<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>imsakiye &#187; Oruç</title>
	<atom:link href="http://www.iftarsahur.com/ramazan/oruc/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.iftarsahur.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Jul 2011 20:31:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Orucun Faydaları</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/orucun-faydalari-2-172.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/orucun-faydalari-2-172.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:28:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/orucun-faydalari-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Orucun Faydaları Ramazan orucunun, dünyevî ve uhrevî, ferdî ve içtimaî pek çok faydaları vardır. Biz burada bu faydalardan sadece mühim birkaçına işaret edeceğiz: Orucun, İlâhî Nimetlerin Şükrüne Bakan Faydası: Cenâb-ı Hak, yeryüzünde insanların istifadesine sunmuş olduğu hesapsız nimetleri için, fiyat ve karşılık olarak, onlardan sadece şükür istemektedir. Şükür ise, bütün nimetleri Allah`tan bilmek, o nimetlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Orucun Faydaları</p>
<p>Ramazan orucunun, dünyevî ve uhrevî, ferdî ve içtimaî pek çok faydaları vardır. Biz burada bu faydalardan sadece mühim birkaçına işaret edeceğiz:<br />
Orucun, İlâhî Nimetlerin Şükrüne Bakan Faydası:<br />
Cenâb-ı Hak, yeryüzünde insanların istifadesine sunmuş olduğu hesapsız nimetleri için, fiyat ve karşılık olarak, onlardan sadece şükür istemektedir. Şükür ise, bütün nimetleri Allah`tan bilmek, o nimetlere hakikî ihtiyacını hissedip kıymetini tam takdir etmekle olur. İşte Ramazan orucu, hakikî, hâlis, çok büyük ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Zira başka vakitler çok kişi, hakikî açlık duymadığı için, pek çok nimetlerin kıymetini takdir edemez. O nimetlere ne derece ihtiyacı olduğunu hakkıyla hissedip bilemez. Halbuki iftar vaktinde hakikî açlığın verdiği iştahla, kuru bir ekmeğin bile ne kadar kıymetli bir nimet olduğu yakînen hissedilir. En zengininden en fakîrine kadar her mü`min, nimetlere ihtiyacını hissedip değerini anlamakta mânen bir nevi şükre mazhar olur. Hem oruçlu herkes, yemeden içmeden uzak kalma mecburiyeti cihetiyle, nimetlerin hakiki sâhip ve mâlikini de idrâk eder. Nimeti nimet bilir ve o nimeti vereni düşünür. Bu cihetle de mânen bir nevi şükür vazifesini yerine getirmiş olur.<br />
<span id="more-172"></span></p>
<p>Orucun İçtimaî Hayata Bakan Faydası:</p>
<p>İnsanlar, maişet ve geçim yönünden aynı seviyede yaratılmamış; fakir, zengin, orta halli gibi bâzı sınıflara ayrılmıştır. Cenâb-ı Hak, maişetteki bu farklılık sebebiyle, zenginleri fakirlerin yardımına dâvet etmektedir. Tâ ki zenginle fakir arasında büyük bir yaşayış farkı meydana gelmesin. Fakirler de zenginler gibi insanca bir yaşayışa, zarurî ihtiyaçlarını te`min edebileceği normal bir hayat seviyesine kavuşsun&#8230; Cem`iyette sınıflar arasında gerçek bir yardımlaşma ve dayanışmanın te`sis edilmesi büyük bir zarurettir. Aksi takdirde fakirlerde zengine karşı kin ve hased, zenginlerde ise fakire karşı küçümseme ve hakkını gasbetme duyguları gelişir ki, bunun sonucu olarak da toplumun huzur ve saadeti kaybolur, âsâyiş ve iç güvenliği tehlikeye düşer. Demek ki huzurlu bir cem`iyet yapısına kavuşmak için, sınıflar arasındaki uçurumların doldurulması, zenginle fakir arasında tam bir yardımlaşmanın temini ve karşılıklı hürmet, merhamet ve sevgi bağlarının te`sisi şarttır. Zenginlerin ve imkân sahiplerinin, fakir-fukaranın yardımına koşması ise, ancak onların acınacak hallerini ve açlıklarını, imkânsızlıklarını yakînen bilmeleri, bir nebze olsun yaşamaları ve hissetmeleri ile mümkündür. Bu da en iyi şekilde oruçla gerçekleşir.</p>
<p>Orucun, Nefsin Terbiyesine Bakan Faydası:<br />
İnsan nefsi, kendisini hür ve serbest ister, kendisine hiç karışanı olmadan, dilediği tarzda hareket etmeyi fıtrî olarak arzular. Mahiyetindeki âcizlik ve zayıflığı, kusur ve hatâları hiçbir vakit görmeye yanaşmaz. Hadsiz nimetlerle beslenip yaşatıldığını, terbiye olunduğunu asla düşünmek istemez. Üstelik, servet ve iktidarı da varsa, gaflet içinde, ilâhî nimetleri, gâsıbâne ve hırsızcasına hayvan gibi tutar. Âdeta demirden bir vücudu, ölümsüz bir hayatı varmış, gibi bütün varlığıyla dünyaya sarılır, birçok kötü ahlâk ve günahlar içinde yuvarlanıp gider. İşte Ramazan-ı şerîf`te tutulan oruç, en zengininden en fakirine, en gafilinden en mütemerridine kadar herkese, nefsinin gerçek mahiyetini gösterir. Hiç kimsenin kendi nefsine mâlik olmadığını; Allah`ın izni ve emri olmadan hiçbir şey yapılamayacağını hatırlatır. Oruç sayesinde nefsin ne derece zayıf ve âciz olduğu, demirden sanılan vücudun ise, ne kadar çürük ve dayanıksız bulunduğu bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar. Nefsinin gerçek mahiyetini bu şekilde görüp idrâk eden insan, artık başıboşluğu, serseriliği, nefsine itimat ve gururu bir tarafa bırakarak hakikî vazifesi olan şükür ve kulluk görevini omuzlarına yüklenip; kötü ahlâktan, günah ve sefahetlerden vazgeçer.<br />
Orucun, Nefsin Fir`avunluk Damarını Kırmasına Bakan Faydası:<br />
İnsandaki nefs-i emmâre, Rabbini tanımak, O`nun emirlerine boyun eğmek istemez. Fir`avn gibi, bizzat kendisi rablık ve ilâhlık dâvasında bulunur. Nefsin bu damarını açlıktan başka hiçbir şekilde kırmak mümkün değildir. İşte Ramazan orucu, doğrudan doğruya nefsin fir`avunluk cephesine darbe vurup kırar; ona za`fını ve fakrını hissettirerek Allah`ın âciz bir kulu olduğunu bildirir. Rivayete göre, Cenâb-ı Hak nefse:</p>
<p>- Ben kimim, sen kimsin? diye sormuş. Nefis de:</p>
<p>- Ben benim, sen sensin! diye cevab vermiş. Bunun üzerine Allah ona azab vermiş, Cehenneme atmış, sonra yine sormuş:</p>
<p>- Ben kimim, sen kimsin? Nefsin cevabı aynı olmuş:</p>
<p>- Ben benim, sen sensin! Hangi azâbı verdiyse, nefis gurur ve enaniyetinden vazgeçmemiş. Nihayet uzun süre aç bırakarak bir nevi oruç tutturmuş, sonra tekrar sormuş:</p>
<p>- Ben kimim, sen kimsin? Nefis bu sefer şu cevabı vermiş:</p>
<p>- Sen benim Rabb-i Rahîmimsin, bense senin âciz bir kulun&#8230;</p>
<p>Orucun, Kur`ân-ı Kerîm`in Nüzûlüne Bakan Faydası:<br />
Oruç ayı olan Ramazan ayı, Kur`ân-ı Hakîmin Resûl-i Ekrem`e (asm) indirilmeye başlandığı mübarek bir aydır. İlâhî vahyin ilk lemeân etmeye, hidâyet nurlarını saçmaya başladığı böyle ulvi ve yüce bir aya, insanların ne çok hürmet etmeleri gerektiği ve bu İlâhî hâtırayı kalb ve gönüllerinde devamlı olarak yaşatmalarının ne derece zaruret olduğu apaçık ortadadır. İşte, oruç ibâdetinin bu ayda farz kılınmasının bir hikmeti de budur. Oruç ibâdeti, Kur`ân`ın ruhu ve dâvetiyle, hedef ve gayesiyle ve indirilmesindeki İlâhî hikmetle son derece mütenasibdir. Kur`an bizatihî hidâyet ve nurdur. İnsanları takvâ ve merhamete, adâlet ve eşitliğe, iyi muamele ve muaşerete, doğruluğa, ihlâsa, nefsin hile ve desiselerinden temizlenmeye teşvik eder. Oruç ve onun hikmeti de böyledir. Çünkü oruç da insanları doğruluğa, ihlâsa, iyiliğe, nefis terbiyesine, merhamete yöneltir. Nefsi sabra, güçlük ve meşakkatlere katlanmaya, karşılaşılacak her türlü zorlukları yenmek ve engelleri aşmak için gereken dikkat ve metanete sevk eder. Kısacası, oruç, Kur`an ayı olan Ramazan ayına en lâyık bir ibâdettir ve Kur`ân-ı Kerîm`in nüzûlünün sene-i devriyesini tes`îd ve ihyâ mahiyetinde büyük bir mânevî festivaldir<br />
Orucun, İnsanın Uhrevî Kazancına Bakan Faydası:<br />
İnsanoğlu bu dünyaya, âhireti için ziraat ve ticaret etmeye gelmiştir. Oruç ayı olan Ramazan-ı Şerîf ise, insanın bu uhrevî ticaret ve ziraati için en bereketli bir zamandır. Çünkü Ramazan-ı şerîf`te işlenen amellerin sevabı bire bindir. Kur`ân-ı Hakîm`in herbir harfinin sevabı, hadîslerin bildirdiğine göre, on hasene iken, Ramazan-ı şerîf`te herbir harfin sevabı on değil bin ve Âyete`l-Kürsî gibi bâzı âyetlerin herbir harfi binler ve Ramazan-ı şerîfin Cumalarında daha fazla olur. Ve Kadir gecesinde de 30 bine kadar çıkar. Bu bakımdan Ramazan-ı şerîf, âhiret ticareti için, çok kârlı bir pazar; uhrevî hâsılat için gayet bereketli bir zemindir. Cenâb-ı Hakkın Rububiyet saltanatına karşı, beşerî ubudiyetin resmî geçiş yaptığı parlak ve kudsî bir bayram hükmündedir. Gerçekten de Ramazan-ı şerîf, bu fâni dünyada, fâni ömür içinde, kısa bir hayatta, bâkî bir ömür ve uzun bir hayatı kazanmaya en büyük vesiledir. İşte böyle kudsî bir bayram veya kârlı bir pazarda, insanın oruç tutmak suretiyle yemek, içmek gibi süflî meşguliyetlerini, nefsin heves ve zevklerini muvakkaten terk etmesi ne derece lüzumlu, fıtrî, tam yerinde bir vazife olduğunu artık siz düşününüz&#8230;<br />
Orucun Beden Sağlığına Bakan Faydaları:<br />
Orucun beden sağlığına yaptığı müsbet te`sir ve faydaları şöylece sıralayabiliriz:</p>
<p>* Oruç, sıhhatın anahtarıdır. Bir yıl çeşitli yemeklerle ve içilen meşrubatla yorulan, yıpranan sindirim organlarımıza dinlenme, toparlanma, güç ve kuvvet kazanma imkânları hazırlar. Devamlı çalışan bir makinanın muayyen zamanlarda nasıl bakıma ihtiyacı var ise, bunun gibi yorulan sindirim organlarımızın da hiç olmazsa senede bir ay dinlenmeye ve bakıma ihtiyacı vardır. Bunu da en iyi şekilde oruç ibâdeti yapmaktadır.</p>
<p>* Oruç vücudun açlığa, susuzluğa karşı mukavemetini de arttırır. İnsana dayanıklılık ve tahammül gücü kazandırır.</p>
<p>* Oruç ömrü de uzatır. Çünkü o, sıhhatın devamını ve gençlik çağının uzamasını te`min edebilir. Uzun yaşayan bir hasta, tıp nazarında uzun ömürlü sayılmaz. Uzun ömür, vücûdun dinç ve sağlam kalması demektir. Oruç, aynı zamanda, çalışan kimseler için sıhhat ve rahatlık kaynağıdır. Çünkü orucun verdiği hafiflik ve rahatlık sâyesinde iç organlarımız yediğimiz günlere nisbetle çok daha rahat çalışırlar. Bu rahat çalışma, bütün bedenimizde bir hafiflik ve zindelik meydana getirir. Ramazan günlerinde kendimizi kuş gibi hafif hissedişimizin sebebi, orucun verdiği bu zindeliktir. Oruçlu olan kimse, günde iki defa yemek yer: Birisi iftarda, diğeri de sahurda. Bugün modern tıbbın öngördüğü yaşama tarzında da yemek öğünü ikidir. Çünkü ikiden fazla yemek öğünleri, hem bedenimize zarar vermekte, hem de zaman kaybına sebeb olmaktadır. Öğle yemeği te`siriyle vücudumuz kuvvetini ve canlılığını kaybeder, tenbelleşip uyuşur. Böyle bir bedenle işe başladığımızda randıman yarı yarıya düşecektir. Halbuki mide boş iken, beden daima hafif kalır. Çalışmasına aynı âhenkle devam eder. Aslında, iftar ve sahurda aşırı yemek, mideyi tıkabasa doldurmak da doğru değildir. Çünkü o takdirde beden ve ruha dinlenme, rahatlama imkânı, vücut fabrikasına yıllık bakım ve tamir fırsatı verilmemiş, oruçtan beklenen netice ve fayda da te`min edilememiş olur. Orucun vücut sağlığı açısından taşıdığı önemi Peygamberimiz hadîs-i şerîflerinde şu şekilde beyan buyurmuşlardır:</p>
<p>&#8220;Oruç tutun! Vücudunuz sağlam (ve sıhhatli) olsun.&#8221;</p>
<p>&#8220;Her şey`in bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı da oruçtur.&#8221; Yani, zekâtı vermek, nasıl malı ve malın pisliğini giderip temizliyorsa, oruç da vücudu temizleyip vücuttaki zehirleri, fazlalıkları bertaraf eder; insanı hastalıklardan kurtarır.<br />
Orucun Ruh sağlığına Bakan Faydaları:<br />
Orucun, insanın ruh sağlığına ve mânevî hayatına verdiği bâzı faydaları şöylece sıralayabiliriz:</p>
<p>* Oruç, insan için maddî bir perhiz olduğu kadar mânevî bir perhizdir de&#8230; Çünkü insan nefsi, yeme, içme konusunda dilediği şekilde hareket ettikçe, kişinin beden sağlığına zarar verdiği gibi helâl-haram demeyip rastgelen şey`e saldırmak ve bulduğunu yutmakla da mânevî hayatını zehirler, ruh sağlığını tehlikeye düşürür. Artık kalb ve ruhun emrettiklerini yapmak, gösterdiği yolda gitmek, o nefse zor gelir. İnsanı kendi istediği, canının çektiği istikamete doğru sürükleyip götürmeye başlar. İşte Ramazan-ı şerîf`te oruç vasıtasıyla, nefis, bir nevi perhiz ve riyazete alışır ve emir dinlemeyi öğrenir. İlâhî emre boyun eğerek helâl işleri bile terk ettiğinden, haramlardan çekinmek hususunda da tam bir meleke ve kabiliyet kazanır. Böylelikle bedenî olduğu kadar mânevî ve ruhî sıhhat ve âfiyete de kavuşur.</p>
<p>* İnsan midesi, vücuttaki bütün duygu ve cihazlarla alâkalı bir şekilde yaratılmıştır. Âdeta mide büyük bir fabrika, vücuttaki bütün duygu ve cihazlar da o fabrikanın hademesi, işçisi, yardımcısı hükmündedir. Bu mide fabrikası, bütün sene boyunca hiç tatil ettirilmeden çalıştırılırsa, nefis, mideye yardımcı durumunda olan bütün duygu ve cihazları, devamlı mide ile meşgul ettirir; onların kendilerine mahsus ibâdetlerini ve ulvî vazifelerini insana unutturur. İnsanoğlu sanki dünyaya sadece yiyip içmek için gelmiş gibi, kalbi, ruhu, aklı, fikri ve sair bütün duyguları ile midenin ihtiyacını te`min, rızkını bulmak için seferber olur. Bütün duygularıyla midesini düşünür hâle gelmesi ise, insanı mânen alçaltır, hayvancasına bir hayatın sâhibi kılar. İşte Ramazan-ı şerîf orucuyla, her müslüman, bu dünyadaki vazifesinin, sırf mideyi beslemek onun ihtiyaçlarını te`min etmek olmadığını anlar. Her bir duygu ve cihazını, kendine mahsus ibâdet ve ulvî vazifelerinde istihdam eder. Bu sebeble, Ramazan-ı şerîf`te mü`minler, derecelerine göre, ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevî sevinçlere mazhar olurlar. Kalb ve ruh, akıl ve sır gibi lâtifeler, o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakki ve tefeyyüzde bulunur. Midenin ağlamasına bedel, sair duygular mâsumâne gülerler&#8230; * * *</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/orucun-faydalari-2-172.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Kelimesinin Anlamı</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/ramazan-kelimesinin-anlami-171.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/ramazan-kelimesinin-anlami-171.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/ramazan-kelimesinin-anlami.html</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan Arapça bir kelimedir. Kamerî aylardan dokuzuncusunun ismidir. Ramazan kelimesinin manası ve bu mübarek aya Ramazan isminin verilmesindeki hikmet şöyle belirtilmiştir: a- Ramazan, yaz sonunda güz mevsiminin evvelinde yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına &#8220;ramdâ&#8221; kelimesinden alınmıştır. Bu yağmur genellikle yeryüzünü temizler. Bunun gibi ramazan da müminleri günah kirlerinden temizler, kalplerini pak eder. b- Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Arapça bir kelimedir. Kamerî aylardan dokuzuncusunun ismidir. Ramazan kelimesinin manası ve bu mübarek aya Ramazan isminin verilmesindeki hikmet şöyle belirtilmiştir:<br />
a- Ramazan, yaz sonunda güz mevsiminin evvelinde yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına &#8220;ramdâ&#8221; kelimesinden alınmıştır. Bu yağmur genellikle yeryüzünü temizler. Bunun gibi ramazan da müminleri günah kirlerinden temizler, kalplerini pak eder.<br />
b- Bir izaha göre güneşin şiddetli hararetinden taşların yanıp kızması anlamına olan &#8220;ramad&#8221; kelimesinden alınmıştır. Böyle kızgın yerde yürüyen kimsenin ayakları yanar, zahmet ve meşakkat çeker. Bunun gibi oruç tutan kimse de açlık ve susuzluğun hararetine katlanır, zahmet ve meşakkat çeker, içi yanar.</p>
<p><span id="more-171"></span><br />
Yâhut kızgın yer ayakları yaktığı gibi Ramazan da müminlerin günahlarını yakar, yok eder. Nitekim Enes b. Mâlik (r.a.)´dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber: &#8220;Bu aya ramazan isminin verilmesi günahları yaktığı içindir.&#8221;(3) buyurmuştur.<br />
Şu halde mübarek Ramazan ayında oruç tutan ve ihlasla tevbe eden müminlerin günahları yanar, böylece günah kirlerinden arınırlar, tertemiz olurlar.<br />
c- Kılıcın namlusunu veya okun ucundaki demiri inceltip keskinleştirmek için kaygan iki taşın arasına koyup döğmek anlamına olan &#8220;ramd&#8221; kökünden alınmıştır. Bu aya Ramazan isminin verilmesi de Arapların bu ayda silahlarını bileyip hazırladıklarından dolayıdır.<br />
ç- Bir hadis-i şerifte &#8220;Ramazan&#8221;ın Allah´ın isimlerinden olduğu belirtilmiştir. (4) Bu, Ramazan´da rahmet-i ilâhiyye ile günahların yok olacağını ifade eder. (5) Ümmetine Beş Şey Verildi<br />
Ramazan ayı rahmet ve mağfiret ayıdır. Allah´ın lütuf ve ihsanı, rahmet ve mağfireti, feyiz ve bereketi bu ayda her tarafı kuşatır.<br />
Daha önceki peygamberlere ve ümmetlerine verilmeyen faziletler ve güzel meziyyetler Ramazan ayında bizim Peygamberimize ve<br />
biz ümmetine verilmiştir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde ümmetine verilen beş şeyden bahsederek şöyle buyurmuştur:<br />
&#8220;- Ümmetime ramazan da beş şey verilmiştir ki bunlar benden önceki hiç bir peygambere verilmemiştir:<br />
1- Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah teâlâ ümmetime (rahmet bakışıyla) bakar. Allah her kime (rahmet bakışıyla) bakarsa, ona ebedî olarak azap etmez.<br />
2- Akşamladıklarında ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzel olur.<br />
3- Melekler her gün ve gece onlara istiğfar ederler, Allah´tan bağışlanmalarını dilerler.<br />
4- Allah teâlâ cennetine emredip: &#8220;Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve<br />
ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı.&#8221; buyurur.<br />
5- Gecenin sonu olunca, Allah (c.c.) hepsini bağışlar. Orada bulunanlardan biri:<br />
&#8220;- O gece Kadir gecesi midir?&#8221; deyince:<br />
Hayır, çalışanları görmüyor musun? Onlar çalışıp işlerini bitirince kendilerine ücretleri tam olarak ödenir.&#8221;(6) buyurdu.<br />
İbadet Mevsimi Her ay ibadet ayıdır. Mümin, Allah´ın, &#8220;Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et&#8221; (7) emrine uyarak ölünceye kadar ibadetini yapmaya devam eder. Ancak Ramazan ayı daha çok ibadet ve taatın yapıldığı bir aydır, adeta ibadet mevsimidir. Bu ayda yapmamız gereken şeyleri şöyle sıralamak mümkündür:<br />
a- Herşeyden önce Ramazan ayında üzerimize farz olan orucu eksiksiz ve adabına uygun olarak tutmalıyız.<br />
b- Yine Ramazan´a mahsus bir ibadet olan Teravih Namazını kılmalıyız. Teravih namazı sünnet-i müekkededir.<br />
c- Mümkünse her zaman, hiç değilse Ramazan ayında beş vakit namazı camide cemaatle kılmaya çalışmalıyız. Çünkü<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.s.): &#8220;Cemaatle kılınan namazın sevabı tek başına kılınan namazın sevabından yirmi yedi derece daha faziletlidir.&#8221; (8) buyurmuştur.<br />
d- Kur´an-ı Kerim´i okumayı biliyorsak ay boyunca hatmetmeye çalışmalıyız. Vaktimiz varsa cami ve benzeri yerlerde okunan mukabeleleri dinlemeliyiz. Ramazan ayı bir bakıma Kur´an ayıdır. Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi Kur´an-ı Kerim bu ay içerisinde inmeye başlamıştır.<br />
e- Allah´ı çok zikretmeliyiz, dua etmeliyiz ve Peygamber Efendimize çokça salavât getirmeliyiz. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: &#8220;Ramazanda Allah´ı zikreden bağışlanır ve Allah´tan isteyenin isteği geri çevrilmez.&#8221; (9) buyurmuştur.<br />
f- Mümkünse çok hayır ve hasenât yapmalıyız, çok sadaka vermeliyiz. Peygamber Efendimiz insanların en cömertli olup bu cömertliği Ramazan´da daha da çoğalırdı.<br />
g- Ramazan´da daha fazla ibadet etmeliyiz, daha fazla taatta bulunmalıyız. Peygamber Efendimiz öyle yapardı. Nitekim Hz. Aişe validemiz demiştir ki: &#8220;Resûlüllah (s.a.s.) Ramazan da diğer zamanlardan daha fazla ibadet etmeye çalışırdı.&#8221; (10)<br />
Bereket ve Gufran Ayı Ramazan ayı bereket, rahmet ve gufran ayıdır. Bu ayda Cenab-ı Allah rahmetiyle insanları kuşatır. Günahları bağışlar. Duaları kabul eder. Hayır hususunda yarışan mü´min kullarıyla meleklerine karşı iftihar eder.<br />
Oruç tutmayan ve Allah´a karşı kulluk görevlerini yerine getirmeyen kimseler Allah´ın bu sonsuz rahmetinden mahrum kalırlar.Yüce Peygamberimiz ramazan ayının yeni girdiği bir gün şöyle buyurdu: &#8220;Size bereket ayı Ramazan geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp rahmetini indirir. Günahları bağışlar, duaları kabul eder. Allah bu ayda sizin hayır hususunda yarışmanıza bakar ve sizinle<br />
meleklerine karşı iftihar eder. Allah´a hayır ameller takdim ediniz. Şâkî (günahkar), bu ayda Allah´ın rahmetinden mahrum olan kimsedir.&#8221; (11)<br />
Öyle ise Ramazan diğer ibadet ve taatla ihya ederek bereketinden, feyzinden istifade etmeye çalışmalıyız.Cennetin Kapıları Açılır Sahih hadis kitaplarının başında gelen Buhârî´de rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Ramazn ayı girince göklerin kapısı açılır, cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur.&#8221;(12)<br />
Tirmîzî ve İbn Mâce´nin rivayetinde ise hadis daha uzunca olup şöyledir: &#8220;Ramazan ayının ilk gecesi olunca şeytanlar ve cinlerin azgınlarına zincir vurulur. Hiç biri açık bırakılmaksızın cehennemin bütün kapıları kapatılır. Cennetin bütün kapıları açılır, hiç biri kapalı bırakılmaz. Bir nidâ edici (melek) şöyle seslenir: Ey hayır peşinde koşan kimse! Hayır işlemeye yönel. Ey şer peşinde koşan! Şerri terket.´ Allah tarafından ateşten kurtulanlar olur. Bu durum Ramazanın her gecesinde olur.&#8221; (13)</p>
<p>Hadis-i şerifte Ramazan ayı girince; cennetin kapılarının açılacağı, cehennemin kapılarının kapanacağı ve şeytanların zincire vurulacağı belirtiliyor. Bunun anlamı nedir? Şimdi sırasıyla bunları açıklamaya çalışalım:<br />
Cennetin kapılarının açılması Hadis-i şeriflerde belirtildiğine göre Ramazan ayında oruç tutan kimselere çok ecir ve sevap verilecektir. İşte bu onlar için cennetin kapılarının açılması anlamınadır.<br />
Ya da cennetin kapılarının açılması Allah´ın Ramazan ayında kulları için açmış olduğu ibadetlerden ibarettir. Çünkü ibadetler cennete girmeye sebeptir.<br />
Cehennemin kapılarının kapanması<br />
Ramazan ayı girince müminler oruç tutmaya başlarlar, daha önce işlemeye devam ettikleri kötülüklerden ve günahlardan uzak dururlar. Kendilerine bir çeki düzen verirler. Böylece cehennemin kapıları kendileri için kapanmış olur.<br />
Şeytanların zincire vurulması<br />
Ramazan ayı girince orucu adabına riayet ederek güzelce tutan kimselere şeytanlar musallat olamaz. Orucu adabına riayet ederek tutmak sadece yemekten, içmekten kesilmekle olamaz. Bununla beraber dili, gözü, kulağı ve diğer organları kötülükten korumakla olur.<br />
Ya da şeytanların sebep olmuş olduğu masiyetler ve günahlar Ramazan ayında işlenmez. Fakat nefsî ve süflî arzulara uyularak veya insanların şeytanlarına uyularak yapılan günahlar işlenmeye devam edilir.<br />
Ramazanda Cömertlik<br />
Ashabın alimlerinden Abdullah İbn Abbas (r.a.) şöyle anlatmıştır: &#8220;Rasûlüllah (s.a.s.) insanların en fazla cömert olanı idi. Onun bu cömertliği Ramazan ayı girip de kendisiyle Cebrâil (a.s.) karşılaşınca daha da artardı. Cebrâil (a.s.) Ramazan ayı çıkıncaya kadar her gece Resûlüllah (s.a.s.) ile buluşur, Resûlüllah (s.a.s.) ona Kur´ân´ı arzeder / okurdu. Resûllüllah (s.a.s.) Cebrâil ile buluşunca insanlara rahmet getiren rüzgardan daha çok cömert ve daha fazla faydalı olurdu.&#8221; (14)<br />
Enes b. Mâlik (r.a.)´dan rivâyet edildiğine göre Peygamber Efendimize: Ramazan orucunun dışında hangi oruç daha faziletlidir? diye sorulunca: Ramazan ayına tazim için Şaban ayında tutulan oruçtur. buyurmuş<br />
Hangi sadaka daha faziletlidir? diye sorulunca da: Ramazanda verilen sadaka&#8221;(15) buyurmuştur.<br />
İlk hadis-i şeriften:<br />
a- Peygamber -Efendimizin insanların en fazla cömert olduğunu, onun bu cömertliğinin Ramazan´da daha da arttığını,<br />
b- Ramazan ayı boyunca Cebrâil (a.s.) ile her gece buluştuklarını ve ona Kur´an´ı arzettiğini / okuduğunu öğreniyoruz.<br />
c- İkinci hadis-i şeriften de Ramazan orucundan sonra en faziletli orucun Şaban ayında tutulan oruç olduğunu, en faziletli sadakanın da Ramazan ayında verilen sadaka olduğunu öğreniyoruz.<br />
Öyle ise her hususta olduğu gibi bu konuda da yüce Peygamberimiz´in sünnetine uyarak cömert olmaya çalışmalıyız. Dinimiz sadece Ramazan ayında değil, her zaman cömert olmayı emretmiştir. Bu cömertliğimiz Ramazan ayı içerisinde daha da artmalıdır. Özellikle Ramazan ayının son on gününde. İmam Mâverdî demiştir ki: &#8220;Kişinin Ramazan ayında, özellikle son on gününde aile fertlerine, akrabasına, komşularına ihsan ve lütufda bulunması müstehaptır.<br />
Fakirleri, yoksulları, kimsesizleri, yetimleri Ramazan ayında daha fazla görüp gözetmeliyiz. Onlara merhamet kanatlarımızı açmalıyız, yardım ellerimizi uzatmalıyız. Peygamber Efendimiz bir kutsî hadis-i şeriflerinde haber verdiğine göre Cenâbı Allah şöyle buyurmuştur:<br />
Ey âdem oğlu! Sen başkalarına infak et, yardımda bulun ki ben de sana infakta bulunayım. (16)<br />
Peygamber Efendimizin ifadesiyle: Merhamet etmeyene merhamet edilmez. (17)<br />
Zaten mübarek Ramazan ayı içimizdeki şefkat ve merhamet duygusunu harekete geçirir. Oruç tutan kimse açlığın, susuzluğun, yoksulluğun ne demek olduğunu daha iyi hisseder. Böylece daha çok sadaka vermeye, daha çok hayır ve hasenât yapmaya koşar. O bilir ki Allah iyi niyetle verilen sadakayı bereketlendirir, biri bin yapar.</p>
<p>1- et-Tergîb, II, 94.<br />
2- Bakara, 185.<br />
3- İbn Kudâme, el- Muğnî, IV, 324.<br />
4- İbn Kudâme, el-Muğnî, III, 85.<br />
5- Yazır, Hak Dini Kur´ân Dili, I, 643-644.<br />
6- Hadisi Beyhakî rivayet etmiştir, bk. et- Tergîb<br />
(terceme), II, 425.<br />
7- Hıcr, 99.<br />
8- Buhârî, Bed´ü´l-ezân, 30.<br />
9- et- Tergîb (terceme), II, 447.<br />
10- Müslim, İtikaf, 8 (III, 405).<br />
11- Taberânî rivayet etmiştir, bk. et-Tergîb<br />
(terceme), II, 436.<br />
12- Buhârî, Savm, 5 (III, 33).<br />
13- Tirmizî, Savm, 1; İbn Mace Sıyam, 2.<br />
14- Buhârî, Savm, 7.<br />
15- Tirmizî, Zekat, 28 (III, 51-52).<br />
16- Buhârî, Nefekât, 1.<br />
17- Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 214, 514; IV, 365.<br />
(<a href="http://www.haznevi.net/" target="_blank">www.haznevi.net</a> ten alınmıştır)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/ramazan-kelimesinin-anlami-171.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan hatırlatması: Yardımlaşma ve dayanışma</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/ramazan-hatirlatmasi-yardimlasma-ve-dayanisma-170.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/ramazan-hatirlatmasi-yardimlasma-ve-dayanisma-170.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:26:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/ramazan-hatirlatmasi-yardimlasma-ve-dayanisma.html</guid>
		<description><![CDATA[Kâinata baktığımızda atomlardan yıldızlara, hayvanlardan bitkilere kadar tüm varlıkların arasında bir yardımlaşma olduğunu görüyoruz. Bu yardımlaşmanın neticesi olarak da, her varlık görevini kolaylıkla ve eksiksiz yerine getiriyor. Hiçbiri birine mâni olmuyor. Onlar arasında bir hâsetlik, kıskançlık olmadığı için aralarında bir çatışma da görülmüyor. Bu yardımlaşma ve dayanışma örneğini biz insanlar da hayatımızda uygulasak eminim ki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="3">Kâinata baktığımızda atomlardan yıldızlara, hayvanlardan bitkilere kadar tüm varlıkların arasında bir yardımlaşma olduğunu görüyoruz. Bu yardımlaşmanın neticesi olarak da, her varlık görevini kolaylıkla ve eksiksiz yerine getiriyor. Hiçbiri birine mâni olmuyor. Onlar arasında bir hâsetlik, kıskançlık olmadığı için aralarında bir çatışma da görülmüyor. </font>  <font size="3">Bu yardımlaşma ve dayanışma örneğini biz insanlar da hayatımızda uygulasak eminim ki işlerimizde kısa sürede başarı ve kazanç elde edeceğiz. Konuyu kısa bir hikâye ile biraz açmak istiyorum. </font><br />
<span id="more-170"></span><font size="3">Senelerdir “En İyi Buğday Yarışması”na katılan ve her yıl birinci olan bir çiftçinin o yıl da birinci olması herkesi şaşırtmıştır. Yarışmayı izleyen gazeteciler çiftçiden bu başarısının sırrını öğrenmek isterler. Çiftçi bu sırrın, kendi buğday tohumlarını komşularıyla paylaşmasında yattığını söyler. Gazeteciler bu cevaba çok şaşırırlar: “Onlar sizin rakibiniz olarak yarışmaya katılıyorlar. Buna rağmen ne diye tohumlarınızı onlarla paylaşıyorsunuz?” diye sorarlar. Çiftçi: “Neden olmasın? Bilmiyor musunuz, rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu bakımdan komşularımın kötü buğday yetiştirmeleri demek, benim ürünümün de iyi olmaması demektir. En iyi buğdayı yetiştirmek için, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.” </font></p>
<p><font size="3">Yardım etmenin, paylaşmanın insana bir şey kaybettirmediği gibi, ona muhakkak fazlasıyla geri döneceğini biliriz ve bu bilgiyi tecrübelerle yaşamışızdır. Ancak bazı insanlar aksini düşünür, başkasına yardım etmek o insanlara göre bir kayıptır. Ya da boşa harcanan zamandır. </font><br />
<font size="3">Yardım etmek veya paylaşmak deyince-bu maddî anlamda da olabilir, bilgi paylaşımı anlamında da-birbirimize bir şeyler öğretmek, güzel davranışlara yönlendirmek, ahlâkını düzeltmek de bir yardımlaşmadır. Tanıdığımız ya da tanımadığımız insanlara duâ etmek de bir yardımdır. Yani hepimiz her an birbirimize yardım edebiliriz ve etmeliyiz ki Allah da bize yardım etsin. Bir iken, yardımlaşmamız neticesinde bin dil olalım ki, duâlarımızın kuvvet ve kabul derecesi artsın. </font><br />
<font size="3">Kur’ân-ı Kerimde ve hadislerde de yardımlaşmanın önemi üzerinde ısrarla durulmuş ve insanlar yardımlaşmaya teşvik edilmiştir. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur: “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu zalimlerin eline teslim etmez. Kim kardeşinin ihtiyacını karşılarsa Allah da onun ihtiyacını karşılar. Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse Allah da buna karşılık kıyamet gününün sıkıntılarından birini ondan giderir. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.” Maide Sûresi’ndeki âyette de: “Helâlde ve hayırda yardımlaşın, haramda ve günahta yardımlaşmayın” buyrulmuştur. </font></p>
<p><font size="3">Bir yardımlaşma ve bereket, rahmet ayı olan Ramazan’<font face="Times New Roman TUR">ı</font> idrak ettiğimiz şu günlerde; insan olarak birbirimize maddî-manevî yardım etmenin şuurunu taşımalıyız. Öncelikle ailemizden, akraba ve komşularımızdan başlayarak bu güzel davranışı dalga dalga yaymalıyız. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadis-i şerifini özümsemeli ve yaşamalıyız. </font><br />
<font size="3">Bu ayda yerine getirdiğimiz oruç ibadeti ile, teravih, fitre ve zekât ile kulluk vazifemizi yaparken yardımlaşmanın da zirveye ulaştığı günleri yaşıyoruz. Kazandığımız sevaplar da, bir iken bin, bazen yedi bin, bazen daha fazla yazılıyor. Yardımlaşmanın ve paylaşmanın dünyada görülen neticesi de hanelerimizde bereket olarak tezahür ediyor. Ayrıca başımıza gelmesi muhtemel kaza ve belâları def ediyor. </font></p>
<p><font size="3">Kâinatın uyum ve denge içinde olması varlıkların aralarındaki yardım ve dayanışmaya bağlıysa; biz insanlar da birbirimize yardım ederek ekonomik ve sosyal dengeyi sağlayabiliriz. Hem mânen huzurlu, mutlu oluruz, hem de aramızdaki sevgi bağı güçlenir. </font></p>
<p><font size="3"><strong>Not:</strong> </font><br />
<font size="3">Okuyucularımızın Ramazan-ı Şerifini tebrik ediyor, hayırların celbine, şerlerin def’ine vesile olmasını Cenâb-ı Allah’dan niyaz ediyorum. </font></p>
<p align="right"><font size="3">Mehtap YILDIRIM </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/ramazan-hatirlatmasi-yardimlasma-ve-dayanisma-170.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuranı Kerim de Oruç</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/kurani-kerim-de-oruc-169.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/kurani-kerim-de-oruc-169.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:26:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/kurani-kerim-de-oruc.html</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Oruç 2 / 183 Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. 2/ 184 Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kur&#8217;an-ı  Kerim&#8217;de  Oruç</strong></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/kuran/lokman/bismillah.gif" id="ncode_imageresizer_container_2" border="0" /></font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/2_183.gif" id="ncode_imageresizer_container_1" border="0" /></font></p>
<p><span id="more-169"></span><font size="3">2 / 183 Ey iman edenler! <font color="#000000">Oruç</font> sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/2_184.gif" id="ncode_imageresizer_container_13" border="0" /></font></p>
<p><font size="3">2/ 184 Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/2_185.gif" id="ncode_imageresizer_container_3" border="0" /></font></p>
<p><font size="3">2/ 185 Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur&#8217;an&#8217;ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah&#8217;ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir. </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/2_187.gif" id="ncode_imageresizer_container_6" border="0" /></font></p>
<p><font size="3">2 /187 Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah&#8217;ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah&#8217;ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar. </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/2_196.gif" id="ncode_imageresizer_container_5" border="0" /></font></p>
<p><font size="3">2/ 196 Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah&#8217;tan korkun. Biliniz ki Allah&#8217;ın vereceği ceza ağırdır. </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/4_92.gif" id="ncode_imageresizer_container_7" border="0" /></font></p>
<p><font size="3">4 /92 Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/5_89.gif" id="ncode_imageresizer_container_14" border="0" /></font></p>
<p><font size="3">5/ 89 Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz! </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/5_95.gif" id="ncode_imageresizer_container_4" border="0" /></font></p>
<p><font size="3">5/ 95 Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten öldürürse öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kâbe&#8217;ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder (öldürülen avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan) işinin cezasını tatmış olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar işlerse Allah da ondan karşılığını alır. Allah daima galiptir, öç alandır. </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/9_112.gif" id="ncode_imageresizer_container_8" border="0" /></font></p>
<p><font size="3">9/ 112 (Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah&#8217;ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!</font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/19_26.gif" id="ncode_imageresizer_container_9" border="0" /></font><br />
<font size="3">19/ 26 &#8220;Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah&#8217;a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.&#8221; </font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/33_35.gif" id="ncode_imageresizer_container_11" border="0" /></font></p>
<p><font face="arial narrow"><font size="3">33/ 35 Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah&#8217;ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. </font></font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/58_4.gif" id="ncode_imageresizer_container_10" border="0" /></font></p>
<p><font face="arial narrow"><font size="3">58/ 4 (Buna imkân) bulamayan kimse, hanımıyla temas etmeden önce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah&#8217;a ve Resûlüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah&#8217;ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır. </font></font></p>
<p align="center"><font size="3"><img src="http://www.biriz.biz/oruc/66_5.gif" id="ncode_imageresizer_container_12" border="0" /> </font></p>
<p><font face="arial narrow"><font size="3">66/ 5 Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadef eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.</font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/kurani-kerim-de-oruc-169.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hadislerde Ramazan ve Oruç</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/hadislerde-ramazan-ve-oruc-168.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/hadislerde-ramazan-ve-oruc-168.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:25:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/hadislerde-ramazan-ve-oruc.html</guid>
		<description><![CDATA[HADİSLERDE RAMAZAN &#038; ORUÇ Ademoğlunun her ameli katlanır. Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri şöyle buyurmuştur: &#8220;Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu dilediğim gibi mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti.&#8221; Allahümme leke sumtü ve ala rızkıke eftartü. (Ey Allahım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HADİSLERDE RAMAZAN &#038; ORUÇ</p>
<p>Ademoğlunun her ameli katlanır. Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri şöyle buyurmuştur: &#8220;Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu dilediğim gibi mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti.&#8221;<br />
Allahümme leke sumtü ve ala rızkıke eftartü. (Ey Allahım senin rızan için oruç tuttum ve senin rızkınla orucumu açıyorum.) Biriniz yemeğe davet: edilince, oruçlu ise: &#8220;Ben oruçluyum&#8221; desin.</p>
<p>Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab&#8217;ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.<br />
<span id="more-168"></span><br />
Bu mübarek aya girmiş bulunuyorsunuz. Bu ayda bir gece vardır ki bin aydan hayırlıdır. Bu gecenin hayır ve bereketinden mahrum kalan bir kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış gibidir. Onun hayrı ise sadece (uhrevi saadetten) mahrum kimseye haramdır.<br />
Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez. Oraya kim girerse ebediyyen susamaz</p>
<p>Cumartesi günleri, farz oruçlar dışında oruç tutmayın. Sizden biri, o gün, üzüm çöpünden veya bir ağaç kabuğundan başka (yiyecek) bir şey bulamasa bile, onları emip oruç tutmasın.</p>
<p>Gündüz orucuna sahur yemeği ile yardımcı olun, kaylüle (öğle uykusu) ile de gece namazına yardımcı olun!</p>
<p>Herşeyin bir zekatı (temizlenme vasıtası) vardır, cesedin zekatı oruçtur.</p>
<p>İnsanlar iftarda ta&#8217;cile yer verdikleri müddetçe hayır üzere devam ederler.</p>
<p>Kadın, kocası varken izin almadan (nafile) oruç tutmasın.<br />
Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.</p>
<p>Kim bir kavme misafir olursa, onlar müsaade etmedikçe (nafile) oruç tutmasın.<br />
Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.</p>
<p>Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin.&#8221;</p>
<p>Kim, üzerinde Ramazan ayının orucu olduğu halde ölecek olursa, (ölünün velisi) her bir gün yerine, bir fakire yiyecek versin.<br />
Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.</p>
<p>Kim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse, velisi ona bedel tutar.</p>
<p>Kim yalanı ve onunla ameli terketmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah&#8217;ın ihtiyacı yoktur.</p>
<p>Nice oruçlular vardır ki, tuttuğu oruçtan yanına sadece çektiği açlık kâr kalır. Nice gece namazı kılanlar vardır ki, onların da kârı gece uykusuz kalmaktan ibarettir.&#8221;<br />
Nübüvvet (peygamberlik) amellerinden biri de iftarın ta&#8217;cili (öne alınması), sahurun da te&#8217;hir edilmesidir.</p>
<p>Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku , Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.</p>
<p>Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa &#8220;ben oruçluyum!&#8221; desin ve ona bulaşmasın.</p>
<p>Oruç, sabrın yarısıdır.</p>
<p>Oruçlunun hayırlı hasletlerinden biri misvak kullanmasıdır.</p>
<p>Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar.</p>
<p>Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.</p>
<p>Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez.</p>
<p>Sadece şafaktan önce niyet edenlerin orucu muteberdir.</p>
<p>Sahur yemeği yemek, berekettir. Bir yudum su ile de olsa onu terketmeyiniz. Şüphesiz sahur yemeği yiyenleri Allah Teâlâ mağfiret eder, melekler de onlar için istiğfar ederler.</p>
<p>Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket var.</p>
<p>Seferde Ramazan orucu tutan hazerde oruç tutmayan gibidir.</p>
<p>Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşa Teâlâ sevap kesinleşti.</p>
<p>Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır.</p>
<p>Şükreden oruçsuz kimseye, sabreden oruçlunun sevabının misli verilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/hadislerde-ramazan-ve-oruc-168.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayı İbadet Ayıdır</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/ramazan-ayi-ibadet-ayidir-167.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/ramazan-ayi-ibadet-ayidir-167.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/ramazan-ayi-ibadet-ayidir.html</guid>
		<description><![CDATA[Soru: Bazı kuruluşlar iftar çadırları kuruyorlar. Bu çadırlarda iftariyeler verilip sözüm ona “Ramazan etkinlikleri” düzenliyorlar. Doğru mudur? Cevap: Bismillahirrahmanirrahim. Bazı kuruluşlar dine, Kur’ân-ı Kerîm’e, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ahlâk ve sünnetine, Şeriata, fıkha, tasavvufa taban tabana zıt birtakım eğlenceler, şenlikler, çalgılı toplantılar, oyunlar tertiplemektedir. Kimi yerlerde “Ramazan eğlenceleri” yazılı ilanlar, pankartlar çarpıyor gözümüze. Fesübhanellah!. Ramazan ayı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soru:</strong> Bazı kuruluşlar iftar çadırları kuruyorlar. Bu çadırlarda iftariyeler verilip sözüm ona “Ramazan etkinlikleri” düzenliyorlar. Doğru mudur?<br />
<strong>Cevap:</strong> Bismillahirrahmanirrahim. Bazı kuruluşlar dine, Kur’ân-ı Kerîm’e, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ahlâk ve sünnetine, Şeriata, fıkha, tasavvufa taban tabana zıt birtakım eğlenceler, şenlikler, çalgılı toplantılar, oyunlar tertiplemektedir. Kimi yerlerde “Ramazan eğlenceleri” yazılı ilanlar, pankartlar çarpıyor gözümüze. Fesübhanellah!. Ramazan ayı, eğlence ayı mıdır? Müslümanların bu gibi tuzaklara düşmemeleri gerekir. Bazı kuruluşlar iftar çadırları kuruyorlar. Bu çadırlarda iftariyeler verilip sözüm ona “Ramazan etkinlikleri” düzenleniyor. Dinimizin asla tasvip etmediği kişi ve kurumlar, buralarda iftara müteakiben “sevab”ına konserler veriyorlar. Hemen belirteyim ki ALLAH rızası için olmak şartıyla Ramazan çadırları kurulmasına ve buralarda yüzlerce, bazen binlerce fakire yemek yedirilmesine karşı değilim, yapanları tebrik ediyorum. Ancak ihlasa dikkat etmek gerekir, yoksa sevabı olmaz. Yeni nesil Ramazan ayını bu gidişle eğlence ayı olarak yaşayacağa benziyor.<br />
<span id="more-167"></span><br />
Ermeni ve Rumların icrası “Direkler arası” çılgınlığı 21’inci yüzyılda Müslümanların eliyle geri gelecek. Gidişat bunu gösteriyor. Yanlışlıkla icra edilen günümüz Ramazan çadır şenliklerinin getirdiği anlamsız eğlencelerin eski İstanbul azınlıklarının direklerarası eğlenceleriyle anlamdaş olması ne denli üzücüdür. Ramazan neşesini, cami içersinde yaşayan Müslümanlara karşılık, o dönemin İstanbul azınlığı denilen Rum, Ermeni ve Yahudi gayrimüslim azınlığı da kendilerini direklerarası tabir edilen eğlenceleriyle avutarak o günün hakim İslam kültürüne ayak uydurmaya çalışmışlardır. Ramazan etkinlikleri diye reklam yapıyorlar ve bir de bakıyorsunuz ki, bazı mekanlarda, şarkıcılar, türkücüler, mankenler, çalgılar, çengiler&#8230; Bunların Ramazan ayıyla, oruç ibadetiyle, İslâm diniyle bir ilgisi yoktur. Birtakım adamların ve kurumların Ramazanı dejenere etmeye, kutsal kavramları mıncıklamaya hakları yoktur&#8230; Beylerimiz beş yıldızlı içkili bir mekanda verilen iftar ziyafetine gidiyor, sonra filan yerde çalgı dinliyor, daha sonra başka bir mekanda fosur fosur nargile tonkurdatıyor. Sonra bu yaptıkları Ramazan etkinliği oluyor. Beyler biraz ciddiyet, biraz haya, biraz edeb!.. Ramazan ibadet ayıdır, kendini ve toplumu islah etmek, dinî ölçülere göre iyileştirmek zamanıdır, hayır hasenat mevsimidir&#8230; Yüce İslâm dini müzik konusunda birtakım ölçüler, sınırlar, yasaklar koymuştur. İnsanları azdıran, gaflete düşüren, ALLAH’tan ve dinden uzaklaştıran, şehvetlerini kamçılayan müzik, dinimiz tarafından kötülenmiş ve mü’minlerin böyle musikîden uzak durmaları tavsiye edilmiştir. Yine birtakım açık saçık kadınların erkeklerin içinde şarkı söylemesi doğru değildir. Böyle şeyler zamanımızda serbestçe yapılmaktadır. Bizim itirazımız, Ramazan gibi kutsal ve dinî bir kavram ile bunların bir araya getirilmesidir&#8230;</p>
<p>Edebsizliğin adını Ramazan Eğlenceleri koymuşlar. Ramazan eğlence ayı değildir, ibadet ve hayır hasenat ayıdır. İslâm’da eğlenmek yok mudur? Vardır ama dine uygun olmak şartıyla. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bizim şu halimizi görse acaba ne derdi? Aferin size mi derdi? Hiç sanmıyorum&#8230; Papa İslâm’a, Yüce Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize çatıyor, bazıları Katolik papazları da davet ederek beş yıldızlı Diyalog hoşgörü ve dinlerarası kardeşlik iftarları veriyor. Ya Rabbi! Ne günlere kaldık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/ramazan-ayi-ibadet-ayidir-167.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da nasıl yemeli?</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/ramazanda-nasil-yemeli-166.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/ramazanda-nasil-yemeli-166.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:23:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/ramazanda-nasil-yemeli.html</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan&#8217;da nasıl yemeli? Doç. Dr. Sefa Saygılı Milli Gazete Ramazan ayı bazılarımızın zannettiği gibi &#8216;yeme ayı&#8217; değil, &#8216;yememe ayı&#8217;dır. Yani oruçlu olduğumuzda iftar ve sahurda aşırıya kaçmamız hiç doğru değildir. Akşam iftara oturduğumuzda (sahura kalkmışsak) 12 saat civarında aç kalmışız demektir. Sindirim sistemimiz istirahattedir. İşte biz iftarda yemeği birden ve aşırı şekilde mideye doldurursak salgılar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan&#8217;da nasıl yemeli?<br />
Doç. Dr. Sefa Saygılı<br />
Milli Gazete<br />
Ramazan ayı bazılarımızın zannettiği gibi &#8216;yeme ayı&#8217; değil, &#8216;yememe ayı&#8217;dır. Yani oruçlu olduğumuzda iftar ve sahurda aşırıya kaçmamız hiç doğru değildir. Akşam iftara oturduğumuzda (sahura kalkmışsak) 12 saat civarında aç kalmışız demektir. Sindirim sistemimiz istirahattedir. İşte biz iftarda yemeği birden ve aşırı şekilde mideye doldurursak salgılar fazlalaşır, tansiyon düşüklüğü olur. Hele bir de yemeği yedikten sonra uzanıp yatarsak tehlike artar. Vücuttaki kan, mide ve bağırsakların etrafında toplanır.<br />
<span id="more-166"></span><br />
Beyin ve kalbe kanın gitmesi engellenir. Kan birden vücuda dağıldığında ise kalp çarpıntılarına ve krize kadar varır.</p>
<p>Bu sebeple kalbinden rahatsız olanlar yediklerine dikkat etmelidirler. Tavsiye edilen; yemeğin yavaş, iyi çiğnenerek ve sohbetle, muhabbetle yenmesidir. Osmanlı konaklarında iftarda önce çorba çıkar, misafirler orucunu bu şekilde açtıktan sonra akşam namazı eda edilirmiş. Yemek ise namazı müteakiben yenirmiş. Aslında sağlığa en uygun olanı da budur. Yine Ramazan&#8217;da bol sıvı almalıyız. Taze meyve suyu, ayran gibi içecekler de alınabilir Ramazan&#8217;da ağır yiyeceklerden kaçınmalı, meyve ve çiğ sebze tüketimine önem verilmelidir. Ramazan&#8217;ın sağlık ayı olduğunu unutmayalım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/ramazanda-nasil-yemeli-166.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sahura Kalkalım</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/sahura-kalkalim-165.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/sahura-kalkalim-165.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:23:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/sahura-kalkalim.html</guid>
		<description><![CDATA[Yüce ALLAH’ın lütfu ile sağlık ve esenlik içinde, Müslümanlar olarak arınma ve yenilenme bilincimizin tazelendiği, ferdi hayatta dindarlığın, sosyal hayatta huzur, dayanışma ve kaynaşmanın yoğun olarak yaşandığı, manevi derecesi çok yüksek ve kazancı pek büyük olan af, mağrifet ve bereket mevsimi yeni bir Ramazan ayına ulaşmış bulunuyoruz, elhamdulillah. Ramazan Ayına bir kez daha erişmenin, sahura [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Yüce ALLAH’ın lütfu ile sağlık ve esenlik içinde, Müslümanlar olarak arınma ve yenilenme bilincimizin tazelendiği, ferdi hayatta dindarlığın, sosyal hayatta huzur, dayanışma ve kaynaşmanın yoğun olarak yaşandığı, manevi derecesi çok yüksek ve kazancı pek büyük olan af, mağrifet ve bereket mevsimi yeni bir Ramazan ayına ulaşmış bulunuyoruz, elhamdulillah. Ramazan Ayına bir kez daha erişmenin, sahura kalkarak bu ayın manevi atmosferine girmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hepimize mübarek olsun! Amin Üzülerek belirtelim ki, huzur ve maneviyat iklimi olan bu Ramazan ayına da dünyada ve yakın çevremizde savaşın, şiddetin, sonu gelmez kin ve ihtirasın, düşmanlık ve ayırımcılığın kol gezdiği, bütün vicdan sahiplerini âdeta acı ve gözyaşına boğduğu bir ortamda giriyoruz. Hiçbir din, hiçbir mezhep ve sağduyu sahibi hiçbir insan, masum insanları, kadın ve çocukları, sivil yerleşim mekânlarını hedef alan saldırıları, gerekçesi ne olursa olsun onaylayamaz.<br />
<span id="more-165"></span><br />
Aziz vatanımızda asırlardır bir arada karşılıklı barış, sevgi, saygı ve huzur içinde yaşayan milletimizin birlik ve dirliğine yönelik her türlü iç ve dış tehdidin, terörün ve bunun yol açtığı gözyaşının son bularak, yerini birbirimizi olanca farklılıklarımızla severek ve sayarak barış içinde yaşama sorumluluğunun, kardeşlik ve vatandaşlık bilincinin alması, ülkemizde, İslam aleminde ve bütün dünyada barış ve huzurun egemen olması bu mübarek ayda bütün inananların en içten temenni ve niyazıdır.</p>
<p>Ramazan ayı, nefislerin terbiye edildiği, yoksulların doyurulup gözetildiği, sevap ve mükafatın arttığı, af ve mağfiretin çokça ihsan edildiği bir aydır. Tutulan oruçları, kılınan teravih namazları, okunan hatim ve mukabeleleri, iftar ve sahurları, dua, tövbe, zikir ve niyazları ile baştan sona bir feyz, rahmet ve bereket ayıdır.</p>
<p>Sahura kalkıp bir şeyler yemek-içmek ve sahuru münasib vakte kadar tehir etmek: Oruçluya müstehab olan şeylerdendir. Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:</p>
<p>“Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” (1) buyurmuşlardır.</p>
<p>Sahura kalkmak; dua ve ibadetlerin kabul edilme vakti olan seher vaktinde uyanık olmaya, Cenab-ı Hakk’ı zikretmeye ve O’na dua etmeye, neticesinde de ilâhî feyizlerden istifade etmeye sebep olur. Ebu Saidi’1-Hudri (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz:</p>
<p>“Sahur yemeği yemek, berekettir. Bir yudum su ile de olsa onu terketmeyiniz. Şüphesiz sahur yemeği yiyenleri Allah Teâlâ mağfiret eder, melekler de onlar için istiğfar ederler.” (2) buyurmuşlardır.</p>
<p>Sahura kalkmak, vereceği güç ile gün boyu açlığa katlanmada kolaylık sağlar, oruçlunun şevk ve canlılığını artırır, açlığın sebep olabileceği huysuzluğun giderilmesini temin eder. İbn-i Abbas (R.A.) den rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V.):</p>
<p>“Sahur yemeği ile gündüzün orucuna, kaylûle (öğlen) uykusuyla da gece ibadetine kalkmak için yardım isteyiniz.” (3) buyurmuşlardır.</p>
<p>Oruç tutan kişilerin Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenme konusunda dikkatli olmaları gerekir. Ramazan ayı süresince yetersiz, bilinçsiz ve dengesiz beslenmek sağlık sorunlarına yol açar. Oruç tutan bazı kimselerin, gün boyu aç kalacakları düşüncesiyle iftar veya sahurda gereğinden fazla ve hızlı yemek yemeleri, hazımsızlık, mide ağrısı, kabızlık, kan şekeri ve tansiyonda ani yükselmelere sebep olmaktadır.</p>
<p>Bu tür sağlık sorunlarından uzak kalabilmek için; iftar ve sahurda yavaş yavaş ve azar azar yemek yenilmesi, yemeklerin ağızda iyi çiğnenmesi gerekir.</p>
<p>Sahura kalkmadan tutulan oruç, depresyona neden oluyor</p>
<p>Sahura kalkmadan oruç tutulması aç kalma süresini artırıp, halsizlik, baş ağrısı, yorgunluk, tansiyon ve kan şekerinin düşmesi, verimsizlik, depresyon, konsantrasyon güçlüğü ve dikkatte azalmaya sebep olmaktadır.</p>
<p>1) Buhari; Savm: 20, Müslim; Sıyam: 45, Tirmizi; Savm: 17<br />
2) A.b.Hanbel; 3/44, 4/370<br />
3) İbn-i Mace; Sıyam: 22, Hakim el-Müstedrek; 1/425</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/sahura-kalkalim-165.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sahuru geciktirmekte yarar var</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/sahuru-geciktirmekte-yarar-var-164.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/sahuru-geciktirmekte-yarar-var-164.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:22:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/sahuru-geciktirmekte-yarar-var.html</guid>
		<description><![CDATA[Sahur, Ramazan gecesinde oruç tutmak niyetiyle kalkıp yenilen ve içilen şeylerdir; bu maksatla kalkmaya, yiyip içmeye de sahur denilmektedir. Hadiste &#8220;Sahura kalkın, çünkü onda bereket vardır&#8221; buyurulmuştur. İmsak ise yiyip içmeye son vermek, oruca fiilen başlamaktır. Sahurun başlangıcı, iftar yemeğinden sonra kişinin yeniden yiyip içecek hale gelmesi ile gerçekleşir, bunun için belli bir saat yoktur; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="3">Sahur, Ramazan gecesinde oruç tutmak niyetiyle kalkıp yenilen ve içilen şeylerdir; bu maksatla kalkmaya, yiyip içmeye de sahur denilmektedir. Hadiste &#8220;Sahura kalkın, çünkü onda bereket vardır&#8221; buyurulmuştur. İmsak ise yiyip içmeye son vermek, oruca fiilen başlamaktır. </font>  <font size="3">Sahurun başlangıcı, iftar yemeğinden sonra kişinin yeniden yiyip içecek hale gelmesi ile gerçekleşir, bunun için belli bir saat yoktur; ancak tutulacak oruca medar olsun, oruçlunun açlık ve susuzluk çekeceği zaman asgariye insin diye sahurun mümkün olduğu kadar geciktirilmesi, iftarın ise vakit girer girmez açılması tavsiye edilmiştir. Sahurun son vakti tan yerinin ağarmaya başlamasıdır ki buna eski dilimizde &#8220;fecr-i sâdık&#8221; denilmektedir. Sahur bitince başlayan zaman imsaktir, şu halde sahurun bittiği zaman aynı zamanda imsakin gerçekleştiği, devreye girdiği zaman olmaktadır.<br />
</font><span id="more-164"></span><font size="3">Allah Teâlâ kitabında, &#8220;Tan yeri ağarması sebebiyle tarafınızdan siyah ip beyaz ipten iyice ayırt edilinceye kadar yiyin ve için&#8230;&#8221; (Bakara: 2/187) buyurmaktadır. Burada geçen siyah ipten gecenin karanlığı, beyaz ipten de, doğu ufku boyunca önce beyaz bir ip gibi başlayan, sonra kalınlaşarak yayılan tan ışığı kastedilmiştir. Günümüzde tan olayının başlaması; yani sahurun sona erme ve imsakin başlama vakti hesapla daha önceden belirlenmekte, takvimlere yazılmaktadır. Eskiden ise bu da gözlenerek, doğu ufkuna bakılarak tesbit edilirdi. İlgili âyet &#8220;iyice ayırt edilinceye kadar&#8221; diyor; bu da ya şüphesiz olarak tan olayının başlamasını veya siyahın beyazdan şüphesiz olarak ayırt edilmesini ifade eder. Hesaplamada imsaki dakika dakika olarak ifade etmek mümkündür, fakat asırlarca süren gözle tesbitte belli bir dakika değil, doğu ufkunda ağarmanın açıkça görülmesi esas alınmıştır. Buradan hareketle şunu söylemek mümkündür: Normal hallerde takvimde yazılı saat ve dakikaya uyulmalıdır. Geç uyanma gibi hallerde ise daha beş on dakika yemek ve içmek mümkündür.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/sahuru-geciktirmekte-yarar-var-164.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seferi Hali ve Oruç</title>
		<link>http://www.iftarsahur.com/seferi-hali-ve-oruc-163.html</link>
		<comments>http://www.iftarsahur.com/seferi-hali-ve-oruc-163.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 17:22:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Oruç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iftarsahur.com/seferi-hali-ve-oruc.html</guid>
		<description><![CDATA[Seferi Hali ve Oruç Misafir olan kimsenin seferilik halinde iftar etmesi mübah ise de oruç tutması daha faziletlidir. Ancak oruçlu iken sefere ilk çıktığı gün orucu bozmaması gerekir. Bununla beraber yolculuğa çıktıktan sonra iftar ederse kefaret gerekmez, yalnız kaza icab eder. Sefere çıkmadan önce iftar edilir de sonra yola çıkarsa kefaret lazım gelir. Gündüzün ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="4">Seferi  Hali ve Oruç</p>
<p>Misafir olan kimsenin seferilik halinde iftar etmesi mübah ise de oruç tutması daha faziletlidir. Ancak oruçlu iken sefere ilk çıktığı gün orucu bozmaması gerekir. Bununla beraber yolculuğa çıktıktan sonra iftar ederse kefaret gerekmez, yalnız kaza icab eder.<br />
Sefere  çıkmadan önce iftar edilir de sonra yola çıkarsa kefaret lazım gelir.<br />
Gündüzün ilk vaktinde kasden orucunu yiyen kimse, sonra zorla sefere çıkarılmış olsa, keffaret üzerinden düşmez. Kendi arzusu ile de sefere çıkmış olsa hüküm değişmez.</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iftarsahur.com/seferi-hali-ve-oruc-163.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk
Page Caching using disk (enhanced)
Database Caching 1/49 queries in 0.040 seconds using disk
Object Caching 284/587 objects using disk
Content Delivery Network via N/A

Served from: www.iftarsahur.com @ 2012-02-09 01:10:00 -->
