toplum fertleri birbirleriyle sevinip kaynaşır.  Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntıları içinde bunalan, bitkin ve yorgun  hale gelen insanları bayramlar dinçleştirir ve çalışma azimlerini artırır.</p>
<p>Bu günlerde akraba ve komşularımızla olan ilişkilerimiz kuvvetlenir, birlik ve  kardeşliğimiz güçlenir. Bayram sabahı camilerimizi dolduran kalabalıkların hep  birlikte ve içtenlikle yüce Allah&#8217;a yönelmeleri, O&#8217;ndan af ve bağış dilemeleri  ayrı bir önem taşır. Çünkü böyle bir amaçla bir araya gelen, aynı iman ve  heyecanı taşıyan toplulukları yüce Allah&#8217;ın rahmeti kuşatır ve onları affeder.</p>
<p>Bu günlerde annemizin-babamızın ellerini öpüp hayır dualarını almalıyız.  Dinimizde Allah&#8217;a ibadetten sonra anne ve babaya saygı ve iyilik emredilmiş,  onlara karşı &#8220;öf&#8221; demek dahi yasaklanmıştır. Akraba ve komşularla tebrikleşerek,  karşılıklı sevgi ve saygı duyguları aktarılmalı, karşılaştığımız herkesle  selâmlaşarak tebrikleşmeliyiz. Tanıdıklarımızı ziyaret ederek hatırlarını  sormalı ve gönüllerini almalıyız. Hastahanelerde ve evlerde yatan hastaları  görmeli, şifa dileklerimizi sunmalıyız. Yetimlerle ve kimsesiz çocuklarla  ilgilenip onları okşamalı ve onlara anne ve baba gibi davranmalıyız.  Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç çocuklara yardım ellerimizi uzatmalı,  onların da bayram sevinci yaşamalarını sağlamalıyız.</p>
<p>Bizden hayır dua bekleyen ölülerimizin mezarlarına giderek onlara dua etmeli,  ruhları için hayır ve hasenatta bulunmalıyız. Tanıdıklarımızdan dargın olanları  barıştırmaya çalışmalı ve aralarını bulmalıyız. Her zaman olduğu gibi bayram  günlerinde de İslâm&#8217;ın emrettiği şekilde çevremizdeki insanlara iyi davranmalı,  incitici ve zarar verici davranışlardan sakınmalıyız. Bütün bunlar, toplumu  oluşturan fertleri birbirleriyle kaynaştırarak milli birliğin sağlanmasında ve  toplumu rahatsız eden ayrılık ve düşmanlıkların yok olmasında etkili olur. Bu  duygularla hepinizin kurban bayramını tebrik ediyor, daha nice bayramlara  sağlıkla, huzurla erişmemizi Cenâb-ı Hak&#8217;tan diliyorum. Mübarek bayramın  ülkemize, İslâm alemine ve bütün insanlığa iyilik ve hayırlar getirmesini  diliyorum. Cenâb-ı Hak yaptığımız ibadetleri ve keseceğimiz kurbanları rızasına  muvafık eylesin ve bizi kendisine ibadetten ayırmasın. Amin.</p>
<p></font> 1- Saffât, 100-111.<br />
2- Hacc, 37.<br />
3- Maide, 27-28.<br />
4- Buharî, Bedülvahiy, 1.<br />
5- Hacc, 36.<br />
6- Tirmizî, Adâhî, 1; İbn Mâce, Adâhî, 3.<br />
7- Müslim, Adâhî 3, İbn Mâce, Adâhî, 2.<br />
8- Kevser, 2.<br />
9- İbn Mâce, Adâhî, 2.<br />
10- Mebsût, c. 12, s. 8, Neylülevtar, c. 5, s. 126.<br />
11-Müslim, Adâhî, 7.<br />
12- Ahmed b. Hanbel.<br />
13- Bedayiu&#8217;s-sanayi, Beyrut, 1974, c. 5, s. 64.<br />
14- Reddülmuhtar, c. 5, s. 309.<br />
15- Buhari, Adâhî, 1.<br />
16- Müslim, Hac, 19.<br />
17- Et-Tergib ve&#8217;t-Terhîb, Beyrut, 1968, c. 2, s. 154.<br />
18- Ebû Davût, Salat, 245.<br />
19- Mecmeu&#8217;zevâid, Beyrut, 1967, c. 2, s. 198.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/kurban-bayrami-187.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk
Page Caching using disk (enhanced)
Database Caching 2/45 queries in 0.063 seconds using disk
Object Caching 297/597 objects using disk
Content Delivery Network via N/A

Served from: www.iftarsahur.com @ 2012-02-10 15:46:40 -->
